E. Tarım İl Müdürü Yaşar Kavak yazdı: “Bugün birçok yerde 50-70 lira seviyelerine kadar yükselmiş durumda. Peki, mutfağımızın bu temel ürünü neden pahalandı?”

Soğan… Sofralarımızdaki en sıradan ürünlerden biri. Ama aynı zamanda Türk mutfağının en temel, en vazgeçilmez ve en çok kullanılan ürünlerinden biri… Çorbada, yemekte, salatada, kebapta, köftede, menemende…

Soğan olmadan birçok yemeğin tadı, kokusu ve lezzeti eksik kalır.

Eskiden mutfak bütçesini fazla zorlamayan, dar gelirli vatandaşın dahi rahatlıkla alabildiği soğan; bugün pazarda ve markette fiyatı en çok konuşulan ürünlerden biri haline geldi. Bir zamanlar birkaç lira karşılığında alınan bir kilogram kuru soğanın fiyatı, bugün birçok yerde 50-70 lira seviyelerine kadar yükselmiş durumda.

Peki, mutfağımızın bu temel ürünü neden bu kadar pahalandı?

Bu sorunun tek bir cevabı yok. Bugünkü fiyat artışının arkasında; geçmiş yıllardaki düşük üretici fiyatları, ekim alanlarındaki daralma, iklim olayları, hasat gecikmeleri, depolardaki stokların azalması, artan üretim maliyetleri ve arz-talep dengesindeki geçici bozulma gibi birçok neden bulunmaktadır.

Kısacası bugün yaşananlar, yalnızca bugünün değil; geçmiş yıllardaki üretim kararlarının da bir sonucudur.

ÇİFTÇİ GEÇEN YIL ZARAR EDERSE, TÜKETİCİ BUGÜN PAHALIYA ALIR

Tarımda bugün alınan karar, çoğu zaman yarının üretimini belirler. Çiftçi geçen yıl ektiği ürünü zararına sattığında, bir sonraki yıl aynı ürünü ekmek konusunda tereddüt eder. Çünkü çiftçi yalnızca toprağa tohum atmıyor. Mazot, gübre, ilaç, sulama, işçilik, elektrik, ambalaj, kira ve nakliye gibi çok sayıda maliyet kalemini de üstleniyor. Eğer bütün bu maliyetlerin sonunda ürününü değerinde satamazsa, doğal olarak bir sonraki üretim döneminde başka ürünlere yöneliyor veya ekim alanını daraltıyor. Soğanda da benzer bir süreç yaşandı. Geçmiş dönemlerde üretim fazlası oluştuğu zaman fiyatlar geriledi. Üretici emeğinin karşılığını alamadı. Bugün ise bunun tersini yaşıyoruz.

Düşük fiyat üretimi azaltır. Üretim azalınca arz daralır. Arz daralınca fiyat yükselir. Tarım piyasalarının temel gerçeği budur. Bu nedenle bugün yüksek soğan fiyatını tartışırken, yalnızca pazardaki etikete bakmak yeterli değildir. Dün çiftçinin ürünü kaça sattığına da bakmak gerekir. Çünkü üreticinin zarar ettiği bir tarım düzeninde, uzun vadede ne üretici kazanır ne tüketici…

BU YIL İKLİM ŞARTLARI DA SOĞANI VURDU

Bu yıl yaşanan fiyat artışının önemli nedenlerinden biri de iklim koşullarıdır. Özellikle soğan üretiminin önemli merkezlerinde görülen aşırı yağışlar, sel olayları ve tarla koşullarındaki olumsuzluklar; ürün kayıplarına ve hasat sürecinde gecikmelere neden oldu.

Ticaret Bakanlığı da 2026 yılında görülen aşırı yağışların, kuru soğanda hasadın üretici bölgelerde kademeli olarak devam etmesinde etkili olduğunu belirterek, arz güvenliği amacıyla geçici bir ithalat düzenlemesine gitti.

Tarımda zamanlama son derece önemlidir. Ürün tarlada hazır olsa bile yağış nedeniyle hasat yapılamıyorsa, ürünün piyasaya giriş zamanı gecikir. Piyasada talep devam ederken ürünün pazara yeterli miktarda ulaşmaması ise fiyatların yükselmesine yol açar. Bugün yaşanan tablonun önemli bir bölümü de budur: Eski ürün stokları azaldı. Yeni ürünün piyasaya girişi gecikti. Arz geçici olarak daraldı. Fiyat yükseldi.

SOĞANIN FİYATI SADECE TARLADA BELİRLENMİYOR

Bir kilogram soğanın fiyatını yalnızca üretici belirlemiyor. Ürün tarladan çıktıktan sonra; Taşıma, Depolama, Ayıklama, Ambalajlama, Hal ve komisyon, Nakliye, Perakende giderleri

gibi birçok aşamadan geçiyor. Buna son yıllarda artan mazot, elektrik, işçilik, gübre ve diğer girdi maliyetleri de ekleniyor. Dolayısıyla tüketicinin pazarda ödediği fiyat ile üreticinin tarlada aldığı fiyat arasında ciddi fark oluşabiliyor. Bu nedenle yapılması gereken, ne üreticiyi peşinen suçlamak ne de tüketicinin yaşadığı mağduriyeti görmezden gelmektir.

Whatsapp Image 2026 07 22 At 13.29.25