Anlamadan, dinlemeden! Nereye öyle? Konu şimdi futbol!

* Geride bırakılan haftanın mesleki yoğunluğu ve yorgunluğu Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’nun ilimiz basın mensupları ile yaptığı buluşmaların ardından yaşandı.

* 31 Mart 2024 seçimleri öncesi, adaylık sürecinde de böylesi bir ortam oluşmamıştı ki, Mehmet Kemal Yazıcıoğlu kimdir, yerel seçimlerde adaylık hedefi nedir, Tokat’a, Tokatlıya dair hissiyatları, bilgileri nelerdir? Vb. sorular için Başkan Adayı-Gazeteci buluşmaları, soru-yanıt ortamı olmamıştı. Seçildikten sonra da ancak iki buçuk yıl sonra böylesi bir buluşma ortamı doğdu. Ben kıymetli ve yerinde bir karar olarak görür, genel basın toplantılarında da anlık soru yanıtlarla kamuoyu önünde olabilmeyi işin doğası, gereği, şeffaflığı ve niteliğin göstergesi olarak görenlerden olurum. Kolay değildir çünkü çat kapı, olur olmadık tarzda sorulara muhatap olmak, yanıtlarla gündemi ıskalamamak.

* Sn. Başkan bu buluşmayı yapmışken, 2,5 yılda biriken konuları ve soruları öyle tek bir günde, tek bir haber başlığı altında yayınlayıp da ‘nasıl geçti? Ne dedi?” sorularının yanıtlarını toptan vermek çok ama çok uzun bir haber metnini oluşturur. Dile kolay, ben hazırlıklı gittim, gazeteci edasıyla orada olayım istedim. Dert ortağı olmak ayrı bir eda gerektirir. Gazeteci edası, sorma hakkı, zorlayıcı olma, şüpheci davranma, cümleler arasından bir ifade seçip, onun üzerinden muhatabı tanıma, yapılanlardaki maksadı, niyeti algılama öylesi kolay hasletler, ödevler, gereklilikler değildir. Çünkü sn. Başkan’ı tanımak ve tanıtmak bir mesleki görev iken, neyi neden yaptığını kamuoyuna aktarmak da Ona verilen hakkın gereğidir. Herkes her şeyi söyleyip, yazıp, dedikodusunu yaparken Onun da tüm bunlara karşı bir yanıtı olacaksa bunu da basın mensupları aracılığıyla en doğru şekilde aktarmaya hakkı olur.

* Anlamadan, dinlemeden konuşmak, yazmak, dedikodunun tarafı ve parçası, paydaşı olmak bu sistemde doğal haldir. Siyasetin, akçeli işlerin olduğu bir idari sistemde kaçınılmaz ve engellenemez gerçeklikler vardır. Tüm bunları bilerek icranın başında olmak gerekir.

* Bugün Tokat’ta futbol konusunda Sn. Başkan’ın bakış açısı hemen birçok taraftarın, futbolseverin merak ettiğini hususların başında gelir. Çünkü futbol deryası çok geniş bir kesimi 7’den 70’e sarar. Hastası vardır bu konunun, başkaca bir şeye odaklanmaz, o stada gelecek, maçını izleyecek, esnaf sohbetinde konu futbol olacak, iletişim kurmada başlatıcı ve derinleştirici mevzu futbol üzerinden oluşacak.

* Bir Tokatspor vardı, 1969 yılında adı konulan, renkleri bordo beyaz olan, toplumsal buluşma mevzusu sayılan… O kapandı gitti. Nasıl kapandı, niye kapandı? gibi soruların yanıtını vermeye sayfalar, sözler, cümleler artık kifayet etmez! Yazılmadık, söylenmedik daha ne kaldı ki?

* Onun kapandığı yerde, Tokat’ın ortak kamu kurumu Tokat Belediyesi, kendi adını taşıyan spor kulübü ile futbol branşına girdi, amatörden, BAL’a, Bal’dan 3. Lig’e üst üste şampiyonluk başarılarıyla çıktı. Ve şimdi Tokat Belediyespor Kulübü futbol takımı 3. Lig’de mücadele ediyor. Geçen yıl ligde tutundu. Bu sezon başlayacak. Ve şuan ortada kurulmuş bir takım yok.

* Tokat Belediyespor Başkanı, Tokat’ın Belediye Başkanı. Onun başkanı olduğu bir takımın bugün sezona başlanacakken halen takım kurulamamış olması ister istemez futbol taraftarlarının tedirginlik, merak ve dahi kızgınlık içinde takip ettiği bir durumdur.

* İşte bu hafta, Sn. Başkan ile buluşmanın futbol üzerine dair konularına değinecek bir süreç başlatmış olayım. Çünkü anlamadan, dinlemen nereye gidilir? Önce anlayıp, dinleyelim… Sonrasında son söz söylenir zaten.

Tokat Belediyesi’nin Mali Verileri: Gelir ne, gider ne, borç ne?
Tokat Belediyesi’nin Mali Verileri: Gelir ne, gider ne, borç ne?
İçeriği Görüntüle

Futbolda iş paraya bulmaya, vermeye gelince!

* Elbette BAM TELİ budur. Futbol konuşuluyorsa, bütçe olacak. Öyle az uz da değil. Hele bir de çetrefilli ise, dipsiz kuyu. Ne kadar verirsen ve bir o kadar daha verilecek açık çıkar! Milyon dolarlar, milyon liralar, yüz binler… Asgari ücretlilerin hayal dahi edemediği rakamlar. Böylesi rakamlar olurken, herkesin her tür yorumu yapabileceği bir mecradır.

* Çok net yazayım, sn. Başkan benim de içinde bulunduğum gazetecilerin olduğu ortamda mevzu bahis Tokat Belediyespor olunca, bütçe konusunda net konuştu. “Bu sezon ben 30 milyon TL bulunmasını sağlarım. 31 milyon dense, çıkmaz!” Bu denli net konuşurken, yakın zamanlı bir görüşme silsilesi yaşandığı biliniyordu, bu süreci takip eden basın mensubu da orda iken, 05 Ağustos 2026 Çarşamba günü akşamı için bir buluşma daha olacağı dillendi. O buluşmaya göre gidişat şekillenir diye konu geçildi.

* 3. Lig’de Kulüp Başkanı, şehrin Belediye Başkanı iken Onun sağlayabileceği bütçeye destek imkanı 30 milyon TL denmişken, ekstra nereden para desteği bulunur? Yönetimin başındaki isimden başka Yöneticiler, futbolseverler başkaca nasıl bir kaynak oluşturur, cepten verme nereye kadar olur?

* Maddi konulara gelince, iş para bulmaya ve vermeye gelince şehrin, il idaresinin, siyasilerin, tacirlerin, stk ve sivil inisiyatiflerin yani komple bir camianın gücü nedir? Bunları bilmeden, anlamadan, dinlemeden iş yürütmenin zorluğu da aşikardır.

Yaygara çok, beklenti içinde olanlar varsa da!

* Futbolun yaygarası hep olur. Futbolcuya, teknik adama, yöneticiye, başkana göre fikirler değişir. A varken çok iyi, B varken eh işte, C varken zinhar olmaz denir. D, E, F, G, H…’den Z’ye alfabe bitse başkaca yok mu diye beklenti hasıl olur.

* Değirmen taşı gibi parayı öğütür, insanı öğütür, zamanı öğütür. Sancılıdır yani futbol mevzusu.

* Her şeye karşın şehirde futbol olsun, profesyonellik gereği bir heyecan yaşansın, bunun ticarete, sosyal yaşama, iletişim kanallarına çokça faydası var dense de zordur yani…

* Şimdilerde elbette şehrin futbolseveri bekliyor. “Ne olacak, aha lig başlayacak, ortada takım yok!” diye gün geçiriyor.

* Belediye bünyesinde olması demek, belediyenin bütçesinin kulübe akacağı anlamı taşımıyor. Yok öyle. Ancak ve ancak belediye bütçesinin on binde 12,5’i yani binde 1,25’i, yüzde 0,125 ancak amatör branşlara Gençlik ve Spor üzerinden aktarılabiliyor. Onun ötesinde Yöneticiler kulübe sabit gelir bulacak, anlık sıcak para bulmak için proje üretecek, tahsislerden gelir sağlayacak, kapı kapı dolaşıp para toplayacak… Bir yere PARA İSTEMEK İÇİN GİTMEK gün gelir ar gelir insana! Öyle her para veren sadece Allah rızası, şehrin futbolseverlerin duası için vermeyi de öncelikli niyetten saymaz. Reklam ister, bir veriyorsa en azından iki geri dönüşü olsun diye beklentiye girer! Tüm bunlar içinde doğru dürüst iş çıkarmak da kolay değildir.

* Bu vesile sn. Başkan çok net konuşuyor: “Ben para konusunda çizgimden taviz vermek istemiyorum. Bulunur para ama para verecek kişi, sonrasında bir kat fazla taviz istese, ben bunu yapamam!” diyor.

* Hal böyleyken, yaygara çok, beklenti varsa da para bulmak hepten zordur.

Derdi üzüm yemek olanlar çok iyi anlıyor! Sorun ne o vakit?!

* Konu futbol olunca derdi üzüm yemek olanlar gayet iyi anlıyor işin içine girdiklerinde. Hele bir de yönetici olduklarında. Kimin derdi ne? Kim pişirmeyi başarıyor, kim iştahlıca yeme kavgasında, çok çabukça anlaşılıyor.

* Niyeti KÖTÜ olan var. Niyeti “bir ben olayım, hep ben olayım, ben olmazsam olmaz” edasında olan var. Ve tüm bunlar, kim olursa olsun, kendileri yoksa, işi baltalamaya, ortamı ifsat etmeye zerrece çekinmeyen karakterler. Yok yemiş, yok çalıp çırpmış, yok bilmem ne etmiş, onu etmiş, bunu etmiş gibi dedikodunun dibine vuranlar… Karıştırmaya ortam hazırlayanlar, kaostan geçinmeyi plan, program sayanlar.

* Tüm bunlara karşın bir kulübü bütüncül bir anlayışla düzgün yürütmenin mümkün olması gerek elbet. Bu da cidden dirayet, feraset, cesaret, güç ve adalet istiyor. Olur mu? Ya da olsa bu halde olunur mu?

* Sorun bunlar yani, diyerek bugünkü futbol bahsini bitirmiş olayım.

(Gazeteci Fatih KIlıç)

Muhabir: Mustafa Işık