E. Vergi Dairesi Müdürü Ömer Yılmaz yazdı: “Bu vahim olaylar iyi değerlendirilmelidir. Aile ve çevre faktörü kesinlikle göz ardı edilmemelidir.”
Okullarımızda son günlerde meydana gelen üzücü olayda 1 öğretmenimiz ve 8 öğrencimiz maalesef hayatını kaybetti, birçok öğrencimiz de yaralandı. Bir başka olayda yine bazı öğrencilerimiz yaralandı. Yaralı olan öğrencilerimize acil şifalar, vefat edenlere Allah’tan rahmet diliyoruz.
Buna benzer olaylar daha önce Amerika ve Avrupa’da cereyan eder ve basında yer alırken, ülkemizde de ne yazık ki duyulmaya ve görülmeye başlandı. Neden, niçin bu olaylar vuku buluyor? Hele de okul gibi eğitim yuvalarında meydana geliyor. Okullarda eğitim ve öğretime verilen bunca emeğin sonu bu olumsuzluklar olmamalıdır.
Tabii ki bu tür olayların önlenmesinin sadece okullarla sınırlı olmadığı da aşikâr olarak bilinmesi gerekir. Ayrıca okulların müfredat programlarının tek ayak üzerine olması da yeniden ciddi şekilde yetkililerce değerlendirilmelidir. Ne kadar bilgi ile donatılmış olunursa olunsun, maneviyattan yoksun, Allah korkusu ve hesap gününden habersiz bir bireyin ne yapacağını kestirmek zordur. Toplumsal olaylar analiz edildiğinde bu acı tablo açık seçik görülmektedir.
Maneviyat; ailede, sokakta, okulda, işte güçte, her yer ve ortamda insanoğlunun olmazsa olmazıdır ve bundan yoksun bırakılmamalıdır. Aile en büyük okul ve eğitim yuvası olduğuna göre, öncelikle bunların ebeveynlerden çocuklara sağlıklı şekilde intikali sağlanmalı ve bunun mutlaka yolu bulunmalıdır.
Çocuklar bilgisayar, tablet ya da telefon başında vakit geçirirken ne ile meşgul oldukları mutlaka gözlenmeli, kesinlikle şiddet içeren oyunlara müsaade edilmemelidir. Bu konuda kısıtlayıcı yasal düzenlemeler de dâhil, her türlü tedbire başvurulması gereklilikten öte zorunluluktur. Aksi hâlde bu gibi üzücü ve kahredici olayları yaşamamız muhtemeldir.
Bu vahim olaylar iyi değerlendirilmelidir. Aile ve çevre faktörü kesinlikle göz ardı edilmemelidir. Emekli birinci sınıf emniyet müdürü olan babanın evinde bulunan 5 adet silah ve mermiler, nedeni ve niçini ile sorgulanmalıdır. Diğer taraftan bu meslekten emekli olanların silah taşımaları gerekiyorsa bile, bu pervasızlığa meydan vermeyecek kanuni düzenlemeler ivedilikle yapılmalıdır.
Bu vahim olay üzerinden toplumda kabul görmüş Millî Eğitim ve İçişleri Bakanlarımızın hedef alınması da bırakılmalıdır. Ailenin kayıtsızlığı sonucu elde edilen silahların birinci derece sorumlusu ailesi, annesi ve elbette ki babasıdır. Geleneksel aile yapımız korunmalı ve buna dönülmelidir. Bu açıdan babanın ağırlığı ve otoritesi asla sorgulanmamalı; çocuğun terbiye ve ahlakının şekillenmesinde birinci derece rolü sağlanmalıdır.
Güvenlik kuvvetlerimiz okul dışındaki asayiş ve düzeni sağlarken, okul yönetimi de okul içinde gerekli tedbirleri almalıdır. Öğretmenlerimizin çocuklar üzerindeki etki ve yetkileri yeniden değerlendirilmeli; öğretmenlere güvenilerek onların disiplin ile ilgili tutumları ebeveynlerce desteklenmeli ve bütünlük sağlanmalıdır. Çocuğuna korumacı üslubun bir faydasının olmadığı artık herkesçe kabul edilmelidir. Öğretmenlerin tek amaç ve gayesinin çocukları eğitmek ve öğretmek olduğu benimsenmeli; bunun herkesin yararına olduğu bilinmeli ve unutulmamalıdır.
Sonuç olarak itibarsızlaştırılan öğretmenler, her istediği yapılan, saygı ve sınır bilmeyen öğrenciler ve veliler; bugün yaşanan tablonun sonucudur. Daha acısı, bozulan temel kural ve kaidelerin neden kaynaklandığının teşhisini bile koymaktan aciziz. Medeniyet diye diye, gerçek medeniyetten yoksun kalarak bu acınacak duruma güle oynaya düştük.
Düzelmesi için çok yol alınmasına ihtiyaç olduğu, yazılan, çizilen ve uygulamalarda rahatlıkla görülmektedir. Bu nedenle toplumun her ferdinin ve özellikle yetki ve sorumluluk sahibi olanların şapkalarını önlerine alarak iyice düşünmeleri ve bu duruma acilen çözüm üretmeleri gerekmektedir.
Bizden söylemesi…