E. Tarım İl Müdürü Yaşar Kavak yazdı: “çiftçinin gerçek dostu, emeğine sahip çıkan, hakkını gözeten, üretimi baş tacı eden bir toplumdur.”

Çiftçinin dostu kimdir? diye sorsak, cevabı uzaklarda aramaya gerek yok.

O dost, her sabah ayağını bastığı topraktır. Elini yüzünü yıkadığı sudur. Gökten rahmet gibi inen yağmur, toprağı örten kar, mahsulü olgunlaştıran güneştir. Bunlar olmadan çiftçi, kolu kanadı kırık bir kuş gibidir. Çünkü tarım; insanla doğa arasında kurulan en eski, en samimi ortaklıktır.

Toprak sabır ister. Su emek ister. Yağmur dua ister. Kar buğdaya yorgan olurken, güneş başağın alnına alın teri gibi düşer.

Çiftçi bu dostlarla konuşur, onları dinler, onlarla yaşar. Kimi zaman kuraklıkla sınanır, kimi zaman doluyla, kimi zaman donla… Ama toprağından asla vazgeçmez. Çünkü bilir ki toprağını terk eden, geleceğini de terk eder. Elbette çiftçinin yol arkadaşları yalnızca doğayla sınırlı değildir.

Üretim sürecinde ona yarenlik eden başka dostları da vardır: tohum, gübre, ilaç, mazot, traktör, pulluk, biçerdöver… Tohum umuttur; toprağa atılan gelecektir. Gübre emeğin destekçisidir. İlaç mahsulün sigortasıdır. Mazot üretimin can suyudur. Tarım aletleri ise çiftçinin kolu, eli, gücüdür. Bütün bu dostlar bir araya geldiğinde üretim başlar. Çiftçi yaz kış demeden çalışır. Gün doğmadan tarlaya çıkar, gün batmadan dönemez. Bayramı tarlada, düğünü ahırda geçer. Gecesi uykusuz, gündüzü endişelidir. Çünkü onun derdi yalnızca kendi geçimi değildir. Onun derdi bir ülkenin sofrasıdır, bir milletin gıda güvencesidir.

Peki biz, bu alın teriyle ayakta duran insanlara karşı görevimizi ne kadar yerine getiriyoruz?

Çiftçi lütuf istemiyor; hakkını istiyor.

Emeğinin karşılığını zamanında almayı, üretirken ezilmemeyi, ürettiğini değerinde satmayı istiyor.

En çok da saygı bekliyor. Çiftçinin hakkı yalnızca bir teşekkürle, bir alkışla ödenmez.

O hak; güçlü, sürdürülebilir ve büyük desteklerle, planlı üretimle, güçlü kooperatiflerle ödenir.

O hak; tarlada kalması teşvik edilen gençlerle, sahip çıkılan kırsalla, korunan toprakla ödenir.

Unutmayalım:

Çiftçi ayakta kalırsa ülke ayakta kalır.

Toprak korunursa gelecek korunur.

Soframıza gelen her lokmanın ardında, bir çiftçinin duası, alın teri ve umudu vardır.

Aşık Veysel ne güzel söylemiş:

“Benim sadık yârim kara topraktır.”

Evet…

Çiftçinin dostu topraktır.

Ama çiftçinin gerçek dostu, emeğine sahip çıkan, hakkını gözeten, üretimi baş tacı eden bir toplumdur.