Bu tür birkaç yazı yazmıştım. Kişilerin sağlığındaki konumlarını bilmesi yönünden.

Birini rahmetli emekli subay Kadir Yazar için yazmıştım. Emekli maaşını ihtiyaç sahiplerine dağıtır kendi borçlu gezerdi. Diğeri Tokat’ın sembollerinden Kini Nuri içindi. Futbolculuğunda ve yaşamında hep Tokat’ı önde tutmuştu.

Şimdi yeni bir kişi ve bir kişilikten söz edeceğim Ahmet Orhan Gürgünoğlu. Tokat Sanayinde adı geçen isimlerden biri.

“Helal kazanmak, kazandığımızdan emeği karşılığını, emeği geçenlere vermek aile geleneğimizdendir.” diyebilen biri.

Bunu kendine yol edinen bir aileden gelen Orhan Gürgünoğlu Tokat için Tokat’ın siyasetinde, sporunda sanayi odaları çalışmalarında bulunmuş aldığı her görevi en iyi yere kadar getirmiş, kendine değil ülkesine ve topluma hizmeti görev bilmiş birisidir.

Tokat sanayinde üstüne birimli bir kuruluşun başındadır. Ülke genelinde pazara sahiptir. En az yirmi yıldır Ahmet Orhan Gürgünoğlu’nun yaşamı içindeyim. Hafta içi günlük uğradığım bir meskendir. Yüze yakın çalışanı vardır.

Orhan Gürgünoğlu’nun iş yerindeki düzeni görünce bir iş yerinin nasıl yönetilmesi gerektiğini, çalışanlara nasıl değer verildiğini, çalışanların yeteneklerine göre nasıl sınıflandırıldığını, beceri eksikliği olanların kapı dışarı edilmeden nasıl değerlendirildiğini yakından gördüm.

Çalışanlarına karşı davranışında ağzından “LAN” sözünün çıktığını hiç duymadım. Yavrum müsait misin? Bir gelebilir misin? Bize iki çay getirebilir misin? Gibi söylemler dökülür ağzından.

Kirliliği, riyayı, yaşamına ve çalışma alanına yaklaştırmayan bir davranış biçimi.

Şuanda ki durumu bir “akil adam” konumunda, uyarıcı yol gösterici. Arı bir Türkçe olmasa da, çok rahat anlaşılan bir dil kullanıyor, çok güzel yorumlar yapıyor, akıcı bir dil kullanıyor.

İyi ki varsınız Orhan Gürgünoğlu. Sizin gibilere ülkenin ve toplumun ihtiyacı var.