Gazeteci Burhan Arar yazdı: “Tokat Gazeteciler Cemiyeti yönetim kurulu ve üyeliğinden istifa kararı aldım.”

Yoğun şehir dışı programlarım nedeni ile derneğe zaman ayıramamaktayım. Bu işleri bizden çok daha iyi yapacak genç kuşağa yer açmak gerekir.

Musa başkan inanılmaz bir yoğun tempo içinde.

Belki de 2 yıldır oturup etkili bir iletişim kurma imkanımız hiç olmadı, desem doğru olur. Şahsıma olan sevgisini biliyorum ancak öncelikleri vardı. Saygı duyuyorum.

Mesleğimi icra ederken önceliğim kimsenin kalbini kırmadan yoluma devam etmek oldu. Kimsenin ekmeği ile oynamadım. Kimseye yapışkan olmadım.

Yaptığım her işi Kemal Özdilek ile istişare ile yaptım.

Üzülerek ifade etmeliyim ki, meslekte maddi olarak en önde olan bazı meslektaşlar; sürekli ekmeğimiz ile oynamaya devam ettiler.

Hem bunu yaptılar hem de bu kişileri ablukaya alıp bizimle küs ettiler. Tüm bunları yaparken; Hazreti Allah'ın da bir adaleti olacağını hiç hesap etmediler.

"Benim ki benim, seninki de benim.'' dediler.

İki arkadaş oturup çay içse; birilerinin zoruna gitti. Kendilerini dışlanmış hissedip kıskançlık krizlerine girdiler. Oysaki kendine güvenen bir insan bunu asla yapmaz. Adam olanı kimse zaten dışlamaz. Herkesi kendileri gibi zannettiler. Velhasıl küp içinde ne var ise onu sızdırır.

Allah daha çok versin. Biz, Allah'ın taksiratına, kimsenin malına -mülküne kıskançlık etmedik. Oysa onlar, siyasetçi ve iş dünyası tarafından sürekli desteklendi. Her işleri yerine getirildi. Yine de gözleri doymadı.

Gelip bizim helal işlerimizi bozdular...

Burada en büyük görev Kemal Özdilek'e düşer.

Tarafsız kalıp, "malzeme bu" deyip durumu idare etmek yerine; hakkın ve doğrunun yanında olmalıdır.

İşte o zaman kamu vicdanı da rahat eder.

Kalabalık gözükerek ya da protokole yakın olarak poz verip; güç algısı oluşturmak bana göre değil. Orman da gezen aslan; yakasına "ben aslanım" diye kokart takmıyor. Herkes herkesi iyi bilir.

Allah doğrunun muhakkak yanındadır...

Başkan Yardımcısı Fatih Karaman’a istifa dilekçemi teslim ettim.