Burhan Arar yazdı: “Su akar mecrasını bulur derler ya cevheri kendinde olan da gününü bekler ama yolunu bulur.”

Sürekli öne çıkma çabası, fesat, fitne ve kıskançlık bazılarının karakteri olmuş. Nasıl bir ezik ailede yetiştiler, diye herkese gına gelmiş...

Nefret ve tiksinti ile anılıyorlar; haberleri yok...

Hayatın her aşamasında daha iyi olma, takdir edilmek insani bir davranış biçimidir.

Bunu hiç kimseye dayatma ile yaptıramazsınız.

Sağlıklı yetişen nesillerde bu duygu ailede doğru duygularla yerli yerinde öğretilir.

Sevgiyle, ahlakla yetişen iyi insan; kendinde var olan cevherin farkındadır. Kendine güvenir, ben iyi isem işimi yaparım, zaten herkes bunu fark eder der.

Kendinizi övmek ile olmuyor.

Adam isen zaten toplum gereğini yapar.

Kendine güvenmeyen, habis ruhlu insanlar hep başkalarına çelme takarak ilerleyeceğini sanır.

Maalesef hayatın her aşamasında bu hastalıklı kişilikleri görüyoruz.

Okulda, iş hayatında, siyasette “yetersiz kişilikleri” taşımak zorunda kalıyoruz. Ey hasta adamlar! Kaybetmeye mahkumsunuz.

Birikimi olanın adamı olmaz; devleti ve milleti olur.

Su akar mecrasını bulur derler ya cevheri kendinde olan da gününü bekler ama yolunu bulur.

Davası millet ve devlet olanlara selam ola…

Aşağıdaki hikaye de ders ola…

“Öğretmen, sınıftaki zeki ama aynı zamanda kıskanç öğrenciye sormuş:

“Niçin arkadaşlarını çekemiyor, onların yaptıklarını bozup kavga ediyorsun?”

Öğrenci cevap vermiş:

“Çünkü onların beni geçmesini istemiyorum. En iyi ben olmalıyım!”

Öğretmen masasından kalkmış, eline bir parça tebeşir alıp tahtaya bir çizgi çekmiş.

Sonra öğrencinin yüzüne bakarak sormuş:

“Bu çizgiyi nasıl kısaltırsın?”

Öğrenci hemen atılmış:

“Çizginin bir parçasını silerim.”

Öğretmen bu cevabı kabul etmemiş.

Öğrenci biraz daha düşünmüş, eliyle çizginin bir bölümünü kapatmış:

“İşte kısaldı!”

Bu cevap da yanlışmış.

Doğru cevabı alamayacağını anlayan öğretmen, tahtaya ilkinden daha uzun bir çizgi çekmiş ve sormuş:

“Şimdi birincisi nasıl görünüyor?”

Öğrenci başını eğerek cevaplamış:

“Daha kısa…”

Öğretmen gülümsemiş ve şöyle demiş:

“Bilgini ve yeteneklerini artırarak kendi çizgini uzatman, rakibinin çizgisini kısaltmaya çalışmandan daha iyidir.”

Sonra eklemiş:

“Kendinizle yarışın, başkalarıyla değil.”