Yeşilırmak ve Çekerek Çayı’nın taşması sonucu Tokat’ta il merkeziyle birlikte 10 ilçede toplam 66 yerleşim yerinde 13 bin 738 dekar tarım arazisi su altında kaldı. Etkili olan sağanak yağışların ardından su seviyesinin hızla yükselmesi, özellikle dere ve ırmak yataklarına yakın bölgelerde ciddi taşkınlara yol açtı.
Tarım arazilerinin geniş bir bölümünde suyun uzun süre çekilmemesi, ürün kayıplarını artırırken, bazı bölgelerde ekili alanların tamamen kullanılamaz hale geldiği bildirildi. İlk tespitlere göre yaşanan bu afet, sadece çiftçilerin değil, bölge ekonomisinin de doğrudan etkilenmesine neden oldu.
“Üreticinin Bir Yıllık Emeği Su Altında Kaldı”
CHP’li Kadim Durmaz, özellikle Almus, Merkez, Pazar, Turhal ve Reşadiye ilçelerinde 9 bin 918 dekar alanın zarar gördüğünü belirterek, bu bölgelerde üreticinin büyük bir kayıp yaşadığını ifade etti. Çekerek Çayı’nın taşmasıyla Merkez, Yeşilyurt, Sulusaray ve Artova ilçelerinde 3 bin 590 dekar tarım arazisinin zarar gördüğünü, ayrıca Zile, Erbaa ve Niksar ilçelerinde de 230 dekar alanın su altında kaldığını kaydetti.
Durmaz, taşkından etkilenen alanlarda ağırlıklı olarak hububat, yem bitkileri, şeker pancarı, ayçiçeği ve sebze üretimi yapıldığını vurgulayarak, “Bu ürünler sadece çiftçinin geçim kaynağı değil, aynı zamanda bölgenin tarımsal üretim zincirinin temelini oluşturmaktadır. Yaşanan zarar, yalnızca bugünü değil önümüzdeki sezonu da etkileyecek boyuttadır” dedi. “Tokat’ta çiftçimizin alın teri, emeği ve bir yıllık umudu su altında kalmıştır” diyen Durmaz, bu durumun psikolojik ve ekonomik açıdan üreticiyi derinden sarstığını dile getirdi.
“Üretici Zaten Borç Yükü Altındaydı”
Tokatlı üreticinin taşkın felaketinden önce de ciddi ekonomik zorluklarla mücadele ettiğini hatırlatan Durmaz, son yıllarda artan girdi maliyetlerinin çiftçiyi üretimden kopma noktasına getirdiğini ifade etti. Mazot, gübre, yem, ilaç ve tohum fiyatlarındaki yükselişin üretim maliyetlerini katladığını belirten Durmaz, birçok çiftçinin Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifleri ve özel bankalara borçlu olduğunu söyledi. Durmaz, “Üretici artık tarlasına borçla girmekte, hasat yapmadan borç ödeme baskısı altında kalmaktadır. Zirai don gibi afetlerin yaraları henüz sarılamamışken yaşanan bu taşkın, çiftçiye ikinci bir darbe vurmuştur. Bu şartlarda üretimin sürdürülebilirliği ciddi şekilde tehdit altındadır.” ifadelerini kullandı.
Afet Bölgesi İlanı Çağrısı
Yaşanan zararın büyüklüğüne dikkat çeken Durmaz, sadece rutin hasar tespit süreçlerinin yeterli olmayacağını belirterek afet bölgesi ilanının kaçınılmaz olduğunu söyledi. “Bu ölçekte bir zarar, olağan prosedürlerle çözülemez.” diyen Durmaz, il merkezi ve etkilenen ilçelerdeki yerleşim yerlerinin afet bölgesi kapsamına alınması gerektiğini vurguladı. Zarar tespit çalışmalarının hızlı, şeffaf ve eksiksiz şekilde yapılması gerektiğini ifade eden Durmaz, bürokratik gecikmelerin çiftçinin mağduriyetini daha da artıracağını dile getirdi. Ayrıca sular çekildikten sonra yapılacak çalışmaların geciktirilmemesi gerektiğini belirtti.
Acil Destek Paketi Talebi
Çiftçilerin yeniden üretime dönebilmesi için kapsamlı ve hızlı bir destek paketinin hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Durmaz, devletin tüm imkânlarıyla sahada olması gerektiğini ifade etti. Durmaz, tarımsal kredi borçlarının faizsiz ertelenmesi, icra ve haciz işlemlerinin durdurulması, gübre, mazot, yem ve tohum desteği sağlanması gerektiğini belirtti. Bunun yanı sıra BAĞ-KUR primleri, elektrik ve sulama borçlarının da ertelenmesi gerektiğini dile getirdi. “Çiftçi bugün desteklenmezse yarın üretim yapamaz. Üretim olmazsa sadece çiftçi değil, toplumun tamamı bu durumdan olumsuz etkilenir.” diyen Durmaz, desteklerin gecikmeden açıklanması gerektiğini söyledi.
“Üretici Yalnız Bırakılırsa Tarım da Zarar Görür”
Durmaz, tarımsal üretimin stratejik bir alan olduğuna dikkat çekerek, yaşanan afetin sadece yerel değil ulusal ölçekte sonuçlar doğurabileceğini belirtti. “Bugün tarladaki ürün kaybedilirse yarın pazardaki fiyat artar, sofradaki ekmek küçülür” diyen Durmaz, üreticinin desteklenmemesi halinde gıda arz güvenliğinin tehlikeye girebileceğini ifade etti. Tokat’ın tarımsal üretimde önemli bir yere sahip olduğunu hatırlatan Durmaz, üreticinin yalnız bırakılması halinde hem il ekonomisinin hem de ülke ekonomisinin zarar göreceğini söyledi.
Sahadaki Ekipler Unutulmadı
Taşkın sürecinde sahada görev yapan kurum ve ekiplerin çalışmalarına da değinen Durmaz, AFAD başta olmak üzere DSİ, İl Özel İdaresi, belediyeler ve ilçe ekiplerine teşekkür etti. Durmaz, afet anında yapılan müdahalelerin zararın büyümesini engellediğini belirterek, “Sahada çalışan tüm personel büyük bir özveriyle görev yapmıştır. Bu çaba takdire şayandır.” dedi. Ayrıca suların çekilmesinin ardından yapılacak zarar tespit çalışmalarında görev alacak tarım personeline de başarılar diledi.
“Tokatlı Üreticimizin Yanındayız”
Durmaz, açıklamasının sonunda taşkından etkilenen tüm vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek, su yataklarının ıslahının artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Dere ve ırmak yataklarının düzenlenmesi, taşkın riskinin azaltılması ve benzer afetlerin önüne geçilmesi için kalıcı çözümler üretilmesi gerektiğini belirten Durmaz, “Devlet, afet karşısında üreticiyi yalnız bırakmamalıdır. Çiftçimizin emeğinin heba edilmesine izin verilmemelidir.” dedi.
“Tokatlı üreticimizin yanındayız.” ifadeleriyle sözlerini tamamlayan Durmaz, hem üreticilerin hem de bölge halkının yaralarının bir an önce sarılması gerektiğini söyledi.











