E. Tarım İl Müdürü Yaşar Kavak yazdı: “Yağış berekettir, ancak yönetilmediğinde risk de barındırır.”

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2026 yılına ait verileri, ülkemiz adına umut verici bir tabloyu gözler önüne seriyor. 2026 Ocak ayı için hazırlanan Normalin Yüzdesi Metodu (PNI) esaslı meteorolojik kuraklık haritası ile Mart ayı alansal yağış raporu birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye genelinde yağışların “normal ve üzeri” seviyelerde gerçekleştiği açıkça görülmektedir.

Mart ayında Türkiye genelinde ortalama 81.1 mm yağış kaydedilmiştir. Bu değer, uzun yıllar ortalaması olan 61.2 mm’nin %33 üzerinde, geçen yılın aynı dönemine göre ise %100’den fazla artış anlamına gelmektedir. Bu tablo, ilkbahar mevsimine güçlü bir başlangıç yaptığımızın en somut göstergesidir.

Yağışların artması; yalnızca barajların dolması ya da akarsuların canlanması demek değildir. Aynı zamanda toprağın suya doyması, yeraltı su kaynaklarının beslenmesi ve tarımsal üretim için hayati öneme sahip nem rezervinin oluşması anlamına gelir. Kısacası; bereketli bir üretim sezonunun kapısı İnşallah aralanmıştır diyebiliriz. Ancak tarımda her nimet, beraberinde bir sorumluluk da getirir.

Özellikle hububat üretiminde kardeşlenme dönemine girilen bu günlerde, artan yağış ve nem; bazı hastalıkların ortaya çıkması için uygun bir zemin hazırlar.

Bitki yüzeyinde uzun süre kalan nem, hastalık etmenleri için adeta bir yaşam alanına dönüşür. Bu şartlar altında en sık karşılaşılan hastalıkların başında pas hastalıkları (sarı pas, kahverengi pas) gelmektedir. Bunun yanında septorya yaprak lekesi, külleme ve kök çürüklükleri gibi sorunlar da yaygınlaşabilmektedir.

Peki bu durumda üreticimiz ne yapmalıdır? Her şeyden önce şu gerçeği unutmamak gerekir:

Tarımda en etkili mücadele, erken alınan tedbirdir.

Bu kapsamda dikkat edilmesi gereken başlıca hususlar şunlardır:

* Tarla kontrollerini aksatmayın. Bu dönemde tarlaların düzenli olarak gözlemlenmesi büyük önem taşır.

Erken Müdahale Oluşacak Zararı Önler:

Yapraklarda oluşan sararma, lekelenme veya pas belirtileri erken fark edilirse, müdahale çok daha başarılı olur.

* Dayanıklı çeşitleri tercih edin

Hastalıklara dayanıklı tohum kullanımı, riski daha başlangıçta azaltan en önemli adımdır.

* Dengeli gübreleme yapın

Aşırı azotlu gübrelemeden kaçınılmalıdır. Fazla azot, bitkinin yeşil aksamını artırarak hastalıklara karşı hassasiyeti yükseltir.

* Zamanında ve bilinçli ilaçlama uygulayın

Hastalık belirtileri görüldüğünde, uygun bitki koruma ürünleriyle gecikmeden müdahale edilmelidir.

Ancak ilaçlamalar, mutlaka uzman teknik elamanların önerisi ve onların reçetesi doğrultusunda yapılmalıdır.

* Hava sirkülasyonunu sağlayın

Sık ekimden kaçınmak ve bitkiler arasında yeterli mesafe bırakmak, yaprak yüzeyinde nemin uzun süre kalmasını engelleyerek hastalık riskini azaltır.

* Münavebeyi ihmal etmeyin

Aynı tarlaya sürekli aynı ürünün ekilmesi, hastalıkların kalıcılığını artırır.

Bu nedenle ekim nöbeti mutlaka uygulanmalıdır.

Unutulmamalıdır ki; yağış berekettir, ancak yönetilmediğinde risk de barındırır.

Önemli olan, bu bereketi doğru bilgi ve bilinçli uygulamalarla avantaja dönüştürebilmektir.

Üreticilerimiz bugün alacakları küçük tedbirler ile, hasat döneminde yaşanabilecek büyük kayıpların önüne geçebileceklerdir.

Toprak suyla buluşuyor, barajlar doluyor, tarlalar canlanıyor… Üretim sezonuna umutla giriyoruz.

Ancak tarımda başarı; gökten yağan yağmur ile birlikte, o yağmuru doğru yöneten üreticinin bilgi, tecrübe ve tedbirine bağlıdır.

Çünkü gerçek bereket; sadece toprağa düşen damlada değil, o damlayı akıl ve bilinçle yöneten emeğin kendisinde saklıdır.