(Söyleşi: Şule Şahin)

E. Tarım İl Müdürü Yaşar Kavak, ülke genelinde geçen yıl dondan bu yıl ise aşırı yağış ve selden etkilenen çiftçi için TARSİM haricinde bir de Tarımsal Afet Destek Fonu (TADEF) kurulmasını önerdi. Yaşar Kavak, gerek sahada gerek masa başında yılların birikimiyle edindiği tecrübelerin ışığında bilgilendirmelerde bulundu. Neden Tarımsal Afet Destek Fonu kurulması gerektiğini izah etti. Sorulara yanıt verdi. “Kamuoyunun desteğini alacak şekilde talep ve istek olursa, yani Tarımsal Afet Destek Fonu’nun (TADEF) kurulabilmesi için sürecin tabandan tavana doğru bir toplumsal talep haline gelmesi büyük önem taşımaktadır.” vurgusunu öne çıkardı. “Bugün afet nedeniyle zarar gören üreticiyi korumak, yarın soframızdaki gıdayı güvence altına almak demektir. Doğru kurgulanmış bir Tarımsal Afet Destek Fonu; üreticiyi korur, TARSİM’i güçlendirir, kamu kaynaklarının daha etkin kullanılmasını sağlar ve üretimin sürekliliğini güvence altına alır. Çiftçi kaybederse sadece bir kişi kaybetmez; köy kaybeder, şehir kaybeder, ekonomi kaybeder, ülke kaybeder.” dedi.

Yaşar Kavak’a konuya dair yöneltilen sorular ve TADEF (Tarımsal Afet Destek Fonu) kurulmasının gerekçesini izah ettiği yanıtlarını içeren söyleşi şöyle oldu:

“TARIMSAL AFET DESTEK FONU'NUN (TADEF) KURULMASI

ZORUNLULUK HALİNE GELMİŞTİR”

SORU Şule Şahin): Sn. Yaşar Kavak, ülkemizde yakın dönemde görüldü ki gerek soğuklardan gerekse bol yağıştan ve bazen de aşırı kuraklıktan ötürü çiftçinin yüzü gülmüyor. Tarlada, ağaçta ürünü heba oluyor. Onca emek, milyonlarca yatırım afete maruz kalıyor. Ürününü Tarımsal Sigorta ile güvenceye alan maddi olarak geri tazminatını alıyor ama bir de Tarım Sigortası yaptırmayan çok geniş kesim oluyor. Onlar da afete maruz kalınca Devletten yardım bekliyor. Son yıllarda tarımsal afetler neden bu kadar gündeme gelmeye başladı? Vatandaşın mağduriyetinin telafisi için neleri önerirsiniz?

CEVAP (Yaşar Kavak): “Tarımsal afetler” konusunun daha sık gündeme gelmesinin temel nedeni, aslında afetlerin yeni ortaya çıkması değil; hem sayılarının hem de etkilerinin belirgin şekilde artması ve görünür hale gelmesidir. Bunu birkaç başlıkta değerlendirmek gerekir:

1. İklim değişikliğinin hızlanması:

En temel faktör budur. İklim değişikliği artık soyut bir gelecek riski değil, doğrudan tarımsal üretimi etkileyen güncel bir gerçek haline gelmiştir.

Don olayları daha geç ve ani geliyor

Dolu yağışları daha lokal ama yıkıcı oluyor.

Kuraklık dönemleri daha uzun ve şiddetli yaşanıyor.

Aşırı sıcaklıklar özellikle meyve tutumunu bozuyor.

Özetle: “iklim düzeni” öngörülebilir olmaktan çıktı.

2. Aşırı hava olaylarının artışı:

Meteorolojik olayların sıklığı ve şiddeti yükseldi:

Ani sel ve taşkınlar

Yaz ortasında dolu yağışları

İlkbahar geç donları

Kısa sürede aşırı yağış miktarı.

Eskiden “istisna” olan olaylar artık birçok bölgede her yıl tekrarlanan risk haline geldi.

3. Tarımın doğrudan açık alanda yapılması;

Sanayi veya hizmet sektöründen farklı olarak tarım:

Açık hava koşullarına tamamen bağımlıdır

Koruma seviyesi sınırlıdır.

Küçük bir hava olayı bile büyük ekonomik kayıp yaratabilmektedir.

Bu nedenle iklimdeki en küçük değişim bile tarımda katlanarak etki oluşturmaktadır.

4. Üretim deseninin değişmesi ve hassasiyetin artması

Daha yüksek verimli ama iklim hassasiyeti yüksek çeşitlere geçiş

Suya daha bağımlı üretim desenleri

Bu durum, sistemi daha verimli yaparken aynı zamanda daha kırılgan hale getirmektedir.

5. Medya ve bilgiye erişimin artması;

Bugün bir dolu yağışı:

Anında sosyal medyaya düşüyor

Uydu görüntüleri ve dronlarla belgeleniyor

Sigorta ve zarar tespit sistemlerine hızla yansıyor.

Bu da “afetler arttı” algısını güçlendiriyor; ancak önemli bir kısmı görünürlüğün artmasıdır.

6. Tarımın ekonomik ağırlığının yeniden önem kazanması:

Gıda güvenliği, pandemi ve jeopolitik krizler sonrası yeniden kritik konu haline geldi.

Tüm Ülkeler tarımı stratejik sektör ilan etmeye başladı.

Bu da tarımsal kayıpları daha görünür ve tartışılır hale getirdi.

SORU: Son dönemde yaşanan afetler bunun somut örnekleri mi?

CEVAP: Kesinlikle, Geçtiğimiz 2025 yılı Nisan ayının 12-13 ve 14 tarihlerinde yaklaşık 60 ili etkileyen büyük don afeti ile karşı karşıya kaldık. Bu olay, Tarım ve Orman Bakanı sayın İbrahim YUMAKLI'nın ifadesi ile Cumhuriyet tarihinin en büyük afeti olarak nitelendirildi. Meyve ağaçlarının sürgünleri bile zarar görerek etkisi bu yıla sarktı. Bu yıl ise son 66 yılın en yüksek yağışlarının görüldüğü bir sezon yaşadık. Barajlarımız neredeyse yüzde yüz doluluk oranlarına ulaştı. Kuraklık tehlikesi büyük ölçüde ortadan kalktı. Ancak bu kez de aşırı yağışların neden olduğu su taşkınları ve seller üreticilerimizi vurdu. Birçok bölgede ekili alanlar günlerce su altında kaldı. Ekilmiş ürünler çürüdü. Bazı alanlarda ise çiftçilerimiz tarlalarına giremediği için ekim dahi yapamadı. Orta Karadeniz Bölgesinde meydana gelen aşırı yağışlar, tarıma ve su kaynaklarına katkı sağlarken aynı zamanda taşkın, heyelan ve ürün kaybı risklerini artırmıştır. Artan yağışlarla birlikte dere yataklarında taşmalar yaşanmış ve su seviyeleri kritik eşiklere yaklaşmıştır. Almus Barajı havzası başta olmak üzere pek çok bölgede üreticiler yaşanan gelişmeler karşısında endişe ile durumu takip etmişlerdir. Özellikle Tokat, Amasya ve çevresinde; dere yataklarına yakın tarım arazileri, seralar, hayvancılık işletmeleri ve bazı yerleşim alanları ciddi tehdit altına girmiştir. Devletimiz tüm birimleri ile sahada 7-24 esasında görev yaparak olası büyük bir afet önlenmiştir. Tüm bunlara karşın çok şükür korkulan olmamış ve hiç bir cana zarar gelmemiştir. Yine Güneydoğu Anadolu'da (Diyarbakır, Şanlıurfa ve Batman hattı) etkili olan aşırı yağışlar ve nem, mercimek tarlalarında ciddi kök çürüklüklerine ve mantar hastalıklarına yol açtığına şahit olduk.

Bazı bölgelerde %70 ila %80 oranında verim kaybı yaşanırken, üreticiler durumu tarımsal afet olarak nitelendirip acil destek beklediklerini ifade etmişlerdir. Yani kuraklık olmadı ama üretici yine kaybetti. Çünkü tarım, doğayla yapılan bir üretimdir ve doğal koşulların sürprizleri her zaman vardır. Bugün çiftçimizin karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri de işte bu risk ve belirsizlik ortamıdır. Elbette devletimizin önemli destekleri bulunmaktadır. Bunların başında da TARSİM gelmektedir. Ancak bütün çabalara rağmen sigorta yaptırma oranlarının halen istenen seviyelere ulaşamadığı da bir gerçektir.

Özellikle küçük aile işletmelerinde, gelir seviyesi düşük üreticilerde ve bazı ürün gruplarında sigortalılık oranları oldukça düşüktür.

Sonuç olarak afet yaşandığında binlerce üretici herhangi bir güvenceye sahip olmadan büyük mağduriyet yaşamaktadır. İşte tam da bu noktada yeni bir mekanizmaya ihtiyaç vardır:

SORU: Türkiye’de mevcut risk yönetim sistemi bu zararları karşılamak için yeterli değil mi?

CEVAP: Biraz öncede ifade ettiğimiz gibi Türkiye’de tarımsal risk yönetiminin en önemli unsuru TARSİM’dir. TARSİM son derece başarılı ve önemli bir sistemdir. Ancak özellikle küçük aile işletmelerinde ve düşük gelirli üreticilerde sigortalılık oranları hâlâ istenilen seviyede değildir. Bu nedenle afet yaşandığında çok sayıda üretici herhangi bir güvenceye sahip olmadan büyük kayıplarla karşı karşıya kalmaktadır. Türkiye'den işsizlik, savunma, mevduat güvenliği ve stratejik yatırımlar için özel fonlar bulunmasına rağmen; don, dolu, sel, kuraklık ve benzeri afetlerden zarar gören üreticilere sürekli ve kurumsal destek sağlayacak özel bir ulusal afet fonu bulunmamaktadır. Bu nedenle TADEF, Türkiye'nin yeni nesil tarım politikalarında değerlendirilmesi gereken stratejik bir fon modeli olabileceğine inanmaktayım. Nasıl ki deprem, afet ve sosyal dayanışma amaçlı çeşitli fonlar oluşturuluyorsa, tarım sektörü için de özel "Tarımsal Afet Destek Fonu" kurulmalıdır. Bu fonun amacı TARSİM'in yerine geçmek değil, onun tamamlayıcısı olmaktır.

SORU: Dünyada bu sorun nasıl çözülüyor?

CEVAP: Gelişmiş ülkelerin tamamında katmanlı risk yönetimi uygulanıyor. Yani sadece sigorta sistemiyle yetinilmiyor. Tarım sigortaları, devlet destekli afet fonları ve yeniden üretimi sağlayan gelir destekleri birlikte çalışıyor.

SORU: Bu konuda hangi ülkeler örnek gösterilebilir?

CEVAP: Dünyadaki örneklerin ortak yapısı şudur:

1. Tarım sigortası (temel sistem)

Riskin ana taşıyıcısı

2. Devlet destekli afet fonu

Sigortanın kapsamadığı zararları karşılar

3. Gelir kaybı ve yeniden üretim desteği

Çiftçinin üretime devam etmesini sağlar

BİZİM ÖNERİMİZE UYGUN, DÜNYADA BENZERİ UYGULAMALAR:

1. ABD

Temel sistem: Tarım sigortası (FCIP)

Tamamlayıcı: Afet yardım programları

Sigortanın karşılamadığı zararları devlet karşılıyor

2. Avrupa Birliği

Tek merkezli fon yok

CAP içinde risk yönetimi araçları var

Ülkeler sigorta + afet tazmin + gelir destek sistemleri kullanıyor

3. Hindistan

Dünyanın en büyük tarım sigortası sistemi

Devlet sübvansiyonlu güçlü sigorta modeli

Afet sonrası otomatik ve hızlı tazminat

4. Kanada

Sigorta + gelir istikrar programı + afet sonrası ek destek

Sigorta yetersiz kalırsa devlet devreye giriyor

5. Japonya

Devlet destekli tarım sigortası

Büyük afetlerde hızlı nakit ve yeniden üretim hibeleri

Amaç: üretimin devamını sağlamak

6. Avustralya

Eyalet bazlı afet fonları

Çiftçiye gelir destek paketleri

Afet sonrası toparlanma yardımları

Türkiye'de TARSİM;

Devlet Prim desteği olarak; tarım sigortalarının yaygınlaştırılması amacıyla sigorta primlerinin önemli bir bölümünü karşılamaktadır. Bitkisel ürün sigortalarında devlet desteği genel olarak %50'dir. Meyvelerde don riski sigortasında destek oranı %67-70 arasındadır. Köy bazlı verim ve kuraklık sigortasında destek oranı %70'e kadar çıkmaktadır. Gelir koruma sigortası ile büyükbaş hayvan dar kapsamlı sigortalarında devlet desteği %60'tır. Küçükbaş hayvan ve arıcılık sigortalarında da bazı uygulamalarda %60 destek verilmektedir.

Örnek: Sigorta primi 10.000 TL olan bir poliçede;

%50 destek varsa çiftçi 5.000 TL öder.

%60 destek varsa çiftçi 4.000 TL öder.

%70 destek varsa çiftçi 3.000 TL öder.

Sonuç olarak, devlet tarım sigortalarında primin yarısını veya daha fazlasını karşılayarak üreticinin sigorta maliyetini önemli ölçüde azaltmaktadır. Bu uygulama, çiftçilerin doğal afetlere ve üretim risklerine karşı daha güçlü korunmasını sağlamaktadır.

Genel Sonuç:

Dünyadaki ortak model şudur: Tarım sigortası ana güvence, Devlet afet fonu boşlukları doldurur. Gelir/yeniden üretim desteği üretimin devamını sağlar. Bu yapı TARIMSAL AFET DESTEK (TADEF) fikrine oldukça yakındır.

Yukarıdaki örneklerin ortak mantığı aslında hiç bir ülkede tarımsal afet yönetimi tek bir “fon” üzerinden yürümüyor; sigorta + devlet destekli afet mekanizması + gelir/yeniden üretim desteği birlikte çalışıyor. Yani sistemler “tek fon” değil, katmanlı bir risk yönetimi yapısıdır.

SORU: Bu örneklerden Türkiye için nasıl bir sonuç çıkarıyorsunuz?

CEVAP: Ortak sonuç çok net. Hiçbir ülkede tarımsal afet yönetimi yalnızca bir fon ya da yalnızca sigorta sistemi üzerinden yürütülmüyor. Sigorta, kamu destekleri ve yeniden üretim mekanizmaları birlikte çalışıyor. Türkiye’nin de bu yapıyı güçlendirmesi gerekiyor.

SORU: Bu noktada önerdiğiniz TARIMSAL AFET DESTEK FONU (TADEF) Nedir, Çalışma esası ne olacak?

CEVAP: TADEF, yani Tarımsal Afet Destek Fonu,

Afet nedeniyle ekim yapamayan,

Ürünü tamamen yok olan,

Sigortasız olduğu için destek alamayan,

Olağanüstü afetlerden etkilenen üreticilere, belirli kriterler çerçevesinde destek sağlayacak bir güvence mekanizması olmalıdır. TARSİM’in alternatifi değildir. Tam tersine TARSİM’i tamamlayan ve güçlendiren bir mekanizmadır. Amaç, afet sonrasında üreticinin yeniden üretime dönebilmesini sağlamaktır.

SORU: TADEF’in temel felsefesi nedir?

CEVAP: Çok açık bir ilkeye dayanmalıdır:

“Önce sigorta, sonra afet desteği.” Sigorta sistemi temel güvence olmaya devam etmeli,

TADEF ise sigortanın ulaşamadığı veya yetersiz kaldığı alanlarda devreye girmelidir.

SORU: Sigortalı üretici açısından nasıl bir avantaj sağlanmalı?

CEVAP: Sigortalı üretici her zaman daha avantajlı olmalıdır.

TARSİM yaptıran üreticiler afet sonrasında öncelikli ve daha yüksek desteklerden yararlanmalıdır.

Böylece hem üretici korunur hem de sigortalılık oranları artırılır.

SORU: Sigortasız üreticiler de destek alabilecek mi?

CEVAP: Evet, ancak burada amaç zararın tamamını karşılamak değildir. Destekler üretimin devamını sağlayacak düzeyde olmalıdır. Örneğin tohumluk giderleri, mazot desteği, yeniden ekim maliyetleri ve acil işletme sermayesi gibi kalemler desteklenebilir.

SORU: TADEF hangi afetlerde devreye girmelidir?

CEVAP: Don, dolu, sel, taşkın, kuraklık, fırtına gibi bölgesel veya ulusal ölçekte etkili olan olağanüstü afetlerde devreye girmelidir. Her küçük zarar için değil, gerçekten afet niteliği taşıyan olaylarda kullanılmalıdır.

SORU: Ekim yapılamayan alanlar da bu kapsamda değerlendirilmeli mi?

CEVAP: Kesinlikle. Son yıllarda yaşadığımız aşırı yağışlar nedeniyle birçok çiftçi tarlasına giremedi, ekim yapamadı veya ekim takvimini kaçırdı.

SORU: Önermiş olduğunuz Tarımsal Afet Destek Fonu'nun kurulması için harekete geçmesini isteğiniz kurum ve kuruluşlar ile ilgili bir çağrınız var mıdır?

CEVAP: Kamuoyunun desteğini alacak şekilde talep ve istek olursa, yani Tarımsal Afet Destek Fonu’nun (TADEF) kurulabilmesi için sürecin tabandan tavana doğru bir toplumsal talep haline gelmesi büyük önem taşımaktadır. Öncelikle üreticilerin içinde yer aldığı ziraat odaları, kooperatifler, birlikler ve meslek örgütleri bu talebi sahiplenmeli ve güçlü bir şekilde gündeme taşımalıdır. Bunun yanında karar alıcı kurumların sürece aktif şekilde dahil olması gerekir. Başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere, mali boyutun planlanması açısından Hazine ve Maliye Bakanlığı ve piyasa/tedarik zinciri boyutuyla ilgili kurumlar da sürece katkı vermelidir. Ayrıca mevzuat düzenlemesi ve fonun yasal altyapısının oluşturulması için Türkiye Büyük Millet Meclisi içindeki milletvekillerimizin girişimleri belirleyici olacaktır.

Sonuç olarak bu konu sadece bir bakanlık projesi değil; üreticiden siyaset kurumuna, akademiden sivil toplum kuruluşlarına kadar geniş bir mutabakatla sahiplenilmesi gereken stratejik bir tarım politikası olmalıdır.

SORU: Bu fonun TARSİM’e olumsuz etkisi olur mu?

CEVAP; Hayır. Doğru tasarlanırsa tam tersine TARSİM’i güçlendirir. Hatta fonun bir kısmı sigorta prim desteklerinde kullanılabilir. Böylece daha fazla üretici sigorta sistemine dahil olur.

SORU: TADEF kimleri koruyacaktır?

Cevap: Daha öncede ifade ettiğimiz gibi tekrar olacak ama afet nedeniyle üretim yapamayanları, ürünü tamamen zarar görenleri, ekim yapamayanları ve üretime devam edebilmek için acil desteğe ihtiyaç duyan çiftçileri koruyacaktır.

SORU; Fonun finansmanı nasıl sağlanabilir?

CEVAP: Genel bütçeden ayrılacak kaynaklar, tarımsal destek bütçelerinden aktarılacak paylar, afet dönemlerinde oluşturulacak özel kaynaklar, gıda zincirinden yararlanan sektör katkıları ve ulusal-uluslararası kırsal kalkınma fonları finansman kaynakları arasında yer alabilir.

SORU: Sizce bu konu neden bu kadar önemli?

CEVAP: Çünkü tarım yalnızca ekonomik bir faaliyet değildir. Tarım aynı zamanda gıda güvenliği, milli güvenlik ve stratejik bağımsızlık meselesidir. Çiftçinin üretimden çekilmesi sadece onun kaybı değildir; ülkenin geleceği açısından da ciddi bir risktir.

SORU: Son olarak vermek istediğiniz mesaj nedir?

CEVAP: Bugün afet nedeniyle zarar gören üreticiyi korumak, yarın soframızdaki gıdayı güvence altına almak demektir. Doğru kurgulanmış bir Tarımsal Afet Destek Fonu; üreticiyi korur, TARSİM’i güçlendirir, kamu kaynaklarının daha etkin kullanılmasını sağlar ve üretimin sürekliliğini güvence altına alır. Çiftçi kaybederse sadece bir kişi kaybetmez; köy kaybeder, şehir kaybeder, ekonomi kaybeder, ülke kaybeder. Bu nedenle Tarımsal Afet Destek Fonu (TADEF), Türkiye tarımı için artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur. Tarımsal Afet Destek Fonu'nun (TADEF) kurulması zorunluluk haline gelmiştir.

MUHABİR (Şule Şahin): Vermiş olduğunuz bu detaylı bilgiler için teşekkür ediyor, kurulmasını önerdiğiniz Tarımsal Afet Destek Fonu (TADEF) konusunda önerdiğiniz bu çalışmanın, ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından gündeme alınarak değerlendirilmesi ve bu konuda somut mesafe kat edilmesi tarım sektörünün geleceği açısından büyük önem taşıyacağına inanıyoruz.

Tokat Fatih İlkokulunda karne heyecanı
Tokat Fatih İlkokulunda karne heyecanı
İçeriği Görüntüle

Yaşar Kavak: Ben de şimdiden bu konunun sahiplenilmesine katkı sunacak olan tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyor, çalışmaların en kısa sürede hayata geçirilmesini temenni ediyor, Bu üretim yılının tüm çiftçilerimize hayırlı, bereketli ve bol kazançlı olmasını diliyorum.

Muhabir: Şule Şahin