Kanaat Önderi Veli Çelebi Dede yazdı: "Hz. İmam Hüseyin’e kadar bir bayram havasında geçen Aşura günü, Kerbela Olayı’ndan günümüze kadar yaslı ve gamlı olarak anılmaya devam etmektedir."
Yas-u matem günü doğdu, dolunur
Ağla gözler İmam Hüseyin aşkına
Derdimize derman orda bulunur
Ağla gözler İmam Hüseyin aşkına
Sefil Ali
Müminlerin maksut bulduğu, ariflerin kelam aldığı, murat isteyenlerin muradının verildiği ay Muharrem ayı… Aynı zamanda hicretin başlangıcı Hicri yılbaşı.
Muharrem ayı öyle bir aydır ki nebilerden velilerden yol büyüklerine murat görülmüş, yaralar sarılmış, umutları yeşerten bir ay olmuştur. Olmuştur ki Hz.Muhammed; “Şehrullahi’l-Muharrem” yani Allah’ın ayı olarak nitelendirmiştir.
Hz. Adem’den bu güne kadar gelen, hakk kelamında yemin edilen günün içinde bulunduğu Muharrem ayına girmekteyiz. 15 Haziran 2026 günü başlayan Muharrem ayının 1. Günü, hicri takvimin de ilk günüdür. Muharrem ayının denk geldiği günler İslam öncesinde de kutsal görülmüş, oruç tutulmuştur. Allah’ın nebileri bir çok mucizeyi Muharrem ayında yaşamış, Muharrem ayı içerisinde de ‘Aşura’ olarak anılan 10.güne işaret etmişlerdir. Aşura gününün Allah katında ayrı bir yeri olduğuna inanılmakta ve on peygambere verilen mucizeler bu güne denk gelmektedir. Bu on mucize Yaradan’ın peygamberlere sunduğu kutsal ikramı olarakta görülmektedir. Aşura gününde bu kutlu günler bir araya gelir. Bu yaşanan olaylara değinirsek;
· Hz. Âdem’in tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
· Hz. Nuh gemisini Âşura Gününde demirlemiştir.
· Hz. Yunus balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
· Allah, Hz. Musa’ya Âşura Gününde denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
· Hz. İsa Aşura günüde dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
· Hz. Eyyûb hastalığından Aşura gününde şifaya kavuşmuştur.
· Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
· Hz. Yakub’un oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri Aşura gününde görmeye başlamıştır.
· Hz. Davud’un tevbesi Aşura günü kabul edilmiştir.
· Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail Aşura günüde doğmuştur.
Hz. İmam Hüseyin’e kadar bir bayram havasında geçen Aşura günü, Kerbela Olayı’ndan günümüze kadar yaslı ve gamlı olarak anılmaya devam etmektedir. Muhammed Mustafa’nın torunu, İmam Ali’nin oğlu, Fatıma Ananın göz nuru İmam Hüseyin ve 72 can kerbela denen bölgede haksızca ve insanlığa yakışmayacak bir durumda şehit edildiler. Ehli Beyt neslini dünya üzerinde kesmek ve peygamber ailesine zulüm etmek inancımıza ter düşen ve karşı duran bir tutumdu. Çünkü Allah Ehlibeyti tertemiz kılmış (Ahzab 36) ve inananlarına Ehli Beyt’i emanet bırakmıştı. Biz insanoğlu bu emanete tam anlamıyla sahip çıkamayıp olumsuz ve akla gelmeyecek durumların yaşanmasına sebebiyet vermiştik. Ehli Beyt’e olan ikrar yarım kalmış gönüller buruk bir şekilde Kerbela’dan ayrılmıştık. Birlik ve beraberliğin ne kadar yüce olduğunu Kerbela denen kanlı sahrada görmüştük. Kerbela acısı dinmemekte, matemi halen tutulmaktadır. Muharrem ayı boyunca tutulan oruçların yanında Kerbela’nın verdiği hüzün gönüllerden çıkmamaktadır. Nefsin terbiye edilmesini emreden inancımız orucun verdiği huzurla şükre dönüşmeli, geçmişten ders alınmalıdır. Muharrem ayı boyunca değil bir yıl boyunca bu akıllardan, gönüllerden çıkmamalıdır. Tıpkı Mahı Muharrem orucu sonunda yaptığımız, Adem’den Hüseyin’e kadar gelen Aşura çorbası gibi. O öyle bir aştır ki; tatlısı acısı bir olmuştur. Baklagili buğdayı bir olmuştur. Tatlısı ekşisi bir olmuştur. Yendiğinde ise gönüllerde ve damakta güzel bir tad bırakmıştır.. Bu çorba gibi bir olmak bizlere emirdir. Acımızla tatlımızla, kısamızla uzunumuzla, büyüğümüzle küçüğümüzle dünya denen tencerede bir olup kaynar isek güzel şeyler yapabilir, Pir Sultan’ın dediği gibi acıyı bal eyleyebiliriz.
İnsana değer veren, kutsallık yükleyen inancımız gönüllere girmeyi, cana kıymamayı ve nefsi terbiye etmeyi öğütlemektedir. Bu öğütleri tutmayı başaramayan biz insanoğulları kin ve nefrete bürünüp, dünya hayatına aldanıp, şan arkasına sığınmayı yücelik bilmekten vazgeçmiyor, dünya saltanatı için kalp kırmayı can incitmeyi elden bırakmıyoruz. Kerbela Vakası bizlere bu minvalde ışık tutmakta bu ışıkta nice yıllar süregitmektedir. Önemli olan geçmişten ders alıp ileriyi görebilmektir. Hz. İmam Hüseyin gibi dik durup insanlığa hizmet etmeyi kendimize hayat ilkesi olarak kabul etmeliyiz. Bu güzel ayı değerlendirmek, ders almak dileğiyle cümle canları selamlıyor, aşk-ı niyazlarımı sunuyorum. Hakk bu birlikten bu dirlikten ayırmasın, birliğimizi dirliğimizi beraberliğimizi daim eylesin, Hz. İmam Hüseyin aşkına tutulan oruçlarımızı, tüm nebilerin tuttuğu oruçlardan eylesin, dünyamıza ve ülkemize barışı nasip eylemesi temennisi ile dil bizden nefes Hünkar Hacı Bektaş Veli’den, zamanın mürşidinden ola Gerçeklerin demine Devranına Hüü.