Burhan Arar yazdı: “İnsanın kendine vereceği en büyük ödül, kendisini değersiz hissettiren her şeyden uzaklaşma cesaretidir.”
İnsan hayatı, çoğu zaman dış dünyadan beklenen ödüllerin peşinde geçer. Başarı, takdir, makam ve maddi kazanç… Oysa insanın kendisine verebileceği en büyük ödül, tüm bunların ötesinde saklıdır: Kendi değerini bilmek ve bu değeri zedeleyen kişi ya da ortamlardan uzaklaşabilme cesaretini gösterebilmek.
Çünkü insanı en çok yıpratan şey; anlaşılmamak, görülmemek ya da sürekli değersiz hissettirilmesidir. Bu durum, zamanla kişinin kendine olan saygısını aşındırır, özgüvenini zedeler ve ruhsal bir yorgunluğa sürükler. İşte tam da bu noktada alınacak en önemli karar, kalmak değil; gerektiğinde gidebilmeyi bilmektir.
Ne var ki bu karar, sanıldığı kadar kolay değildir. İnsan alışkanlıklarına, çevresine ve hatta kendisine zarar veren ilişkilere bile bağlanabilir. Ancak unutulmamalıdır ki; egosu şişmiş, kendisini dünyanın merkezine koyan insanlar, başkalarının zayıflıklarından beslenir. Onlar için başkalarının acısı, bir üstünlük duygusunun kaynağıdır. Bu tür ilişkilerde kalmak ise insanı giderek daha fazla tüketir.
Hayatın değişmez bir gerçeği vardır: “Keser döner, sap döner; gün gelir hesap döner.” Bugün başkalarını yönettiğini zannedenler, yarın aynı akıbetle karşılaşabilir. Çünkü çıkar üzerine kurulu ilişkiler, bir gün mutlaka sahibini yalnız bırakır. İnsanları kullananlar, eninde sonunda kendileri de kullanılmanın ne demek olduğunu öğrenir.
Buna karşılık, kendine değer veren ve gerektiğinde uzaklaşmayı bilen insanlar; zamanla ruhsal olarak güçlenir. Bu güçlenme sadece bireyin iç dünyasında kalmaz; ailesine, iş hayatına ve sosyal çevresine de olumlu yansır. Huzurlu bir zihin, sağlıklı ilişkiler ve dengeli bir yaşam, maddi hiçbir güçle satın alınamayacak kadar kıymetlidir.
Bugün birçok insan, sahip olduğu mal varlığıyla, arabasıyla ya da statüsüyle övünür. Ancak iç huzuru olmayan bir hayatın, dışarıdan ne kadar parlak görünürse görünsün, derin bir yalnızlıktan ibaret olduğu gerçeği değişmez. Ego, insanı kalabalıklar içinde bile yalnız bırakır.
Sonuç olarak; insanın kendine vereceği en büyük ödül, kendisini değersiz hissettiren her şeyden uzaklaşma cesaretidir. Bu cesaret, bir son değil; aksine yeni ve huzurlu bir başlangıcın kapısını aralar. Ve o kapıdan içeri girenler, artık başkalarının değil, kendi hayatlarının öznesi olurlar.