Kendi kayığını kendin çekmezsen bir yerlere gidemiyorsun...
Allahım kimbilir kaç ev göz yaşı döküykayıplarından,
Kimbilir yine kaç ocak söndü
Kimbilir kaç kişi aş-sız, iş-siz ve ev-siz....
Bizler sıcak evlerimizde lap-top başında klavye efeliği yapmak ile meşguluz...
Benim içim rahat ben elimden gelen herşeyi herkese yapıyorum.
Bence biraz da sıra sizde vicdanınıza sorun..,
Belki biliyoruz, belki korkuyoruz, belki de vurdum duymaz olduk.
Ama ne yazık ki rahatımızı bozacak herşeyden kaçar olduk.
Eskiden komşuluk vardı; yan komşun açken yemek yiyemezdin,
Mutlaka mahallece yardım edilirdi...
Sokakta simit bile yiyemezdin hani bir hamile vardır canı çeker veya parası yoktur alamamıştır ayıp diye..
Ya şimdi?
Peki ya şimdi bize ne oldu evladın bile aç kalmışsa umursamaz olduk..
Kendi seçimi diye yürek rahatlatan kolay cümlelere baş vurmaya başladık..
Yüreklerimize ne oldu?
Neydi bizi bu kadar duygusuz bırakan.,
Artık büyüklerimiz bakım evlerini seçmeye başladı sırf çocukları rahat etsin yuvaları bozulmasın diye..
Bunun için mi dünyaya getirildik acaba...
Onlar bize baksın, okutsun, büyütsün, bizde evlenince onları uzak tutalım terk edelim diye mi?
Karşılıklı vazifelerimizi hiç düşünüyormuyuz?
Allahım kimseyi gördüğünden eksik bırakmasın..
Yediğiniz her lokmada bunu yiyemiyenleri düşünün öyle yutun, Mutlaka herkes; bildiği birine yada birilerine karınca kararınca yardım etmeli..