Anahtar Partisi Tokat İl Başkanı Av. Hakan Ahmet Bice, son günlerde basında ve kamuoyunda geniş yankı bulan “hobi bahçeleri” tartışmasına ilişkin yazılı bir basın açıklaması yaptı. Bice, açıklamasında mevcut tabloyu bir hukuk meselesi olmaktan çok, açık bir yönetim ve sorumluluk krizi olarak tanımladı. Yıllarca göz yumulan, denetlenmeyen ve hatta elektrik, su gibi altyapı hizmetleriyle fiilen meşrulaştırılan bir yapılaşma modelinin, bugün gelinen noktada “kaçak” damgası vurularak yıkım konusu yapılmasını eleştiren Bice, bu durumu “gecikmiş devlet aklı” olarak nitelendirdi. Bice, özellikle 3194 sayılı İmar Kanunu ve 5403 sayılı Toprak Koruma Kanunu’nda adı bile geçmeyen bir kavram üzerinden yürütülen tartışmanın, aslında devletin yıllardır ihmal ettiği bir sorumluluğun dışavurumu olduğunu vurguladı.
“Krallar Kural Olunca Yönetim Affetmeye Dönüşüyor”
Bice, açıklamasının en dikkat çeken bölümünde, Türkiye’de maalesef gizli bir yönetim modelinin oluştuğunu belirtti. Bu modeli “önce görmezden gel, sonra büyümesine izin ver, sonra bir anda cezalandır, sonra da seçim zamanı gelince affediyorum de” şeklinde özetleyen Bice, bunun ne devlet ne de yönetim anlayışı olduğunu, aksine sorumsuzluğun kurumsallaşmış hali olduğunu söyledi. Bice, “Krallar kural olunca konu ‘Önce görmezden gelen, sonra cezalandıran, sonra affeden bir yönetim anlayışına dönüşüyor’” ifadeleriyle bu çarpık döngüye dikkat çekti. Kuralların dün konulmadığını, 5403 sayılı Toprak Koruma Kanunu ve ilgili yönetmeliklerde her aşamanın açık ve net olduğunu hatırlatan Bice, hangi alanlarda ne yapılacağı, hangi yapıların mümkün olduğu ve izinleri hangi kurumların vereceğinin kanunda tarif edildiğini ancak uygulamada bu kuralların yıllarca işletilmediğini ifade etti.
“Yıkıma Giden Süreçte Sorumlular Kim?”
Bice, konunun bugün bakanlık eliyle yıkım aşamasına gelmiş olmasının sadece vatandaşın hatası olarak görülemeyeceğini belirterek sorumluları tek tek sıraladı. “Bu süreçte görevini kim yapmadı? Kaymakam mı? Vali mi? Belediye mi?” diye soran Bice, devletin tüm mekanizmalarını yönetme iradesi tek başında olan Hükümet’e de sert eleştiriler yöneltti.
Bice, şu sorularla yetkililerin hesap vermesi gerektiğini vurguladı:
“Bu araziler bölünürken neredeydiniz? Satışlar yapılırken neredeydiniz? Elektrik, su bağlanırken neredeydiniz? İnsanlar birikimini buraya yatırırken neden sustunuz?”
Bice, “Bugün çıkıp bütün sorumluluğu vatandaşa yüklemek hukuken kolay olabilir ama vicdanen doğru değildir. Vatandaş suçlu ilan edilirken, görev ve yetkisini kullanmayanların masum gösterilmeye çalışılmasının kabul edilemez.” olduğunu söyledi.

İki Temel Gerçek ve Siyasi Tercih Eleştirisi
Bice, açıklamasında ortada iki temel gerçek olduğunu söyledi. Birincisi, tarım arazilerinin korunmasının zorunlu olduğu; ikincisi ise bu alanlarda oluşan yapılaşmanın yılların denetimsizliği ve siyasi tercihleri sonucu büyüdüğü gerçeğidir. Bu noktada en büyük sorunun “siyasi tercih” olduğunu vurgulayan Bice, Türkiye’de maalesef önce görmezden gelme, ardından büyümeye izin verme, sonra cezalandırma ve en sonunda seçim zamanı affetme döngüsünün kurumsallaştığını belirtti. Bice, “Mesele sadece kaçak yapılaşma değil, gecikmiş devlet aklıdır.” diyerek asıl sorunun plansız ve öngörüsüz yönetim anlayışı olduğunu ifade etti. Tarım arazilerinin korunması gerektiğini ancak bunun vatandaş üzerinden “gecikmiş devlet refleksi” ile yapılamayacağını söyleyen Bice, devletin görevinin sonradan yıkmak değil, baştan doğru yapmayı sağlamak olduğunun altını çizdi.
Çözüm Önerisi: “Yasak-Ceza-Af Döngüsünden Çıkış”
Bice, çözüm önerilerini de sıraladığı açıklamasında, bu meselenin “yasak – ceza – af” döngüsünden çıkarılması gerektiğini savundu. Bunun yerine dünyada uygulanan örneklere dikkat çeken Bice, insanların doğayla temas, üretim ve nefes alma ihtiyacını gören, planlı, denetimli ve sürdürülebilir kullanım modelleri kuran bir sistemin hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Mülkiyet üzerinden değil, kullanım hakkı üzerinden çözümler üreten sürdürülebilir bir sistemi savunduklarını ifade eden Bice, “Bugün vatandaşın karşısına yıkım kararıyla çıkmak kolaydır. Zor olan; zamanında planlamak, zamanında denetlemek, zamanında kanunları uygulayıp doğruyu yapmaktır” dedi.
Bice sözlerini, “Biz kolay olanı değil, doğru olanı savunuyoruz.” vurgusuyla tamamladı.




