Tokat’ın doğal dokusunu, tarihi mirasını ve yerel yaşam alanlarını doğrudan tehdit eden Yazıcık Maden projesine karşı başlatılan hukuk savaşında çok önemli bir aşama daha geçildi. Tokat Adliyesi’nde gerçekleştirilen duruşma, bölge halkı ve çevre savunucularının yoğun katılımıyla bir dayanışma platformuna dönüştü. CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, CHP Tokat İl Başkanı Çağdaş Kurtgöz ve CHP Tokat Merkez İlçe Başkanı Aytekin Ayan’ın da yer aldığı heyet, davanın ardından yaptıkları açıklamalarla kararlılık mesajı verdi.
Aytekin Ayan’dan Belgelerle Usulsüzlük Vurgusu
Duruşma sonrası sürecin teknik detaylarını kamuoyuyla paylaşan CHP Tokat Merkez İlçe Başkanı Aytekin Ayan, projenin hukuki ve bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu ifade etti. Mahkeme heyetine sunulan raporların projedeki büyük açıkları ortaya koyduğunu belirten Ayan, işletme ruhsatı ile ÇED raporu arasındaki koordinat uyumsuzluklarının belgelerle sabitlendiğini vurguladı. Bilirkişi görüşlerinin Yazıcık halkının lehine olduğunu hatırlatan Ayan, ÇED kapsamı dışındaki alanlarda yürütülmek istenen usulsüz faaliyetlerin takipçisi olacaklarını ve bilimin ışığında bu hukuksuzluğa geçit vermeyeceklerini dile getirdi.
"Mesele Tokat’ın Gelecek Meselesidir"
CHP Tokat İl Başkanı Çağdaş Kurtgöz, davanın siyasi bir çekişmenin ötesinde, topyekûn bir memleket meselesi olduğunun altını çizdi. Örgüt olarak Yazıcık halkının yanında "tek vücut" olduklarını belirten Kurtgöz, adaletin tecelli etmesi için mücadelenin süreceğini söyledi. Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat ise bölgenin doğal zenginliğinin maden gelirlerinden çok daha kıymetli olduğunu ifade ederek, Yazıcık’ın üstünün altından daha değerli olduğunu ve bu davanın aslında tüm Tokat’ın geleceğini kurtarma davası olduğunu kaydetti.
Şeffaf Bilgilendirme ve Kararlı Direniş
Heyet, davanın bundan sonraki seyrinde de halkla iç içe olacaklarını ve tüm teknik verilerin şeffaf bir şekilde paylaşılacağını duyurdu. Tokat İl ve İlçe örgütlerinin tam desteğini arkasına alan Yazıcık sakinleri, doğayı ve tarihi dokuyu korumak adına verdikleri bu vicdani mücadelede yalnız olmadıklarını bir kez daha hissetti.
Adliye önünde sergilenen bu kararlı duruş, projenin yaratacağı çevresel yıkıma karşı toplumsal muhalefetin ne denli güçlü olduğunu gözler önüne serdi.





