Burhan Arar yazdı: “Ekmeğimizi helalinden kazanmanın derdindeyiz. Ama bazen canımıza tak dediği olmuyor mu?”
Bazen insanlar öyle üstenci ki kendilerini dünyanın en akıllı insanı sanıyorlar.
Siz alttan aldıkça kendilerince sizi kandırdıklarını sanıyorlar.
Hani alim demiş ya “Bir şey biliyorsam; hiç bir şey bilmediğimi biliyorum.”
Bizler de gazeteci olarak gelişen ve değişen dijital dünyada sürekli kendimizi yeniliyoruz.
Ekmeğimizi helalinden kazanmanın derdindeyiz.
Ama bazen canımıza tak dediği olmuyor mu?
O zaman iç dünyamda yaşadığım aşağıdaki öğrencinin davranışlarında vücut buluyor:
“Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci, tüm masalar dolu olduğu için bir profesörün oturduğu masaya gidip oturmuş.
Profesör kaşlarını çatarak imalı bir şekilde:
— “Öküzler ve kuşlar aynı masada oturamaz!” demiş.
Öğrenci biraz duraksadıktan sonra sakin bir şekilde cevap vermiş:
— “O zaman ben uçuyorum…”
Profesör bu cevaba oldukça sinirlenmiş. Yüzünü aklına kazıdığı öğrenciye sınavda takmış ve onu başarısız yapmak için elinden geleni yapmış. Cevapları didik didik incelemiş, her ayrıntıdan puan kırmaya çalışmış.
Ancak öğrenci sınavda neredeyse tüm soruları mükemmel şekilde cevaplamış. Profesör, bu şekilde haddini bildiremeyeceğini anlayınca, sınav kâğıdını gösterme bahanesiyle öğrenciyi odasına çağırmış.
Profesör:
— “Sana son bir soru soracağım,” demiş.
“Yolda yürürken iki torba bulduğunu hayal et. Birinde akıl, diğerinde para var. Sen olsan hangisini seçersin?”
Öğrenci:
— “Para olan torbayı alırdım.”
Profesör:
— “Ben akıl olan torbayı seçerdim…”
Öğrenci gülümseyerek:
— “Olabilir tabii… Derler ki insan, kendinde eksik olanı tamamlamak istermiş.”
Profesör bu cevaba iyice sinirlenmiş, öğrencinin not defterini alıp sınav notu kısmına “öküz” yazmış.
Öğrenci notuna bakmadan odadan çıkmış. Ancak bir dakika sonra kapıyı tekrar aralamış:
— “Sayın profesör, imzanızı atmışsınız ama notumu yazmayı unutmuşsunuz.” demiş.