Salih Ertaçoğlu yazdı: “Çirkinlikler yasalarla önlenmeli, milletin egemenliği mutlak korunmalıdır.”
Demokrasilerde, milletin kayıtsız şartsız egemenliği temel taşıdır. Nerede geçerlidir derseniz, demokrasiyi amaç edinmişler için.
Bir de demokrasiyi, demokrasinin nimetlerinden yararlanarak koltuklarına yapışmışlar da araç olarak kullanacakları, yıllar önce söylenebilmişti.
Siyasi partiler demokrasinin uygulayıcılarıdır. Her birinin bir programı, siyaset anlayışı, seçmeniyle bütünleştiği idealleri, temel yaklaşım nedenleri vardır. Seçmen bunlardan kimi kendi düşüncesine uygun görürse, anasının ak sütü gibi oyunu kullanır. Sonuçta biri kazanır diğerleri görevlerine muhalefette devam eder. Demokrasi işte budur.
Bizde bu demokrasi, temsil yetkileri kendilerini seçenlerle bağdaşmayacak şekilde yürütülüyor. Dün rakibine en ağır hakaretleri yaparak, iftiralar atarak, seçmenden oy alanların seçilip gittikten sonra, çeşitli çıkar ilişkilerine mahkum olarak, görüşlerini değiştirdikleri, seçildikleri partilerden, seçmenin tercihlerini yok sayarak güçlü gördükleri partiye kolayca geçebilmekteler. Güzel de, dün küfür derecesinde suçladığın yere giderken hiç mi vicdanlar sızlamaz. Kul hakkı hiç mi düşünülmez? Bu tiplere seçmenin hayır dua ettiği de zaten görülmemiştir.
Kişiler parti değiştirir. Kişinin kendi karakterinin, vicdanın yapısındandır.
Siyasi partiler, siyaset birilerine makam ve gelir kapısı olmamalı.
Gücü eline geçiren bütün imkanlarını kullanarak rakiplerini bertaraf etmeye çalışmamalıdır. Bu şekil, demokrasiye, seçme ve seçilme hakkına tecavüzdür, yok etmeye çalışmaktadır.
Siyaset, birilerine geçim kapısı, çıkar sağlama ortamı olamaz.
Seçilenin de, görevlerde belirli süreler sonunda, geldiği işine dönmesi gerektiği kabul edilmelidir.
Siyasi ahlak yasası çok önemli bir durumdur. Herkes kazancının hesabını açık yüreklilikle verebilmeli, siyaset temiz şaibesiz bir ortama kavuşturulmalıdır.
Yaşamımız boyunca, siyasetçilerle, çok defalar aldatıldığımız dönemler yaşamışız ve halâ da yaşıyoruz. Teşekkür etmediğimize göre bu işlere tevessül edenler gerisini düşünsünler.
Beyaz, beyazdır. Kara, karadır. Bunları karıştıranlarda sonradan renk körlüğü oluşmuştur veya çıkarlar daha önemli sayılmıştır.
Demokrasi gerçek demokrasi gibi uygulanmalı, seçmen verdiği oyun çıkarcılara satılmayacağından emin olmalı. Bu çirkinlikler yasalarla önlenmeli, milletin egemenliği mutlak korunmalıdır.
Sevgi ve saygılarımla.