Ulvi Gelbal yazdı: “Çin'den Tokat'a: Coğrafyanın Gücü, Kaynakların Sorumluluğu. Aklıma sürekli Tokat geldi.”

Çin'e yaptığım teknik inceleme ve eğitim programı boyunca en çok dikkatimi çeken konulardan biri, doğal kaynakların nasıl stratejik bir bakış açısıyla yönetildiği oldu.

Bir ülkenin büyüklüğünü sadece nüfusu ya da ekonomisi belirlemiyor. Toprağını, suyunu, ormanını, madenini ve denizini nasıl koruyup yönettiği de en az bunlar kadar önemli.

Bu gerçeği düşündüğümde aklıma sürekli Tokat geldi.

Çin'in bazı bölgelerinde su fazlalığı yaşanırken bazı bölgelerinde ciddi kuraklık bulunuyor. Buna rağmen onlar, suyu sadece içme suyu olarak değil; tarımın, sanayinin ve geleceğin stratejik kaynağı olarak görüyor. Büyük altyapı projeleriyle suyu ihtiyaç duyulan bölgelere taşımaya çalışıyor.

Biz ise son yıllarda Tokat'ta hem zirai don hem kuraklık hem de sel felaketlerini art arda yaşadık.

Bir tarafta Nisan ayında yaşanan büyük don nedeniyle binlerce üretici zarar gördü.

Diğer tarafta Mayıs ayında yaşanan su taşkını felaketleri on binlerce dönüm tarım arazisini sular altında bıraktı.

İklim değişikliği artık geleceğin değil, bugünün gerçeğidir.

Bu nedenle suyu, toprağı ve tarım alanlarını korumak artık tercih değil zorunluluktur.

Çin'in dikkatimi çeken bir başka yönü ise doğal kaynaklarını uzun vadeli planlarla değerlendirmeye çalışması oldu.

Bizim Tokat'ımız da zengin bir coğrafyaya sahip.

Verimli ovalarımız, yaylalarımız, ormanlarımız, meralarımız ve su kaynaklarımız sadece bugünün değil gelecek nesillerin de ortak mirasıdır.

Ancak son yıllarda ilimizin geniş bir bölümünün maden ruhsatlarıyla karşı karşıya olması hepimizi düşündürmektedir.

Hiç kimse kalkınmaya karşı değildir.

Ancak kalkınma; tarımı yok ederek, ormanı tahrip ederek, suyu kirleterek gerçekleşmemelidir.

Bir maden işletmesi yıllarca ekonomik gelir sağlayabilir.

Ama kirlenen bir dereyi, yok edilen bir mera alanını veya verimsiz hâle gelen bir tarım toprağını geri getirmek çoğu zaman mümkün değildir.

Tokat'ın en büyük sermayesi doğasıdır.

Bağ yaprağıyla, kirazıyla, ceviziyle, üzümüyle, domatesiyle, hayvancılığıyla, yaylalarıyla ve bereketli topraklarıyla güçlü bir üretim şehridir.

Bu zenginliği koruyabilirsek gerçek kalkınmayı sağlayabiliriz.

Çin'den dönerken aklımda kalan en önemli derslerden biri şu oldu:

Doğal kaynaklar sadece ekonomik değer değildir.

Onlar aynı zamanda bağımsızlığın, gıda güvenliğinin ve geleceğin teminatıdır.

Bizim de Tokat'ta suyu, toprağı, ormanı, merayı ve tarım alanlarını birbirinden ayrı değil; aynı bütünün parçaları olarak görmemiz gerekiyor.

Çünkü bir şehrin gerçek zenginliği yalnızca yer altındaki madenleri değil; yer üstünde yaşayan insanı, üreten çiftçisi ve gelecek nesillere bırakacağı sağlıklı doğasıdır.

Ulvi GELBAL