Tokat’ın ilk ve tek kadın Gazeteci, Yazar-Şair Kamuran Özdemir, gazeteci Mustafa Işık’a yaptığı samimi ve sarsıcı yazılı basın açıklamasında, küllerinden yeniden doğuş hikâyesini paylaştı. Hayatının en karanlık dönemlerini geride bırakırken, "Bazen her şey tam da bitti dediğin yerden başlar." diyerek umudun gücüne vurgu yapan Özdemir, bugün geldiği noktayı "Elif gibi dimdik olabilmenin somut özeti" olarak nitelendirdi. Yıllarca maruz kaldığı baskılara rağmen pes etmeyen yazar, başarısının tesadüf değil, büyük bir sabrın ve emeğin ürünü olduğunu belirtti.Karanlık Yıllar: Esaret ve Sömürü
Özdemir, çocukluğunun ve gençliğinin en verimli yıllarında aile bildiği insanlar tarafından sistematik bir sömürüye maruz kaldığını dile getirdi. Henüz 12 yaşındayken masumiyetinin elinden alındığını, tehdit ve şiddetle "çocuk gelin" sıfatına sokulduğunu belirten yazar, o yılları Tokat'ta hüküm giymiş bir mahkûm gibi yaşadığını anlattı. Özdemir, "Benim yaşıtlarım okul yollarında, çocuk parklarında hayaller kurarken; ben fikrim sorulmadan, bir eşya gibi kullanılan, hapsedilen ve sadece hizmet etmesi beklenen bir 'robot' haline getirilmiştim. Çalışmalarımın arasında 417 de antoloji ortak kitap çalışması da bulunmakta." sözleriyle yaşadığı derin dramı gözler önüne serdi.
Eğitimle Gelen Özgürlük ve İlk Eserler
Yıllarca süren bu "kürek mahkûmu" hayatı, zalimlerin muhtaç duruma düşmesiyle bir dönüm noktasına ulaştı. Vicdanını ön planda tutarak kendisine zulmedenlerin tedavisini üstlenen Özdemir, tehlike geçince radikal bir kararla esaretini sonlandırdı. Hiçbir maddi talepte bulunmadan, sadece birkaç kıyafetle özgürlüğe kanat açan yazar, ilk iş olarak yarım kalan eğitimine sarıldı. Açık Öğretim üzerinden ortaokul ve liseyi tamamlayan Özdemir, yerel medyada reklam müdürlüğü, ana haber spikerliği ve köşe yazarlığı gibi önemli görevler üstlendi. 40 yaşında kaleme aldığı "İlk Nefes" kitabıyla edebiyat dünyasına "merhaba" dedi.
Rüyadan Gerçeğe! Matruşka Serisi ve Dünya Rekoru
Yazarlık yolculuğunda mistik deneyimlerden de beslenen Özdemir, rüyasında duyduğu bir sesle "Matruşka" serisine başladığını ifade etti. Yayın evi tarafından dolandırılsa da hukuki mücadelesini kazanan ve pes etmeyen yazar, Matruşkaları iç içe geçen bir kitap serisi haline getirerek dünyada bu formatta eser üreten ilk yazar olma unvanını kazandı. Gazetecilik reflekslerini edebiyatla birleştiren Özdemir; sağlık, siyaset ve ekonomi alanlarında yaptığı 5 binden fazla röportajın kazandırdığı bilgi birikimini eserlerine yansıttı.

Annesine Vefa: "Kraliçe Annem Müzeyyen Çildemir"
Hayatı boyunca kendisine destek olmayan, aksine köstek olan annesi Müzeyyen Çildemir ile yaşadığı kuşak çatışmalarına rağmen Özdemir, vefa ve erdemin en büyük örneğini sergiledi. Annesinin vefatının ardından, onun hatırasını ölümsüzleştirmek adına "Kraliçe Annem Müzeyyen Çildemir" isimli eserini yayımladı. Tokat’ta bir gazeteci tarafından annesine ithafen yazılan ilk kitap olma özelliğini taşıyan bu eser, yazarın bireysel 15. kitabı olarak raflardaki yerini aldı.
"Kitap Okuyanın Bin Hayatı Olur"
Başarısının temelinde yatan en büyük gücün edebiyat ve ilim olduğunu savunan Kamuran Özdemir, Üstün Dökmen, Muhammed Bozdağ ve Mümin Sekman gibi usta isimlerin eserlerini kendisine pusula edindiğini belirtti. "Zehirlenen hayatımın panzehiri edebiyattı." diyen yazar, "Kitap okuyanın bin hayatı, kitap okumayanın ise sadece bir hayatı olur. Ben yaşı ilerlemiş bir fani öğrenciyim ve beşikten mezara kadar ilim öğrenmeye ant içtim." diyerek okurlarına anlamlı mesajı verdi.
Özdemir, bugün sadece bir yazar değil, aynı zamanda bağlamasıyla doğaya ve insanlara seslenen çok yönlü bir sanatçı olarak mücadelesine devam ediyor.




