E. Tarım İl Müdürü Yaşar Kavak. Bereketin gölgesindeki büyük riski yazdı: “Tarım için, asıl tehlike çoğu zaman sel anında değil, sel sonrasında başlamaktadır.”

Bereketin Gölgesindeki Büyük Risk;

2026 su yılı, Türkiye açısından son yılların en dikkat çekici yağış miktarı oldu. 1 Ekim 2025 – 30 Nisan 2026 dönemini kapsayan yedi aylık süreçte ülke genelinde yağışlar hem mevsim normallerinin hem de geçen yılın oldukça üzerine çıktı. Türkiye genelinde ortalama yağış miktarı 555,3 mm’ye ulaşırken, bu değer mevsim normallerinin yüzde 29, geçen yılın ise yüzde 73 üzerinde gerçekleşti. Daha da önemlisi, bu rakamlar son 66 yılın en yüksek yağış seviyelerinden biri olarak kayıtlara geçti.

Barajlar doldu… Akarsular yeniden canlandı… Kuruyan toprak suyla buluştu… İlk bakışta bu tablo yalnızca sevindirici gibi görünebilir. Çünkü su, tarımın can damarıdır. Toprağın nem kazanması, yer altı su kaynaklarının beslenmesi ve kurak geçen yılların ardından üretim sezonunun umutla başlaması elbette çok kıymetlidir. Ancak tarım bize yıllardır çok önemli bir gerçeği öğretmektedir:

Hiçbir bereket sınırsız ve risksiz değildir.

Son günlerde görülen aşırı yağışlar, tarıma ve su kaynaklarına katkı sağlarken aynı zamanda taşkın, heyelan ve ürün kaybı risklerini artırmaktadır. Özellikle son günlerde artan yağışlarla birlikte dere yataklarında taşmalar yaşanmakta, su seviyeleri kritik eşiklere yaklaşmaktadır. Almus Barajı havzası başta olmak üzere pek çok bölgede üreticiler yaşanan gelişmeler karşısında endişe duymaktadır. Özellikle Tokat ve Amasya ve çevresinde; dere yataklarına yakın tarım arazileri, seralar, hayvancılık işletmeleri ve bazı yerleşim alanları ciddi tehdit altındadır.

DEVLETİMİZ SAHADA:

Olası taşkın risklerine karşı Devletimiz tüm birimleri ve imkânlarıyla sahada gerekli tedbirleri almaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığının üst düzey yetkilileri, valilik birimleri, DSİ ekipleri, belediyeler ve ilgili kurumlar bölgede yoğun bir çalışma yürütmekte ve süreci yakından takip etmektedir. Mağduriyet yaşayan üreticilerimize ve vatandaşlarımıza gerekli desteklerin sağlanacağı ifade edilmektedir. Bu çalışmalarda görev alan tüm kurumlarımıza, yöneticilerimize ve sahada fedakârca çalışan tüm kardeşlerimize kolaylıklar diliyorum. Cenab-ı Allah’tan ilimizi, bölgemizi ve ülkemizi her türlü afetten korumasını niyaz ediyorum.

Ancak unutulmamalıdır ki aşırı yağışlar yalnızca toprağı değil; emeği, üretimi ve tarım ekonomisini de tehdit etmektedir. Asıl tehlike çoğu zaman sel anında değil, sel sonrasında başlamaktadır. Su altında uzun süre kalan tarım alanlarında oksijen yetersizliği oluşur. Kök sistemi zayıflar. Bitki strese girer. Ardından mantari ve bakteriyel hastalıklar hızla yayılmaya başlar. Özellikle bu dönemde;

* Sarı pas, * Kahverengi pas, * Septorya, * Mildiyö, * Kök çürüklüğü, * Fusarium, * Phytophthora, * Bakteriyel çürüklükler gibi hastalıklar ciddi verim kayıplarına neden olabilir.

Hububat alanlarında başaklanma dönemine girilmiş olması riski daha da artırmaktadır. Yaprak üzerinde uzun süre kalan nem, hastalık etmenleri için adeta doğal bir yaşam alanı oluşturmaktadır. Bu nedenle bugün üreticimizin yapacağı en önemli şey paniğe kapılmak değil, tarlasını dikkatle ve bilinçli şekilde takip etmektir. Çünkü tarımda en büyük başarı, erken alınan tedbirdir.

Bu süreçte;

* Tarlalar düzenli olarak kontrol edilmeli,

* Yapraklardaki ilk sararma ve lekeler dikkate alınmalı,

* Drenaj kanalları açılarak fazla su tahliye edilmeli,

* Seralarda havalandırma artırılmalı,

* Aşırı azotlu gübrelemeden kaçınılmalı,

* İlaçlama çalışmaları mutlaka teknik tavsiyelere uygun şekilde yapılmalıdır.

Unutulmamalıdır ki yanlış zamanda yapılan bir uygulama, bazen hastalığın kendisinden daha büyük zarar oluşturabilir.

Özellikle dere kenarındaki seralar, tarım makineleri, hayvan barınakları ve yem depoları güvenli alanlara taşınmalıdır.

Gece saatlerinde yaşanabilecek ani taşkınlara karşı üreticilerimizin dikkatli ve hazırlıklı olması büyük önem taşımaktadır.

Bugün yapılacak doğru takip ve zamanında alınacak tedbirler, yarının ürününü, emeğini ve milli tarımsal üretim gücümüzü koruyacaktır.

Çünkü tarım sadece üretim değildir; aynı zamanda sabır, dikkat, bilgi ve zamanında müdahale işidir.