Ülkenin her tarafında toplumsal cinnet olayları yaşanıyor. İntiharlar, kavgalar, cinayetler maalesef çoğaldı.

Bunların temelinde ekonomik şartların her geçen gün zorlaşmasının yattığını görmek için kahin olmaya gerek yok. Ama sadece ekonominin kötüleşmesi değil, toplumun adaletten umudunu kesmesi, hukuka olan itimadın azalması da önemli etkenler arasında.

Siyasi iktidarın ekonomik krizi görmezden gelmesi, adaletin tartışılıyor olması günümüzün temel problemi. Muhalefetteki boşluk da işin cabası. Kısmen iktidar eliyle oluşturulan CHP’deki sorunlar, ana muhalefetin gündemini halktan kopardı. Televizyon ekranlarında ne ekonomideki kriz ne de adaletsizlik konuşuluyor.

Gerçek gündemlerin sürekli perdelendiği TV’lerde halkın nabzını tutacak hiçbir konuşmaya, analize ya da çözüme dair argümanlara rastlamak mümkün değil. Dolayısıyla gelir dağılımındaki adaletsizlik, hukuka olan güvensizlik ve hayata dair realiteler sadece halkın umurunda.

İYİ Parti’den Yeni Yol Grubuna Türkiye gerçeklerini gündeme getiren birkaç milletvekili dışında yeteri anlamda sesi çıkamıyor partilerin. Halkın gündemine odaklanmayan unsurların halkı yönetmeye talip olmaları da ironik bir durum aslında.

Şair Mehmet Deveci “Ben kendimi Allah'a bıraktım: Yağmur gibi, bulut gibi, kuş gibi, İbrahim gibi…” der, bir şirinde. Halkın durumu da aynen böyle. Allah’tan başka kimse duymuyor yurttaşın sesini. Ortadoğu’daki savaş gerçeğini, savunma sanayinin önemini ya da “itibardan tasarruf olmasın diye” yapılan harcamaların önem arz ettiğini bizler de biliyoruz. Lakin milletin durumu gerçekten tüm bunların üzerinde bir aciliyetle alarm veriyor. Esas mesele de bu.

Esas mesele bu, fakat gerçeği görmeyi kimse istemiyor.

Peki ne olacak?

Kimse bilmiyor nelerin olacağını. Ama yurttaşın gündemine odaklanmayan hiçbir siyasi hareketin başarılı olma şansı yok. Buna iktidar partisi de dahil. Hamaseti, “eski Türkiye” hikayelerini, kimseler çok fazla takmıyor artık.

İktidarından muhalefetine halkın durumundan haberi olanlar görev başına…