Ulvi Gelbal, Çin’den dönüşü sonrası yazdı: “Hainan’da dikkatimi en fazla çeken konulardan biri, tarımın yalnızca üretim faaliyeti olarak görülmemesiydi.”

Dünyayı Görmek, Memleketimizi Yeniden Düşünmek

1-14 Temmuz 2026 tarihleri arasında Çin Halk Cumhuriyeti’nin Hainan Eyaleti’nde düzenlenen “Gelişmekte Olan Ülkeler İçin Tropikal Tarım Turizminin Geliştirilmesi ve Planlanması Semineri” programına, Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliğinin davetiyle katıldım.

Çin Halk Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığının himayesinde gerçekleştirilen uluslararası programda, Türkiye’yi temsil eden dört kişiden biri olarak, dokuz farklı ülkeden gelen 30 katılımcı arasında yer almaktan büyük bir onur duydum.

Program boyunca tarım, kırsal kalkınma, agroturizm, akıllı tarım, kooperatifçilik, yerel ürünlerin markalaştırılması ve uluslararası iş birliği alanlarında önemli bilgi ve deneyimler edindik.

Elbette bu program benim için yalnızca Çin’i tanıma fırsatı değildi. Aynı zamanda ülkemizi, Anadolu’nun üretim kültürünü ve memleketimiz Tokat’ı anlatma fırsatıydı.

Programın sonunda Çin Hainan Eyaleti Ticaret Bakanlığı Uluslararası Değişim ve İşbirliği Merkezi Müdür Yardımcısı Sayın Chen Yuwen’e Tokat yazması hediye ettim.

Tokat’ımızın asırlık el sanatına büyük bir ilgi göstermesi, yazmayı dikkatle incelemesi ve hikâyesini ayrıntılarıyla dinlemesi benim için ayrı bir gurur kaynağı oldu.

Bir el sanatı ürünü bazen bir şehri anlatan en güçlü dil olabilir. Tokat yazması da yalnızca bir kumaş veya süs eşyası değildir. Kadın emeğinin, ustalığın, sabrın ve yüzlerce yıllık kültürel birikimin ürünüdür.

Her gittiğimiz yerde ülkemizi, kültürümüzü ve Tokat’ımızı en güzel biçimde temsil etmeye devam edeceğiz.

Ancak uluslararası programların asıl değeri yalnızca yapılan ziyaretlerde veya çekilen fotoğraflarda değildir. Önemli olan, görülen uygulamalardan kendi ülkemiz ve şehrimiz için hangi derslerin çıkarılabileceğidir.

Hainan’da dikkatimi en fazla çeken konulardan biri, tarımın yalnızca üretim faaliyeti olarak görülmemesiydi.

Tarım; turizm, eğitim, kültür, konaklama, gastronomi, teknoloji ve doğa deneyimiyle birlikte ele alınıyordu.

Bir meyvenin yalnızca kilogram fiyatı düşünülmüyor; o meyvenin yetiştiği bahçenin, üretim hikâyesinin, hasat deneyiminin ve işlenmiş ürünlerinin de ekonomik değeri hesaplanıyordu.

Ziyaretçiler kimi yerlerde meyve topluyor, kimi yerlerde üretim süreçlerine katılıyor, yerel yemekleri tadıyor, köylerde konaklıyor ve doğrudan üreticiden alışveriş yapıyordu.

Böylece çiftçi yalnızca ürününü tüccara satan kişi olmaktan çıkıyor; turizm gelirinden, konaklamadan, gastronomiden ve doğrudan satıştan da pay alıyordu.

Tokat’ın bu açıdan son derece güçlü bir potansiyeli vardır.

Narince bağ yaprağımız, üzümümüz, cevizimiz, kuşburnumuz, pekmezimiz, Tokat kebabımız, keşkeğimiz, yöresel ekmeklerimiz ve el sanatlarımız yalnızca ticari ürün değildir. Bunların her biri ayrı bir kültür, üretim ve turizm hikâyesidir.

Bağ bozumu döneminde üzüm toplama, salamura yaprak hazırlama, pekmez kaynatma, kuşburnu işleme, ceviz hasadı, süt ürünleri yapımı ve köy mutfağı gibi faaliyetler ziyaretçilere deneyim olarak sunulabilir.

İnsanlar artık yalnızca tarihî yapı görmek veya güzel manzara karşısında fotoğraf çekmek istemiyor. Gittiği yerin kültürünü yaşamak, üretim sürecine katılmak ve o şehrin hikâyesini hissetmek istiyor.

Tokat’ın turizm anlayışını bu yönde geliştirmemiz gerekir.

Ballıca Mağarası, Tokat, Niksar, Zile Kalesi, Yağıbasan Medresesi, Sulusaray Sebastopolis Antik Kenti, Tokat Müzesi, tarihî konaklarımız ve doğal güzelliklerimiz çok değerlidir.

Ancak turizmi yalnızca bu alanların ziyaret edilmesiyle sınırlarsak, gelen misafir şehirde kısa süre kalır ve ekonomik katkısı düşük olur.

Turisti şehirde ve ilçelerde daha uzun süre tutmak için tarım, gastronomi, kültür, doğa ve konaklamayı bir arada planlamamız gerekiyor.

Hainan’da gördüğümüz paylaşımlı çiftlik ve köy turizmi modelleri de Tokat açısından önemlidir.

Bu modellerde şirket, kooperatif, köy halkı ve kamu birlikte hareket ediyor. Köylüler arazileriyle, evleriyle, ürünleriyle veya emekleriyle sisteme katılıyor.

Kimi köylü kira geliri elde ediyor, kimi turizm işletmesinde çalışıyor, kimi ürün satıyor, kimi de kurulan kooperatif veya işletmeye ortak oluyor.

Buradaki temel yaklaşım, köylüyü kendi köyünde yalnızca seyirci hâline getirmemektir.

Bir köyde turizm geliştirilecekse, o köyde yaşayan insanların sürecin ortağı ve asıl yararlanıcısı olması gerekir.

Tokat’ta kurulacak kırsal turizm modellerinde de öncelik yerel halka verilmelidir. Köylünün toprağı ve kültürü üzerinden gelir elde edilirken, köylünün dışarıda bırakılması doğru değildir.

Kooperatifçilik bu noktada büyük önem taşımaktadır.

Üreticilerimizin tek başına karşılamakta zorlandığı paketleme, depolama, tanıtım, dijital satış ve turizm yatırımları ortak yapılar üzerinden gerçekleştirilebilir.

Tokat’ta güçlü bir kırsal kalkınma modeli; çiftçi, kadın üretici, genç girişimci, kooperatif, üniversite, yerel yönetim ve ilgili kamu kurumlarının birlikte çalışmasıyla kurulabilir.

Programda dikkat çeken bir başka konu da akıllı tarım uygulamalarıydı.

Toprak nemini ölçen sensörler, insansız hava araçları, uydu görüntüleri, otomatik sulama sistemleri ve yapay zekâ destekli üretim modelleri giderek daha fazla kullanılmaktadır.

Bu teknolojilerin amacı yalnızca daha fazla üretim değildir. Daha az su, gübre ve ilaç kullanarak maliyeti düşürmek; hastalık ve afet risklerini daha erken görmek ve ürün kalitesini artırmaktır.

Tokat’ta son yıllarda yaşanan don, sel, dolu ve kuraklık olayları, teknolojinin tarımda neden gerekli olduğunu açık biçimde göstermektedir.

Zirai afet zararlarının hızlı tespiti, toprak neminin takip edilmesi, sulamanın doğru zamanda yapılması ve üreticinin erken uyarılması için dijital sistemlerden yararlanmalıyız.

Ancak teknoloji yalnızca büyük işletmelerin ulaşabildiği pahalı bir imkân olmamalıdır.

Küçük aile işletmelerinin kullanabileceği ortak sensör, meteoroloji, drone ve veri altyapısı kooperatifler veya kamu kurumları aracılığıyla kurulabilir.

Hainan’da yerel ürünlerin hikâyelerle, coğrafi işaretlerle ve izlenebilirlik sistemleriyle tanıtılması da dikkat çekiciydi.

Tüketici, aldığı ürünün nerede ve nasıl üretildiğini bilmek istiyor.

Tokat’ın ürünlerinde de üreticiden tüketiciye uzanan güvenilir bir sistem kurulabilir. QR kodla ürünün köyü, üreticisi, üretim yöntemi ve hikâyesi anlatılabilir.

Bu yaklaşım hem güven oluşturur hem de yerel ürünün değerini artırır.

Çin’de gördüğümüz her uygulamanın Tokat’ta aynen uygulanması mümkün değildir. Her ülkenin, her şehrin ve her köyün kendine özgü koşulları vardır.

Önemli olan başkalarının yaptığını kopyalamak değil, başarılı uygulamaların temel mantığını anlayarak kendi imkânlarımıza uyarlamaktır.

Tokat’ın en büyük gücü; bereketli toprağı, üretim kültürü, tarihi, doğası, mutfağı ve insanıdır.

Yapmamız gereken, bu değerleri birbirinden kopuk biçimde değil, ortak bir kalkınma anlayışı içinde ele almaktır.

Tarım turizmle, turizm kültürle, kültür gastronomiyle, gastronomi yerel üreticiyle birleşmelidir.

Böyle bir model kurulduğunda yalnızca ziyaretçi sayısı artmaz. Köyde istihdam oluşur, gençler memleketinde kalır, kadın üreticiler güçlenir, yerel ürün değer kazanır ve şehir ekonomisi canlanır.

Önümüzdeki yazılarda Hainan’da incelediğimiz akıllı tarım, paylaşımlı çiftlik, kırsal turizm, köy kooperatifçiliği, yerel ürünlerin markalaştırılması ve tarım-turizm bütünleşmesi modellerini ayrı ayrı ele alacağım.

Dünyayı görmek önemlidir.

Ancak daha önemlisi, gördüklerimizden memleketimiz için sonuç çıkarmaktır.

Ulvi Gelbal