Ufka doğru baktıkça sis perdeleri aralanıyor güçlü ve müreffeh bir Türkiye'nin aydınlık silueti beliriyor.
Türkiye kırk yıldır etnik direniş söylemini bir maske olarak kullanan bölücü örgüt PKK ile mücadelede büyük bir güvenlik mesaisi yürütmüş, bu mücadele için ciddi ekonomik kaynaklar tahsis etmiştir. Ancak kırk yıllık çatışma döneminin maliyeti salt güvenlik harcamalarıyla da sınırlı değildir. Terörün vandallıkla toplumsal huzura kuduz bir köpek gibi saldırması milletin müşterek aidiyet duygusunu zedeleyen psikolojik etkileri ve sosyal dokuda meydana getirdiği tahribat, Türkiye’yi çok ağır bir toplumsal maliyetle karşı karşıya bırakmıştır. İnsanlığın geri dönülmez bir savaşa sürüklendiği gerçeklikte Anadoluya yönelmesi muhtemel tehditlere içeride toplumsal bir çatışma doğurmak yerine millet olmanın sağladığı müşterek imkanlara ve ortak bir geleceğe yaslanmak zorundayız. Ayrılmak yerine ortak aidiyet tahkim eden yeni bir paradigmanın gerekliliği artık reddedilemez. Teröre bulaşmış tırnakları etten söküp atmak bütün bedenin yara alabileceği bir çatışmanın önünü kesecektir. Her ne kadar sancılı bir operasyon olsa da Milliyetçi Hareket Partisinin Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin Terörsüz Türkiye ideali meseleyi çok eksenli ele alarak yeni bir eşik oluşturmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter devlet yapısı, milli egemenliği ve anayasal düzeni bakımından herhangi bir taviz alanı açmadan, terörün insan kaynağını ve örgütsel kapasitesini ortadan kaldırmak; etnik ayrışmayı besleyen siyaseti ise müşterek vatandaşlık ve milli aidiyet zemininde etkisizleştirmektir. Türkiye bu coğrafyada güven ve refahı tesis edebilecek kadim bir geleneğe sahip bu tarihsel müktesebat Türkiyenin kendi milli güvenliğinin tesisinde etkili olduğu kadar jeopolitik sıkıntıları da yönetme hususunda sorumluluk yuklemektedir. Bu konjonktüre entegre edilen yeni paradigmalar vatan sathinin da ötesine ulaşacak. İçeride tahkim edilmiş nizam dışarıda etkin bir caydırıcı kuvvet olmanın da önünü açaçaktır. Türkiye Terörün tasfiyesiyle toplumsal yaralarını saracak beşeri sermayesini ve stratejik kapasitesini sürekli kriz yönetimine harcamayacak tüm imkanlarını kalkınma ve refaha yönlendirerek Anadoluyu müessir bir merkez haline getirecektir. Çok önemli bir örnek vermek istiyorum: Ortadoğu’nun güvensiz limanlara, çatışma sarmallarına ve istikrarsızlık girdabına sürüklendiği bir vasatta dünya ticareti de güvenli ve sürdürülebilir güzergahlar aramaktadır geçtiğimiz günlerde Irak ile imzaladığımız Basra- Kalkınma Yolu Projesi Türkiye’nin önüne tarihi bir fırsat koyuyor Basra’dan Anadolu’ya, buradan Avrupa ve Asya pazarlarına uzanacak koridor Türkiye’yi küresel ticaret akışlarının mühim kavşaklarından biri haline getirebilecek, lojistik kapasitemizi ve bölgesel ağırlığımızı arttıracaktır. Kalkınma Yolu Terörsüz Türkiye’nin doğrudan ve dolaylı ekonomik sonuçlarını göstermek bakımından mühim bir misaldir terör unsurlarının olmadığı tabiri caizse kaymak gibi güven dolu bu yolu kim tercih etmez ?. Asıl mesele, terörün tasfiyesiyle güvenlik maliyetlerinden arındırılan milli kapasitenin üretime, yatırıma, istihdama ve bölgesel kalkınmaya yönlendirilmesidir..
Hülasa bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde, önümüzde duran meselenin kırk yıllık bir terör parantezini kapatmaktan ibaret olmadığı açıkça göreceğiz devletin güvenlik kapasitesini müstahkem etmek, toplumsal bünyedeki irini boşaltmak, milli aidiyeti ve müşterek vatandaşlık şuurunu kuvvetlendirmek, yıllardır kriz yönetimi içerisinde tüketilen beşeri ve ekonomik kapasiteyi yeniden kalkınmanın hizmetine sunmaktır. Terörsüz Türkiye’nin stratejik manası da tam olarak burada tecessüm ediyor. Kırk yıl boyunca milletimizin omuzlarına yüklenen terör kamburunun tasfiyesiyle devlet yeniden derlenip toparlanacak; milli kaynaklarımız, insanımızın emeği ve kudretimiz milli ülkülerimiz doğrultusunda seferber edilecektir. Güvenli Türkiye’den güçlü Türkiye’ye, güçlü Türkiye’den müreffeh Türkiye’ye ve nihayet Lider Türkiye ‘ye.
Sağlıcakla kalın
ALP AKGÜL