Ulvi Gelbal yazdı: “Tokat’ın bağlarında yetişen Narince yaprağı, bu memleketin sofraya uzanan emeğidir.”
Tokat denince akla sadece tarih, kültür, kale, konak, türkü gelmez. Tokat denince akla bağ da gelir, yaprak da gelir, sabah serinliğinde başlayan üretim telaşı da gelir.
Hele Narince yaprağı…
Bu memleketin toprağından çıkan, adı Tokat’la, Erbaa’yla, Niksar’la, Pazar’la, Kazova’yla birlikte anılan özel bir değerdir. Kimi için sofradaki sarmadır, kimi için geçim kapısıdır, kimi için baba yadigârı bağdır, kimi için de bir sezonluk umuttur.
Tokat’ın bağlarında yetişen bu yaprak, sıradan bir ürün değildir. Toprağın karakterini, iklimin inceliğini, üreticinin sabrını üzerinde taşır. Sabahın erken saatlerinde özenle toplanır, seçilir, hazırlanır, salamura edilir ve sofralara ulaşır. Her aşamasında insan emeği vardır. Özellikle kadın emeği, bu üretimin en görünür ve en kıymetli parçasıdır.
Bugün Erbaa Narince Bağ Yaprağı da Tokat Narince Salamura Asma Yaprağı da artık yalnızca yöresel bir ürün değil, Tokat’ın marka yüzlerinden biridir. Coğrafi işaretle tescillenmiş bu değerler, aslında bize şunu söyler: Bu ürünün bir yurdu vardır, bir emeği vardır, bir hikâyesi vardır.
Erbaa bu alanda haklı bir üne sahiptir. Türkiye’de yaprak denildiğinde Erbaa adının öne çıkması tesadüf değildir. Yılların üretim tecrübesi, bağ kültürü ve kalite anlayışı Erbaa’yı bu işte güçlü bir merkez haline getirmiştir. Ancak Tokat’ın yaprak hikâyesi yalnızca Erbaa ile sınırlı değildir. Niksar’da, Pazar’da, Kazova’da ve Tokat’ın birçok köyünde bağcılık kültürü yaşamaya devam etmektedir.
Bu nedenle Narince yaprağına sadece bir gıda ürünü gibi bakamayız. Bu ürün, Tokat kırsalının ekonomisine nefes veren önemli bir üretim alanıdır. Hasat döneminde bağlar hareketlenir, köylerde bereketli bir telaş başlar, aile bütçelerine katkı sağlanır, yerel ticaret canlanır. Bir yaprağın sofraya varan yolculuğunda üretici, işçi, taşıyıcı, pazarcı, esnaf ve tüccar birlikte yer alır.
Ne var ki son dönemlerde bağ üreticisinin yükü giderek ağırlaşmaktadır. İklim koşullarındaki belirsizlik, ilkbahar donları, zamansız yağışlar, sel ve su baskınları üretimi doğrudan etkilemektedir. Bunun üzerine mazot, gübre, işçilik, ambalaj, nakliye ve salamura maliyetleri eklendiğinde üreticinin omzundaki yük daha da büyümektedir.
Narince yaprağı hassas bir üründür. Vaktinde toplanmadığında kalitesini kaybeder. Fazla beklediğinde sertleşir. Usulüne uygun hazırlanmadığında sofradaki değerini yitirir. Yani bu iş yalnızca bağa girip yaprak toplamak değildir; bilgi, tecrübe ve dikkat isteyen bir üretim sürecidir.
Tokat yaprağını özel kılan da tam olarak budur. İnceliğiyle, aromasıyla, dayanıklılığıyla ve pişerken dağılmayan yapısıyla sofralarda fark edilir. Sarmaya lezzet veren, tencereye bereket katan bu ürün, Tokat’ın adını sadece Türkiye’de değil, yurt dışında da duyurmaktadır.
Ancak değeri artan her yerel üründe olduğu gibi Narince yaprağında da ciddi bir tehlike karşımızdadır: Taklit ve yanıltıcı satış.
Bugün farklı bölgelerde üretilen bazı yaprakların Tokat ya da Erbaa adıyla pazara sunulduğu görülmektedir. Özellikle internet satışlarında, sosyal medya ilanlarında ve etiketi belirsiz ürünlerde bu sorun daha da büyümektedir. Tüketici çoğu zaman gerçek ürünle taklit ürünü ayırt etmekte zorlanmaktadır.
Bu durum en başta gerçek üreticiye zarar verir. Yıllarca emek vererek kalite oluşturan çiftçinin adı kullanılır, fakat kazancı başkasına gider. Tokat’ın markası üzerinden satış yapılır, ama o ürün Tokat’ın bağından çıkmamış olabilir. İşte asıl haksızlık burada başlar.
Coğrafi işaretin anlamı sadece bir tescil belgesinden ibaret değildir. Coğrafi işaret, üreticinin emeğini korumak için vardır. Tüketicinin doğru ürüne ulaşmasını sağlamak için vardır. Bir kentin adını ve itibarını güvence altına almak için vardır.
Bu nedenle Tokat’ın Narince yaprağı konusunda daha güçlü bir sahiplenmeye ihtiyacı vardır. Denetimler artırılmalı, ürün etiketleri daha şeffaf hale getirilmeli, üretim yeri açıkça belirtilmeli, yanıltıcı satışlara karşı caydırıcı adımlar atılmalıdır. Kooperatifler, odalar, yerel yönetimler ve ilgili kurumlar bu konuda daha etkin bir iş birliği içinde olmalıdır.
Tüketici de bu zincirin önemli bir parçasıdır. Yaprak alırken yalnızca isme değil, kaynağa da bakılmalıdır. Ürünün kimden alındığı, nerede üretildiği, nasıl hazırlandığı ve güvenilir olup olmadığı sorgulanmalıdır. Çünkü gerçek Tokat yaprağını almak, yalnızca iyi bir sarma yapmak için değil, aynı zamanda üreticinin emeğine sahip çıkmak için de önemlidir.
Tokat’ın bağlarında yetişen Narince yaprağı, bu memleketin sofraya uzanan emeğidir. Erbaa’nın, Niksar’ın, Pazar’ın, Kazova’nın ve Tokat’ın köylerinin ortak değeridir.
Bu değeri korumak, sadece üreticinin görevi değildir. Hepimizin sorumluluğudur.
Çünkü Tokat yaprağı bir lezzetten fazlasıdır.
Bir kentin emeği, bir toprağın bereketi, bir üretim kültürünün adıdır.
Ve o ad, rastgele kullanılacak bir ad değildir.
O adın arkasında Tokat vardır.