Erbaa'da durdurulan cipte 5 kaçak göçmen yakalandı
Erbaa'da durdurulan cipte 5 kaçak göçmen yakalandı
İçeriği Görüntüle

Anahtar Parti (A Parti) İl Başkanı Av. Hakan Ahmet Bice, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in MÜSİAD sunumundaki iyileşme iddialarını verilerle sorguladı. Bice, "Büyüme dengeli ve ihracat öncüllü" argümanının gerçekçi olmadığını belirterek, 2023-2025 döneminde büyümenin ağırlıklı olarak iç talep ve kamu harcamalarına dayandığını vurguladı. Yapılan açıklamada, ihracatta iddia edilenin aksine bir patlama yaşanmadığı, üç yıllık verilerin (2023: 255,6, 2024: 261,7, 2025: 270 milyar $) sınırlı bir artışa işaret ettiği kaydedildi. Büyümenin itici gücünün sanayi üretiminden değil, inşaat ve hizmet sektöründen gelmesi, ekonomide arz yönlü bir dönüşüm yerine talep odaklı ve sürdürülebilirliği şüpheli bir "köpük büyüme" modelinin hakim olduğu şeklinde yorumlandı. Bice, bu yapının orta ve uzun vadede kırılganlıkları beraberinde getireceğinin altını çizdi.

Enflasyon Verileri "Güven Krizi" Yaratıyor
Resmi istatistik kurumu TÜİK, bağımsız araştırma grubu ENAG ve İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından açıklanan enflasyon rakamları arasındaki uçurum, ekonomi yönetiminin en temel sorunlarından birini oluşturuyor. Bice, bu farkın sadece bir ölçüm meselesi olmadığını, toplumda ve piyasalarda derin bir "güven krizi" ve algı yönetimi şüphesi yarattığını ifade etti. Hanehalkının alım gücündeki erimenin, resmi enflasyonun çok üzerinde seyrettiğine dair yaygın kanaatin, tüketim ve yatırım kararlarını olumsuz etkilediği ve ekonomi politikalarının inandırıcılığını aşındırdığı belirtildi.

"Cari Denge Kırılgan, Yapısal Dönüşüm Yok"
Bakan Şimşek'in "cari denge" vurgusuna da yanıt veren Bice, enerjide ithalat bağımlılığı sürerken, cari dengedeki görünür iyileşmenin kısa vadeli portföy girişlerine dayandığını, yapısal dönüşümün sınırlı kaldığını belirtti. Enerji faturasının dış ticaret dengesi üzerindeki baskısının devam ettiğine işaret eden Bice, son dönemdeki gümrük tarifesi uygulamalarının ithalat maliyetlerini artırarak enflasyon üzerinde ek baskı oluşturabileceği gibi, sanayinin ara malı temininde sorun yaratarak üretimi ve rekabet gücünü sekteye uğratabileceği uyarısında bulundu. Bu durumun, nihayetinde cari açık riskini yeniden artırabilecek bir zemin hazırladığı kaydedildi.

Mali Disiplin Görüntüsünde "Seçmeci Oranlar" Eleştirisi
"Mali disiplin" iddiasını da değerlendiren Bice, bütçedeki görünür iyileşmenin enflasyon ve dolaylı vergilerden kaynaklandığını, harcama kalitesinin zayıf kaldığını öne sürdü. Bütçe gelirlerindeki artışın temelinde, enflasyonun nominal değerleri şişirmesi ve özellikle KDV, ÖTV gibi dolaylı vergi kalemlerindeki yüksek tahsilatın yattığı belirtildi. Bakan'ın sunumunda "seçmeci oranlarla" pozitif algı üretildiğini savunan Bice, kamu borç stoku ve net borçlanma gibi daha kapsayıcı göstergelerde 2025 yılında yeniden bir kötüleşme eğiliminin görülmeye başladığına dikkat çekti. Enflasyondan arındırılmış (reel) bütçe açığı göstergelerinin ise Avrupa Birliği Maastricht kriterlerindeki ünlü %3 eşiğinin aşıldığı bir tabloya işaret ettiğini dile getirdi. Bu durumun, ülke risk primini besleyerek uzun vadeli ve verimli yatırımların önünü tıkadığını ve yapısal sorunların "kilim altına süpürülmeye" devam edildiğini gösterdiğini ifade etti.

"Sorunlar 2006'dan Beri Süpürülüyor"
Bice, ekonomi politikalarının uzun vadeli sağlığının en önemli göstergelerinden biri olan toplam faktör verimliliği verilerine de değinerek, 2006'dan bu yana bu alanda kayda değer bir ilerleme sağlanamadığını ve yapısal sorunların sistematik olarak ertelendiğini söyledi. Kurumsal kalitenin erozyona uğraması, eğitim ve insan kaynağındaki (beşeri sermaye) zafiyetler ile inovasyon ve teknoloji üretme kapasitesindeki yetersizliğin, Türkiye'de görülen ve halkın refahına yeterince yansımayan "yoksullaştıran büyümenin" temel nedeni olduğu vurgulandı. Verimlilik artışı olmadan sürdürülebilir bir büyüme ve refah artışının mümkün olmadığına işaret edildi.

"Algı Değil, Gerçek; Finmansman Değil, Üretim Lazım"
Değerlendirmesini sonlandırırken Bice, "Türkiye'nin ihtiyacı algı yönetimi ve kısa vadeli finansman akışları değil; üretim, katma değer, teknoloji ve verimlilik odaklı köklü bir dönüşümdür. Ekonomi yönetimi, göstergeleri seçerek değil, bütünsel ve şeffaf bir şekilde ele almalı, yapısal reformları daha fazla ertelememelidir. Anahtar Parti olarak, bu ilkeler doğrultusunda hazırladığımız ayrıntılı politika önerileri ve bilgi notlarını kamuoyu ile paylaşmaya ve gerçekçi alternatifler sunmaya devam edeceğiz" açıklamasını yaptı.

Muhabir: Mustafa Işık