Soğuk bir kış günü padişah 4. Murat tebdili kıyafet gezmeye karar vermiş. Yanına Sadrazamı alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş.
Padişah ihtiyarı selamlamış.
- Selamünaleyküm ey piri fani. - Aleykümselam ey Serdar-ı Cihan.
- Altılarda ne yaptın? - Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor.
- Geceleri kalkmadın mı? - Kalktık. Lakin, ellere yaradı.
Padişah gülmüş ve eklemiş: “Bir kaz göndersem yolar mısın?”
- Hem de ciyaklatmadan!
Padişah dericinin yanından ayrılarak saraya dönmüş. Meraklı Sadrazam dayanamamış, “Haşmetlim” demiş, “Derici ile konuşmanızdan hiçbir şey anlamadım…” Padişah çok kızmış, “Sen nasıl Sadrazamsın, ne demek bir şey anlamadım. Derhal o dericinin yanına gideceksin ve ne konuştuğumuzu anlayacaksın. Anlamazsan kelleni vurdururum!” diye de eklemiş.
Korkuya kapılan Sadrazam, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere kenarına dönmüş. Bakmış adam hala orada çalışıyor...
- Ne konuştunuz siz padişahla? Adam, Sadrazamı şöyle bir süzmüş…
- Kusura bakma, bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim. Sadrazam vermiş yüz altını.
- Sen padişahı, Serdar-ı Cihan, diye selamladın. Nereden anladın padişah olduğunu?
- Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi.
- Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne demek?
Adam, bu soruya cevap vermek için yüz altın daha almış.
- Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki kış günü çalışıyorsun, diye sordu. Ben de yalnızca altı ay yaz değil, altı ay da kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim.
- Geceleri kalkmadın mı ne demek?
Adam bir yüz altın daha almış.
- Çocukların yok mu diye sordu. Var, ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına yaradılar, dedim.
Sadrazam gene kafasını sallamış.
- Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek?
Adam gülmüş ve eklemiş: “Onu da sen bul…”
Akılları şeytanlık ve fırıldaklıktan başka hiçbir şeye ermeyen, sürekli başkalarının ekmeğinde gözü olan mercimek beyinli kazlar her dönemde var. Padişah olmak kolay değil, derici olmak da maharet ister. Ama mercimek beyinliler günümüzde bir baltaya sap olamayınca ne padişah ne de derici olabiliyorlar. Meraktan çatlayan kalpleri simsiyah kesilene kadar da ahlaksızlıkları zirve yapıyor. Dolayısıyla, hikayeyi bir de bugüne uyarlayarak bakın…