Gündem köşesinde Cemalettin Yarkın yazdı: “Derler ki, bu dünya menfaat dünyası! Gerçekte ise sınav dünyası!!!”
“Sana ruhtan soruyorlar, de ki: Ruh Rabbımın emrindedir. Size ilimden az bir şey verilmiştir.” İsra Sûresi (Âyet-85)
Bu âyet-i kerime’deki mânâ, aslında büyük bir haberdir. Öylesine “büyük bir haber” ki; Tarih boyunca ruhçularla maddeciler, bu kavram üzerinde kafa yormuş ve çeşitli farklı yorumlarda bulunmuşlardır.
“Ruh, RABB’ın emrindedir.” “Emr” maddesi, genellikle iki mânâda kullanılır: Çoğulu “umur” olan emr; iş, yeni iş/hal, durum demektir. Bu mânâyla, “Ruh Rabbın bileceği iş ve durumdandır” yorumu ortaya çıkar. Çoğulu “evamir” olan emr, buyruk, komuta anlamına gelir. Bu mânâyla, “Ruh Rabbın buyruğu cümlesindendir” yorumu ortaya çıkar.
“Melekler ve Ruh, miktarı elli bin yıl süren bir gün içinde O’na çıkar.” Mearic Sûresi (Ayet-4). Bu âyette geçen Ruh hk. çeşitli tefsirler vardır. Burada “Ruh” tanımı daha çok vahiy meleği Cebrail’i işaret ediyor. “Ruh” tanımı, başka birkaç sure ve âyetlerde de Ruh’l-Kuds (kutsal ruh) ve Ruh’l Emin (güvenilir ruh) şeklinde geçiyor.
“Melekler ve Ruh, o gece Rablerinin izniyle her iş için iner de iner.” Kadir Sûresi (Âyet-4). “Ruh” kavramının geçtiği başka sûre ve âyetler de var. Bu “Ruh” kavramı, bazı meal ve tefsirlerde, vahiy meleği “Cebrail” olarak açıklanıyor. Ancak, 4 büyük melekten biri olan Cebrail aleyhisselam, Tahrim, Meryem ve Bakara sûrelerinde doğrudan yer alıyor.
Bu 3 sûrede adı doğrudan anılınca akla şu takılıyor: “Melekler ve Ruh” kelâmındaki “Ruh”, daha üstün nitelikleri olan bir melek mi? Ya da şöyle mi; İsra, Mearic ve Kadr sûrelerinde anılan “Ruh” kelâmı bütün evreni, doğayı ve insanı bütünüyle kapsayıcı bir anlam mı taşıyor?
Böylesi bir anlam ve birçok tefsirin sentezi noktasında;
Şöylesi yargılara varmak mümkündür:
-Yüce ALLAH katından Ruh hk. İnsanlara az bir bilgi verildiğine göre, Ruh’un mahiyetini tam olarak bilemeyiz. Ancak şu kadarını diyebiliriz ki Ruh, canlılara hayat veren özdür. Varlıkların temelidir. ALLAH’a en yakın yaratıktır. İlk yaratılan varlık Ruh’tur. Yaratılmış olduğu için başlangıcı vardır, sonu yoktur, yani ölümsüzdür.
A’raf Sûresi (Ayet-172) “Rabbin, Adem oğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini almış ve: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” diye onları kendilerine şahid tutmuştu. “Evet şahidiz!” dediler. Kıyâmet günü “Biz bundan habersizdik!” demeyesiniz.” 172-173 âyetlerde yüce ALLAH insanların içlerine ALLAH’ı bilip tanıma yeteneği/duygusu koyduğunu bildirmektedir.
“Hangisinin daha iyi amel işleyeceğini denemek için hem ölümü ve hem de hayatı yaratan O’dur. O, her şeye gücü yetendir, çok bağışlayıcıdır.” Tebareke (Mülk) Sûresi (Ayet-2).
“Demek her şeyin mülkiyet ve tasarrufu kudret elinde olan ALLAH ne yücedir! O’na döndürülüp götürüleceksiniz.” Yâ Sîn Sûresi (Ayet-83)
Derler ki, bu dünya menfaat dünyası! Gerçekte ise sınav dünyası!!!
Yunus Emre boşuna dememiş:
“Okumaktan mânâ ne?
Kişi Hakk’ı bilmektir.
Çün okudun, bilmezsin,
Ha bir kuru emektir.”
Cemalettin Yarkın (TOKAT - 10 MAYIS 2026)