Tokat’ın Reşadiye ilçesinde yaşayan 76 yaşındaki Şükrü Şahin, yarım asrı deviren kaval yolculuğuyla hem kendi iç dünyasını aydınlatıyor hem de telefonun ucundaki binlerce kişiye memleket hasreti gideriyor. "Keloş Dayı" lakabıyla tanınan Şahin, çocuk yaşta yaşadığı yetimliğin ve zorlukların izlerini, kavalının deliklerinden dökülen nağmelerle siliyor.
Yetimlikten Sanata Uzanan Hüzünlü Hikâye
Taşlıca köyünün sakinlerinden Şükrü Şahin’in kaval sevdası, henüz 12 yaşındayken kalbine düşen bir korla başladı. Erken yaşta anne ve babasını kaybeden Şahin, hayatın getirdiği ağır yükleri omuzlarken teselliyi kavalında buldu. Usta-çırak ilişkisiyle değil, tamamen kendi çabasıyla bu sanatı öğrenen Şahin, kavalın teknik bir beceriden ziyade bir gönül işi olduğunu savunuyor. İçinde derin bir sızı taşımayanın bu enstrümana ruh veremeyeceğini belirten emektar sanatçı, müziğini dertlerinin bir yansıması olarak tanımlıyor.
Telefon Hatlarında Yankılanan Memleket Ezgileri
Şükrü Şahin’i diğer yerel sanatçılardan ayıran en büyük özelliği, teknolojiyi gönül köprüsü kurmak için kullanması. Türkiye’nin dört bir yanından, özellikle de gurbette yaşayan vatandaşlardan gelen telefonları geri çevirmeyen Şahin, günün her saatinde arayanlara kaval çalıyor. Gece yarılarında bile uykusundan uyanıp dertleşmek isteyenlere nefes olan Şahin, dinleyicinin isteğine ve yöresine göre repertuvarını şekillendiriyor. İstanbul’dan Tokat’a, Ege’den Doğu’ya kadar geniş bir kitleye ulaşan bu ses, modern dünyada unutulmaya yüz tutan bir geleneği dijital çağda yaşatıyor.
Yayla Havalarıyla Gelen Huzur ve Terapi
Keloş Dayı için kaval çalmak sadece bir uğraş değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi ve terapi yöntemi haline gelmiş durumda. "Kaval çalmazsam içim patlar" diyen Şahin, bu yolla kendi ruhunu dinlendirirken, köy halkı ve ziyaretçileri için de bir huzur kaynağı oluyor. Köy sakinlerinden Hamit Arslan gibi dostları, Şahin’in yanına giderek hem koyu sohbetlere dalıyor hem de "Koyun Sulama Havası" veya "Keltepe’nin Taşları" gibi kadim ezgileri dinleyerek yayla havasını köylerine taşıyorlar. Şükrü Şahin’in nefesi, Taşlıca köyünden yükselip tüm Türkiye’yi saran kültürel bir mirasın en samimi temsilcisi olmaya devam ediyor.
İHA





