Dr. Öznur Özbek yazdı: “Bir insanın bedenini görürüz ama hikâyesini görmeyiz.”
“Biraz kilo alsan.”
“Biraz kilo versen.”
“Ne zaman evleneceksin?”
“Çocuk ne zaman?”
“Artık yaşın geçiyor.”
Bunların hepsi, söyleyen kişi için birkaç saniyelik cümleler olabilir. Ama karşısındaki insanın ne yaşadığını bilmeden kurulan bu cümleler, hiç ummadığınız bir yere dokunabilir. Belki bir sağlık sorunu vardır, belki kendi bedeniyle ilgili bir mücadele veriyordur, belki de sadece hayatını kendi istediği gibi yaşamayı seçmiştir.
İnsanın görünüşünden medeni durumuna, kilosundan çocuk sahibi olup olmamasına kadar uzanan koskoca bir başkasının hayatını yorumlama alışkanlığı oluşmuş durumda.
Üstelik kimse kendisini bu alışkanlığın bir parçası olarak görmüyor.
“Hani ben sadece söylüyorum.” Evet, sadece söylüyorsun.
Ama her düşündüğünü söylemek zorunda değilsin.
Bir insanın zayıf olması neden toplumsal bir tartışma konusu?
Bir insanın kilo alması neden herkesin değerlendirmesine açık?
Bir insanın bedeni neden aile toplantısında, iş yerinde ya da arkadaş ortamında yorumlanabilecek ortak bir mülk gibi görülüyor?
Bir insanın evlenmemesi neden eksiklik?
Çocuk sahibi olmaması neden sorgulanması gereken bir durum?
Ve daha önemlisi, bunların cevabını neden herkesin bilmeye hakkı olduğunu düşünüyoruz?
Belki de artık insanların hayatlarına sürekli müdahale etmek yerine, kendi hayatımıza dönüp bakmanın zamanı gelmiştir.
Çünkü kimsenin bedeni, medeni durumu, evliliği, çocuk sahibi olup olmaması veya yaşam biçimi başkalarının yorum alanı değildir.
İyi niyet, sınırları ortadan kaldırmaz.
“Ben senin iyiliğini düşünüyorum” demek, her sözü söyleme hakkı vermez. Tavsiye ile müdahale arasında bir çizgi vardır. Nezaket sahibi insan o çizgiyi bilir.
Herkesin hayatında bizim bilmediğimiz bir hikâye vardır.
Bu yüzden biraz daha az yorum, biraz daha fazla anlayış...
Biraz daha az merak, biraz daha fazla saygı...
Ve biraz daha fazla haddini bilmek.
Çünkü herkesin hayatı hakkında bir fikriniz olabilir; ama herkesin hayatına karışma hakkınız yoktur.
Bazen en doğru söz, söylenmeyen sözdür.
Bazen en büyük nezaket, soru sormamaktır.
Ve bazen insanlara verebileceğimiz en güzel tavsiye, onların hayatını kendi doğrularımıza göre şekillendirmeye çalışmamaktır.
Dr. Öznur ÖZBEK