Gündem köşesinde Cemalettin Yarkın yazdı: “Anılan kitap, Hasan AKAR’ın kaleminden doğdu. Gönül tellerine dokunan hassas bir kalbin, bir şairin kalemi.”
Araştırmacı-yazar ve şair Hasan AKAR’ın 17. Eseri gün yüzüne çıktı: “Yüzyılda TOKAT Behzat Çarşısı”. Bu 17 eserden yedisini bazı arkadaşlarıyla birlikte hazırlamış. Dördü kendi şiir kitapları, gerisi yine kendisinin inceleme-araştırma kitapları olmak üzere TOKAT kültürüne kazandırılmıştır.
“Yüzyılda TOKAT Behzat Çarşısı”, tam 6 yıl süren olağanüstü bir çalışma ve araştırmanın ürünü. Çarşıya adını veren Hoca Behzat Veli, 16. yy.’da, Kanunî devrinde yaşamış bir âlim kişidir. Behzat Camisini onun yaptırdığı rivayet edilir. Zaten mezarı da Cami’nin yanı başındadır. Şehrimizin simgesi olan Saat Kulesi de oradadır.
Anılan kitabın kapağındaki fotoğraf, Behzat Çarşısı’nın 1920’li yıllara ait bir karesi. Fotoğrafta Behzat Camii minaresi ve Saat Kulesi yan yana yükselen anıtsal bir görüntü veriyor.
Anılan kitap, Ali Şevki EREK’in ‘Önsöz” sunumuyla başlıyor. Bu önsöz, Behzat Çarşısı’nın ruhunu yansıtan bir içtenlik taşıyor: “(…) BEHZAD benim yüreğim, yurdum, ocağım, yuvam! Benim TOKAT’ta geçen ömrümün, yaşantımın göbeği…!” Kepenkler açtım, kepenkler kapattım. (…) Behzad Çarşısı bana tam dünyayı öğretti. Hayatın görünmez anahtarını verdi. (…)” Hani bu öyle önsöz ki Çarşı’nın ruhunu yansıtmanın ötesinde canlandırıp âdeta ete-kemiğe büründürmüş…
Ama hangi Behzat Çarşısı’nın ruhu?. Bunun cevabı; A. Şevki EREK’lerin, yani bizim ve bizden bir önceki ve bizden bir sonraki kuşakların Behzat Çarşısı… Yani, bu kuşakların gördüğü 1940’lı, 50’li, 60’lı yılların çarşısı… Demem o ki, bilhassa 1970’den sonra giderek hızlanan kentleşme olgusu TOKAT’ı da bir hayli değiştirdi. Bir kere, nüfusu o yıllarda 20 bin, 30 bin, 40 bin iken, 1970’den sonra giderek artmış ve bugün itibariyle 250 bine ulaşmış durumda. Sonuçta şehrin cazibe merkezleri de değişti.
“Önsöz’ün ardından anılan kitap, Hasan AKAR’ın kaleminden devam ediyor, tam 230 sayfa. Bunun ilk 30 sayfası; “100 yılda TOKAT Behzat Çarşısı”, “Çocukluğumun Bir Siyah Beyaz TOKAT’ı” vb. başlıklar altında, Behzat Çarşısı ve caddesinin bütün renklerini ve enine-boyuna tarihçesini anlatıyor. Ardından 3 sayfa Çarşı’nın meslekler tablosu. Tam 30 çeşit meslek dalında çalışmış olup da, bugün hayatta olmayanların yakınlarıyla; onların ise kendileriyle yüz yüze yapılan röportajları; devamında bütün bunların fotoğraflarını görüyoruz.
Ve nihayet son sayfalarda; rahmetli Şerare Yağcıoğlu Kıvrak’ın “Yüreğimin Yarısı Behzat Çarşısı” başlıklı ve M. Halil Pazarlı’nın “Zamanın Sarkaçları” başlıklı şiirlerini okuyoruz. Kitabın tamamı 295 sayfa.
Anılan kitap, Hasan AKAR’ın kaleminden doğdu. Bu kalem, yer yer gönül tellerine dokunan hassas bir kalbin, bir şairin kalemi… Hani her mânâya, bir de lâfız gerek, yani üslûp. Mânâ inci ise, lâfız da incinin sedefidir. Kalemine, yüreğine sağlık Hasan AKAR”. Nice yıllara…
……..
……. Hoş geldin 2026…! Saygıdeğer okurlarımın yeni yıllarını kutlar, sağlık, mutluluk ve esenlikler dilerim…