Sosyoloji biliminde insan, tek başına soyut bir varlık olarak değil de beşeri münasebetlerin, kültür ve sanat ile toplumsal ilişkilerin serencamında şekillenen sosyal bir figür olarak betimlenir. Yine sosyoloji biliminde insanın toplumu şekillendirdiği, toplumun da insanı değiştirdiği bilinen bir realitedir. İnsanın toplumsal yapıyı değiştiren bir güç olduğuna vurgu yapan sosyoloji, birçok farklı tanımlamayla, uygar yaşama dair bilimsel emareler barındırır.

İşte tam da bu noktada, sosyoloji biliminin ışığında adına “Anadolu irfanı” dediğimiz kocaman bir deryanın, entelektüel birikimle buluşmasının simge isimleri aklımıza gelir. Bu isimlerin başında yer alan Yusuf Beyazıt’ın Başçiftlik’ten Avukatlığa, Belediyeciliğe, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ve Parlamentoya uzanan yolculuğu, bugün her genç için örnek olacak yaşam biçimidir.

Politikada bugün durduğu yerde birçok insana yol göstericiliği yapmasından tutun da bu şehir için ortaya koyduğu mücadeleler bütünü, Beyazıt’ın kişiliğinde yer alan “uzlaştırıcı, bütünleştirici ve kapsayıcı” yol arkadaşlığının, ötesinde Tokat’ı bir bütün halinde sahiplenip savunmasının tezahürü olarak dikkat çekiyor. Siyasi rakiplerinin bile hakkını teslim ettiği, emeklerinin tartışmasız bir şekilde konuşulduğu Yusuf Beyazıt’ın Tokat için taşıdığı anlam, bu çerçevede çok ama çok değerli ve kıymetlidir anlayacağınız.

Bütün siyasi saiklerin ötesinde değerlendirdiğimiz Yusuf Beyazıt’ın taşıdığı vicdana, hoşgörüye ve demokratik katılımcı anlayışa hepimizin ihtiyacı olduğu, muhakkak bir gerçek. Beyazıt’ın Tokat sınırlarını aşan kariyeri bir tarafa; ahlaki ve beşeri münasebetlerdeki samimiyetine de bir o kadar herkesin, hepimizin ihtiyacı var. Tokat’a dair her konuda hiçbir siyasi ayrıma başvurmadan, köylerin, beldelerin ve ilçelerin meselelerini sadece “memleketinin sorunu” olarak görüp çareler arayan ve bulan anlayışı ile herkesin “ağabeyi” Yusuf Beyazıt, yeni bir siyasi anlayışın da simge ismi elbette.

Bu kadim coğrafyadan Yusuf Beyazıt gibi müstesna bir ismin çıkması, tabi ki Tokat için bir kazanım olmaktan öte, ülkemiz için tartışmasız bir zenginlik. Öyle olmasa, “(…) Yusuf Beyazıt’ın geçmişte bürokraside yaptığı hizmetlerinin karşılığı, halkın kendisine olan ‘güvenini’ yansıtır. Beyazıt’ın ‘birikimi’ Tokat’ın her bir mahallesinde, köyünde, beldesinde ve ilçesinde karşınıza ‘eser’ olarak çıkar” diye yazar mıydık? (Hüseyin Alpay, “Yusuf Beyazıt”, Hürsöz, 16 Aralık 2023.)

Ve yine öyle olmasa, “(…) Devlete ve millete sadakat her şeyin temelidir; ancak bu temeli çok çalışmak sağlam kılar. İşte bunu başaran Yusuf Beyazıt, hepimize, herkese örnektir ve bu realiteye vicdan, tarih ve Allah huzurunda şahitlik etmek de görevimizdir.” der miydik? (Hüseyin Alpay, “Devlete ve millete sadakat, çok çalışmakla taçlanır”, Hürsöz, 20 Şubat 2026.)

Yine Sayın Beyazıt’la ilgili geçmişte yazdığım bir köşe yazısı ile bu yazımı noktalamak istiyorum:

“(…) Tokat’ın her insanına değer veren bir ahlaki ve siyasi anlayışın tezahürünü anlatmaya çalışıyorum. Ailesinden aldığı değerleri hayatına istikamet olarak çizmiş, siyasetine temel olarak koymuş ve bu şekilde de yaşamını sürdüren Yusuf Beyazıt’ın bu memleket için yapacağı daha çok şeylerin olduğuna inanıyoruz. Bize ‘ötekileştirmeyen, vefa dediğimiz kavramı hayatında içselleştiren ve yapılan iyilikleri unutmayan’ siyasetçiler lazım. Herkesin aklına uyan, onun bunun sözüyle dostlarına mesafeler koyan, siyaseti sosyal medyadan ibaret sayan, vefa nedir bilmeyen ve bir sözü diğerini tutmayan politikacılardan ziyade, Yusuf Beyazıt gibi bu toprakların her bir değerini damarlarındaki kan gibi taşıyan özü-sözü bir siyasetçilere ihtiyacımız, her zamankinden daha fazla var. Dolayısıyla iyi ki Yusuf Beyazıt gibi siyasetçiler var, iyi ki Yusuf Beyazıt var…” (Hüseyin Alpay, ‘Yusuf Beyazıt gerçeği’, Hürsöz, 12 Mart 2023.)