Yakinen tanıdığım bir hanımefendi anlattı:

“12 saat kalkmamacasına yattım. Her tarafım ağrıyor. Kemiklerim kırılıyor, kafam kazan.

Eşimle test yaptırdık. Akşamüstü sonuçlar belli oldu. Onunki negatif, benim ki pozitif çıktı. Aile doktorumuz, “Bu hastalığın belli bir ilacı yok. Canınız yanınca bir ağrı kesici alın. Ve de bolca C vitamini tüketmeye, moralinizi yüksek tutmaya çalışın” dedi.

Yedinci gün sonra gözüm açıldı. Tat almaya başladım. Koku duyum halen yok. Olsun ne yapalım diye test merkezine gittik. Bilgisayara bakan görevli:

-Siz test olmuş, pozitif çıkmışsınız. Daha test yapmayız.

-İyileşip iyileşmediğimi nasıl öğreneceğim?

-Acile, ya da doktorunuza görünün.

 

*****

Doktor mu kaldı ki? Fırsatını bulanın kapağı yurt dışına attığı söyleniyor. Yedi gün yattım. Tıpla ilgili Allah’ın bir kulu kapımızı çalmadı. Bir kere telefon eden biri, testimin pozitif çıktığını bildirdi. Sanki ben bilmiyormuşum gibi… Âşık Veysel’e “Bir fincan su verdik bıldır” dedikleri gibi bana da tıbbımız adına bir telefon geldi, bu yıl...

Test yapmadılar ama yedi gün boyunca aynı evde yaşadığımız eşimin test sonucunun yine negatif çıkmasına sevindik. Bu duruma göre doktorlara da güvenmiyorum artık. Korona çıktı çıkalı tavsiyelerinin hepsine titizlikle uydum. Eşimin, günlük yaşantısını hiç değiştirmeyip her gün çıkmasına rağmen testinin negatif, benimkinin pozitif çıkmasına bir anlam veremedik.

Şu anda iyiyim şükür. Ufak tefek ağrılarım olsa da duyduğum başka hastalara göre tıbbi yardım almadan bayağı hafif atlatmışım. Onu da aşılarımı tamamlamama bağlıyorlar.

Doktorların da suçu yok diyorum. Sokağa döküldüklerine göre çok çalışmalarına rağmen haklarını alamadıklarından yakınıyorlar. Ne olduk ki böyle? Herkes dert küpü. Faturalarını meydanlarda yakanları mı, çeşitli meslek sahibi insanların dertlerini sokakta haykırmalarını mı ararsın?

Bilmiyorum ama Covid konusunda devlet de işin ucunu bırakmışa benziyor. Dışarıda Ukrayna – Rusya’yı mı barıştırsın, içerideki dağ gibi sorunlarla mı boğuşsun. “Bir akıl, yaza ne yapsın, kışa ne yapsın” dedikleydin…

Ayrıca, eski kapanmalar, eski maske takipleri eski cezalar nerdeee, şimdiki sükunet nerde?... Yalnız sağlık bakanımız ara sıra hastalıkla ilgili günlük istatistikleri yayınlamaktan vazgeçmiyor. Geri yanını başıboş bırakmışlar gibi. “Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” hesabı…

Sonra bana döndü hanımefendi. “Biliyorum derdime çare olamayacağınızı biliyorum ama dedi sana anlatarak biraz rahatlamak istedim. Yazıyormuşsun eğer yazarsan insanlar okur da kendilerine hastalıkla ilgili bir yol haritası çizerler, belki diye düşündüm…”

Not: dedi sonra da “Yedi gün boyunca kapımızın eşiğine yemek bırakıp telefon eden hısım, akraba ve dostlarımıza çok teşekkür ederim. Hastalığım boyunca kazan kaynatmadım, sayelerinde.”