E. Tarım İl Müdürü Yaşar Kavak yazdı: “O, makamının gücünü kullanarak tarıma yön veren değil; tarımın gücüne inanarak Tokat'ın geleceğine yön vermeye çalışan bir Valimizdi.”
Bir Vali düşünün… Toprağa basmadan, tarlaya girmeden, çiftçinin elini sıkmadan şehir yönetmeyi eksik saysın!
Ekonomi denildiğinde akla gelen üç temel sektör vardır:
Tarım, sanayi ve hizmetler. Ancak bunların içerisinde tarımın yeri ve önemi çok daha farklıdır. Çünkü tarım sadece ekonomik bir faaliyet değildir. Tarım; gıdadır, üretimdir, istihdamdır, kırsal hayatın devamıdır. Tarım, aynı zamanda bir ülkenin milli güvenlik meselesidir. Dünyada gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun hiçbir ülke tarımdan vazgeçmiyor. Kendi ekolojisinin elverdiği ölçüde üretmeye, üreticisini desteklemeye, toprağını korumaya ve gıda güvenliğini sağlamaya büyük önem veriyor. Çünkü insanlık var olduğu sürece tarım da var olacaktır.
İşte böyle bir sektöre gönül vermiş, toprağı ve üreticiyi seven bir Vali ile benim ilk İl Müdürlüğü görevime başlamam, bugün geriye dönüp baktığımda, gerçekten Allah’ın bir lütfu olarak hafızamda yer etmektedir.
Bu Vali, Ayhan Nasuhbeyoğlu idi.
Onu sadece makamında oturan, talimat veren bir mülki idare amiri olarak tanımlamak mümkün değildi. O, tarımın içinde yaşayan bir Valiydi.
AYAK BASMADIK TOPRAK BIRAKMADIK
Tokat'ta görev yaptığı dönemde Sayın Valimizle birlikte ilin dört bir tarafını dolaştık. Köy köy, tarla tarla gezdik. Çiftçinin derdini yerinde dinledik, üreticinin beklentilerini sahada gördük. Bugün bile düşündüğümde, “Tokat’ta ayak basmadığımız, üreticisiyle buluşmadığımız yer kalmadı.” desem kesinlikle abartmış olmam. Çünkü Sayın Valimiz için tarım, bir dosyanın veya bir toplantının gündem maddesi değildi. Tarım, Tokat'ın geleceğiydi. Bu anlayışla ilin üretim haritasını çıkarmaya yöneldik. Hangi bölgede hangi ürün daha kaliteli yetişiyor? Hangi ürünün ekonomik değeri daha yüksek? Hangi köy hangi ürünle öne çıkabilir? Bu soruların cevaplarını aradık. Amacımız belliydi: Her yerde her şeyi üretmek yerine, doğru ürünü doğru yerde üretmek ve o ürünün marka değerini yükseltmek.
“BİR KÖY, BİR ÜRÜN” FİKRİ
Bu anlayışla hayata geçirilen “Bir Köy, Bir Ürün” projesi, o dönem için oldukça önemli ve vizyoner bir çalışmaydı. Aslında bu proje, daha sonra Bakanlığımız tarafından uygulanmaya başlanan Tarım Havzaları Projesi'nin yerel ölçekteki bir örneği niteliğindeydi. Köyün özelliğini belirlemek… Toprağın ve iklimin avantajını ortaya çıkarmak… Ürünün kalitesini artırmak… Ve nihayetinde o ürünü bir markaya dönüştürmek… Bütün mesele buydu.
Bugün tarımda sıkça konuştuğumuz “havza bazlı üretim, doğru ürün, katma değer ve markalaşma” kavramlarının o günlerde Tokat ölçeğinde gündeme getirilmiş olması, Sayın Valimizin tarıma ne kadar farklı bir gözle baktığının göstergesiydi.
KAZOVA’NIN “ALTIN DOMATES”İ
Tokat denilince akla gelen önemli tarım havzalarından biri olan Kazova’da domates üretiminin geliştirilmesi de üzerinde önemle durduğumuz konulardan biriydi. Hedef yalnızca daha fazla domates üretmek değildi. Tokat Domatesi adıyla bir marka oluşturmaktı. Bu amaçla düzenlenen “Kazova Altın Domates Festivalleri”, tarımsal üretimin sosyal ve kültürel hayatla buluşmasının güzel örneklerinden biri oldu. Çiftçi ürettiği ürünle gurur duyuyor, üretim bir şölene dönüşüyor, Tokat domatesinin adı daha geniş çevrelere duyuruluyordu. Çünkü tarımsal kalkınma sadece tarlada başlamaz. Ürüne değer vermek, üreticiyi değerli hissettirmek ve o ürünü tanıtmak da tarımsal kalkınmanın bir parçasıdır.
15 BİN BAŞLIK HAYVANCILIK PROJESİ
O dönemde üzerinde çalışılan önemli projelerden biri de Artova-Boyunpınar Organize Hayvancılık Bölgesi Projesi idi.
ÇED çalışmaları tamamlanmış, yatırım programına alınması beklenen 15 bin başlık büyük bir hayvancılık projesi olarak planlanmıştı.
Bunun yanında arıcılığın geliştirilmesi, yeni ürün çeşitlerinin il tarımına kazandırılması ve kırsal kalkınmanın güçlendirilmesi için de önemli çalışmalar yürütüldü.
Bütün bu çalışmaların ortak bir hedefi vardı:
Tokat’ta üretimi artırmak, üreticinin gelirini yükseltmek ve kırsalda yaşayan insanımızın geleceğe umutla bakmasını sağlamak.
BİR VALİ, BİR TARIM NEFERİ
Bence Ayhan Nasuhbeyoğlu Valimizi farklı kılan en önemli özelliklerden biri de şuydu:
Tarımı sadece İl Tarım Müdürlüğünün işi olarak görmezdi. Tarımın bütün paydaşlarını aynı masa etrafında buluştururdu. Ziraat odaları… Tarımsal birlikler… Üretici örgütleri… Sektör temsilcileri… Teknik personel… Ve elbette çiftçilerimiz… Herkesin görüşünü dinler, ortak akılla hareket edilmesini teşvik ederdi. Bu nedenle kendisini yalnızca bir Vali olarak değil, Tokat tarımının yanında yürüyen bir tarım neferi olarak hatırlıyorum.
Aradan yıllar geçti. Görevler değişti, insanlar değişti, şartlar değişti. Fakat bazı hizmetlerin izi kolay kolay silinmez. Bugün Tokat'ın farklı bölgelerinde üretim yapan çiftçilerimizle karşılaştığımızda, o yıllarda yapılan çalışmaları hâlâ hatırlayanlara rastlıyoruz. Bazen bir köyde… Bazen bir tarla başında… Bazen bir üretici sohbetinde… “O zamanlar böyle çalışmalar yapılmıştı.” diye başlayan cümleler duyuyoruz. İşte bir yöneticinin bırakabileceği en kıymetli miraslardan biri de budur.
YENİLİKÇİ PROJELERLE TARIMA DEĞER KATTI
Görev yaptığı yıllar boyunca mevcut çalışmaları yürütmekle yetinmeyen, tarımın geleceğini düşünerek yenilikçi, öncü ve örnek projelere imza atan bir anlayışı benimsedi. Türkiye’de ilk kez uygulanan tarımsal mücadele ilaçlarının boş ambalajlarının toplanarak teknik usullere uygun şekilde imha edilmesi projesi, çevre ve insan sağlığının korunması açısından önemli bir adım oldu. Bunun yanında üzümsü meyvelerin yaygınlaştırılması, alternatif ve yüksek katma değerli ürünlerin üretime kazandırılması, modern üretim tekniklerinin yaygınlaştırılması, bitki sağlığı ve güvenli tarım uygulamalarının geliştirilmesi gibi birçok çalışmaya öncülük edildi. Bu projelerin temel anlayışı; sorun ortaya çıktıktan sonra çözüm aramak yerine, sorunları önceden görerek çözüm üretmekti.
Kısacası, onun tarım anlayışı; üretmek kadar çevreyi korumayı, çiftçinin gelirini artırmayı, yeniliği üreticiyle buluşturmayı ve gelecek nesillere daha sağlıklı bir tarım bırakmayı hedefleyen öncü bir anlayıştı.
Görev yaptığı Giresun, Sinop, Ardahan, Tokat ve Hakkâri illerinde de aynı heyecan, azim ve kararlılıkla çalışan; görev yaptığı her bölgede tarımsal potansiyeli ortaya çıkarmaya, üreticinin sorunlarına çözüm üretmeye ve yenilikçi uygulamaları hayata geçirmeye gayret eden bir anlayışı temsil etti. Bu yönüyle ortaya koyduğu çalışmalar, görev yaptığı illerde ve kamuoyunda yakından bilinen ve takdir edilen bir hizmet anlayışının göstergesi oldu.
MAKAM DEĞİL, HİZMET HATIRLANIR
Yıllar sonra geriye dönüp baktığımda şunu daha iyi anlıyorum: Makamlar geçicidir, görevler sona erer, unvanlar unutulur. Ama toprağa dokunan, üreticiye umut veren, köylünün hayatına katkı sağlayan hizmetler nesilden nesile anlatılır. Ayhan Nasuhbeyoğlu Valimizi bugün hatırlamamın temel sebebi de budur. O, makamının gücünü kullanarak tarıma yön veren değil; tarımın gücüne inanarak Tokat'ın geleceğine yön vermeye çalışan bir Valimizdi. Benim için de böyle bir Valinin döneminde İl Tarım Müdürlüğü görevine başlamak önemli bir hayat tecrübesi oldu.
Bugün Türk tarımı üzerine yazıyor, üretimin, çiftçinin ve kırsal kalkınmanın meselelerini gündeme taşımaya çalışıyorsam, bunda geçmişte birlikte yürüdüğümüz o yolların, ziyaret ettiğimiz köylerin, konuştuğumuz çiftçilerin ve toprağa dair kurduğumuz hayallerin büyük payı vardır.
Ve bugün bir kez daha görüyorum ki: Tarım sevilmeden tarım kalkınmaz. Çiftçi anlaşılmadan üretim güçlenmez. Toprağa gönül verilmeden bereket çoğalmaz. İşte bu yüzden bazı valiler görev yaptıkları ilin sadece yöneticisi olmazlar. O ilin toprağına, üreticisine ve geleceğine gönül verirler. Onların izi tarlalarda, hatırası çiftçilerin gönlünde yaşamaya devam eder. Ayhan Nasuhbeyoğlu Valimiz de benim hafızamda işte böyle bir isim olarak yer etmiştir.