Haber-Foto: Mustafa Işık (Özel Haber)
Tokat’ta mesleklerinin son ustaları olan Tokat Geleneksel El Sanatları Derneği (TOGES) Başkanı ve Kadın Urgancı Ayşe Darende, Kaval Ustası Yaşar Güç, At Arabası Ustası Ahmet Turan Okçay, Bağlama Ustası Ben Halil Uçar, Saraç ve Hamud Ustası Ahmet Duran Ayvaz, Bıçak Ustası Semih Arar, Tesbih Ustası Şahin ve Bakır Ustası Halime Küçük Tokat Hürsöz’e yaptıkları açıklamasında “Sanat Sokağı” taleplerini ilettiler.
Zanaatkarlar “Sanat Sokağı” projesini Tokat’a kazanılması durumunda yeni nesillerin yok olma tehlikesi olan mesleklere ilginin artacağını belirttiler. Mesleklerinin yaşatılması için yetkililere seslenen ustalar, biran önce Türkiye’nin bazı illerinde olduğu gibi Tokat’ta da “Sanat Sokağı”nı istediklerini belirttiler.
TOGES Başkanı’ndan Mesleki Eğitim ve Zanaatkarlık Çağrısı
Tokat Geleneksel El Sanatları Derneği (TOGES) Başkanı Ayşe Darende, Tokat’ın geleneksel zanaatlarına ve mesleki eğitimin önemine dikkat çekti. Darende, Milli Eğitim Müdürlüğü, Halk Eğitim ve Olgunlaşma Enstitüsü ile iş birliği yaparak hayat boyu öğrenme sürecine dahil olduklarını belirtti. “Ustalarımızın çağrılmasıyla zanaatkar olarak görev aldık. Bu meslekleri yürüten kişiler olarak Halk Eğitim ve Derneğimizdeki arkadaşlarımızla birlikte çalışıyoruz. Bu süreçte mutfak bölümünde de görev aldık.” dedi.
Tokat’ta birçok yaşayan değer olduğunu ancak en büyük sorunlarının bir arada olabilecekleri, kendilerine ait bir çarşının veya sokağın bulunmaması olduğunu ifade eden Darende, “Sanatkarlar değil, zanaatkarlar için bir sanat sokağı istiyoruz. Urfa ve Antep gibi Tokat da bu şekilde gündeme gelebilir, çünkü Tokat bakır işçiliği ve diğer zanaatlarda bu şehirler kadar yetenekli ustalara sahip” dedi.
Gelecek nesillere verecekleri mesajın çok önemli olduğunu vurgulayan Darende, eğitim sisteminin yeniden mesleklere yönelmesi gerektiğini belirtti. “Çocuklara sadece teorik bilgi değil, aynı zamanda bu mesleklerin yapılabileceğini ve bu mesleklerden para kazanılabileceğini göstermeliyiz. Herkesin üniversite okuması gerekmiyor; zanaatkarların da unutulmaması lazım.” diye konuştu.
Darende, bu tür el sanatlarının ustalarının yetişmesi gerektiğini söyledi. “Bu meslekleri küçük yaşlardan itibaren tanıtmak için çocukları atölyelere getirebiliriz. Ancak, önce bize uygun çalışma ortamları sağlamaları lazım. Atölyelerimizi bir araya toplayarak kreşlerden ve anaokullarından çocukları getirip, bu mesleklerin nasıl yapıldığını göstermemiz mümkün olur. Bu şekilde çocuklar emeğin değerini ve bu işlerle nasıl geçim sağlandığını öğrenirler.” şeklinde konuştu.
“Elimizden Geldiğince Bu Sanatı En İyi Şekilde Yaşatmaya Çalışıyoruz”
Kaval Ustası Yaşar Güç, “Takım ustasıyım ve aynı zamanda kaval yapımı konusunda uzmanım. Başkanımızın bahsettiği gibi, güneşin doğası ve insanın yaşantısı ile ilgili sanatımızı gelecek kuşaklara aktarmak için buradayız. Elimizden geldiğince bu sanatı en iyi şekilde yaşatmaya çalışıyoruz. Başkanımızın da belirttiği gibi, bu mesleğin gelecekte pek fazla devam ettirilmediğini görüyoruz. Bizim gibi el sanatları zamanla yok oluyor. Bu durumu değiştirmek için gençleri teşvik etmemiz gerekiyor. Millet ve ulus, kültürüne sahip çıktıkça ayakta kalabilir. Bu nedenle, kültürümüzü korumak zorundayız. Sanatımızı gelecek kuşaklara aktarmak ve yaşatmak konusunda adımlar atıyoruz. Tokat’ta bir proje başlattık ve Milli Eğitim Müdürlüğümüzle iş birliği yaparak bir okulda eğitim veriyoruz. Gençleri bu sanatla tanıştırmak için çalışıyoruz. Kaval, Türk kültüründe önemli bir yere sahiptir. Çobanların sazı olarak bilinse de günümüzde daha geniş bir kitle tarafından çalınıyor ve dinleniyor. Kavalın sesi ve melodisi farklı ve özel bir yere sahip. Bu nedenle, bu sanatı yaşatmak için elimizden geleni yapıyoruz.” dedi.
“Safranbolu Gibi Bir Yer Haline Gelse, Sanatımız Daha Da Değer Kazanır”
At Arabası Ustası Ahmet Turan Okçay, “Unutulmaya yüz tutmuş meslekler arasında at arabası yapımıyla uğraşıyorum. Bu işi yapan başka kimse kalmadı, çırağımız da yok. Bu mesleği tanıtmak istiyoruz. Sayın başkanımıza da teşekkür ederiz, Allah razı olsun. Ancak, biz bu mesleği bırakınca bu sanat da yok olacak. Neden bu meslek tercih edilmiyor? Belki zorluklarından dolayı, belki de gençler farklı işlere yöneliyor. Aslında zor bir yanı yok, ama eskiden ben çırakken babam ustama para verirdi ki dükkana gelsin diye. Ben de ustam bana zam yapıyor sanırdım. Ancak bu sayede sanat öğrendik, Allah razı olsun. Sizlerin sayesinde de tanıtıyoruz, sahip çıkanlarımız olursa daha iyi olur. En azından Safranbolu gibi bir yer haline gelse, sanatımız daha da değer kazanır. Buradan büyüklerimize sesleniyoruz, bizlere sahip çıksınlar. Yoksa bu meslek tamamen kaybolacak.” diye konuştu.
“Bizim Gibi Ustalar Türkiye'de Pek Az Kaldı”
Bağlama Ustası Ben Halil Uçar, “El yapımı bağlamalar üretiyorum. Bu işin fabrikasyon üretimi İzmir ve Ankara gibi yerlerde yaygınlaştı, ama bizim gibi ustalar Türkiye'de pek az kaldı. En kaliteli ve en güzel bağlamaları yapmaya çalışıyoruz. Evet, bu iş çok zahmetli; kimyasal maddeler, ahşap işçiliği, boya ve cila işlemleri oldukça ağır ve zor. Ama biz bu işi seviyoruz ve müşterilerimize en iyi ürünleri sunuyoruz. Tokat'ta kendi yerimizde, halkımıza hizmet veriyoruz. El yapımı bağlamalarımızın kalitesini Türkiye'nin her yerine ulaştırıyoruz. Ne yazık ki bizim gibi ustalar azaldı. Fabrikasyon üretim çok fazla, ama el yapımı bağlama ustaları giderek azalıyor. Çırak bulmakta zorlanıyoruz ve genellikle tek başımıza çalışıyoruz. Bağlamalarımız kaliteli olduğu için, az da olsa üretimimizi sürdürüyoruz.” şeklinde konuştu.
“Sanatımızın ve Mesleğimizin Devam Edebilmesi İçin Desteğe İhtiyacımız Var”
Saraç Hamud Ustası Ahmet Duran Ayvaz, “Türkiye'deki dört ustadan biriyim. Diğer ustalar gibi ben de tek başıma çalışıyorum. Bizden sonra gelen nesilde yetenekli kimse yetişmediği gibi, bu sanat da bitme noktasına geliyor ve bu durum içimizi acıtıyor. Otuz sekiz yıldır bu işi yapıyorum, çıraklıktan beri bu mesleğin içindeyim. Yeni eleman bulmakta zorlanıyoruz. İşlerimizi yetiştirmekte zorlanıyoruz, ancak kendi yağımızda kavruluyoruz. Mesajım, sadece benim için değil, tüm ustalar için devletimizin bize sahip çıkmasıdır. Sanatımızın ve mesleğimizin devam edebilmesi için desteğe ihtiyacımız var.” ifadesini kullandı.
“Sanat Sokağı İle Sanatımızı Tekrar Canlandırabiliriz”
Bıçak Ustası Semih Arar, “Ben de Tokat'ın geleneksel el sanatları ustasıyım ve bu sanatın son temsilcisiyim diyebilirim. Bu sanatı başka bir ustadan değil, kendi çabamla öğrendim. Öncelikle, bu etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür ederim. Başkanımın da belirttiği gibi, biz ustaların sanatımızı ve zanaatımızı sergileyebileceğimiz bir sanat çarşısına ihtiyacımız var. Sanatkarların ve zanaatkarların bir arada olabileceği böyle bir yer, sanatımızın yaşatılması için önemli. Yetkililerden bu talebimizi dikkate almalarını istiyoruz. Böyle bir yer oluşturulursa, belki merak eden biri gelir ve bu sanatı öğrenmek ister. Sanat Sokağı ile sanatımızı tekrar canlandırabiliriz. Diğer şehirlerde bazı zanaatlar öne çıkıyor, neden Tokat'ta da olmasın? Eğer ben bu noktaya geldiysem, daha iyi ustaların da çıkabileceğine inanıyoruz. Mesleğimizin zorlukları elbette var. Her zanaat gibi bizim de işimizin zorlukları var. Örneğin, bir bıçağı yapmak üç gün sürüyor; bir bıçak üç günde doğuyor, hayat buluyor. Bu zorluklara rağmen, işimizi severek yapıyoruz ve bu sanatın devam etmesi için elimizden geleni yapıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Bu Sayede Zanaatımız Hakkında Sohbetler Yapabiliriz”
Tesbih Ustası Şahin Alagaş, “Bizim mesleğimizde önemli bir gelişme var. Tespitçi olarak başladığımda Tokat'ta sadece üç-dört kişi bu işi yapıyordu. Zamanla bu kültür yaygınlaştı ve bazı faktörler etkili oldu. Yıllardır bu işle uğraşıyorum. Normalde devlet memuruydum, ama artık Tokat'a özgü bir ürün yapma zamanı geldiğini düşündüm. Üç yıllık bir çalışma sonucunda Tokat testi yaptım ve bu ürünü imal etmeye başladım. Aynı zamanda testilere özel bir tasarım ekledik. Bu testiler, Tokat'a gelen misafirler tarafından ilgi görüyor ve memleketlerine, sevdiklerine götürülüyor. Ancak, teknik sıkıntılarımız var. Başkanımızın da belirttiği gibi, el sanatları ustalarının bir arada olması gerekiyor. Sokaktan gelen turistlerin ilgisini çekmek bizim açımızdan çok önemli. Bir arada olursak, gelen turistler ürünlerimizi görüp nasıl yapıldığını izleyebilirler. Ürünlerimizi daha iyi değerlendirebilirler ve bu sayede zanaatımız hakkında sohbetler yapabiliriz. Bu sebeple, bu sıkıntımızın giderilmesi için bir çalışma yapılmasını istiyoruz. Pek çok şehirde bu tür düzenlemeler var. Örneğin, Gaziantep'te esnaflar ve zanaatkarlar bir arada. Turistler bu alanları gönül rahatlığıyla gezip alışveriş yapabiliyor, fotoğraflar çekiyorlar. Bu, kültürün daha güzel yayılmasını ve gelişmesini sağlıyor. Tokat'ta da benzer bir düzenleme yapılmasını arzu ediyoruz.” ifadelerine yer verdi.
“Gelecek Nesillerin Daha Nitelikli Olabileceğine İnanıyorum”
Bakır Ustası Halime Küçük, "Etkinliklerde ustaların ve zanaatkarların bir araya geldiği sergiler her zaman daha etkileyici oluyor. Ancak, kısa programlarla sınırlı kalmamalı, daha fazla destek ve ilgi görmeli. Bu alanda bize verilen destek önemli, çünkü mesleğimiz unutulmaya yüz tutmuş durumda. Bakırcıyım ve eşim Kültür Bakanlığı'nda sanatçı. Biz de bu mesleğin son temsilcileriyiz diyebilirim. Bakırcılık gerçekten bir sanat ve maalesef bu sanatın yok olma riskiyle karşı karşıyayız. Eşim, Allah uzun ömür versin, uzun yıllar boyunca bu mesleği icra etti. Ancak, zamanla gerçek ustaların birer birer kaybolduğunu görüyoruz. Şimdi, çocuklara bu mesleği yüzeysel olarak anlatmaktan öte, gerçek anlamda ustalık kazandırılmalı. Meslek okullarında öğretmenlerin rehberliğinde yetişecek gençler, mesleğin geleceğini şekillendirebilir. Önemli olan sadece bir okuldan mezun olmak değil, hayatın verdiği deneyimlerle mesleği öğrenmek. Bu şekilde, gelecek nesillerin daha nitelikli olabileceğine inanıyorum. Hayat boyu öğrenme kavramı sadece etkinliklerle sınırlı değil, aynı zamanda bir meslek sahibi olma sürecinde de önemli bir rol oynuyor. Ancak, maalesef çıraklık sistemi neredeyse yok denecek kadar azaldı. Şu anda ustaların çoğu sadece para kazanıyor, gerçek ustalık ve emek değerini kaybediyor. Eşimle birlikte otuz beş yıldır aynı mesleği icra ediyoruz. Umarım ömrüm yettiğince bu mesleği gelecek nesillere aktarmaya devam ederim." açıklamalarında bulundu.
Tokat’ın geleneksel zanaatlarının ustaları, mesleklerinin geleceğini korumak için bir an önce “Sanat Sokağı” projesinin hayata geçirilmesini talep ediyor. Bu proje ile zanaatkarlar, genç nesillere mesleklerini aktararak kültürel mirası yaşatmayı amaçlıyor.





