Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Hukuk Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Ayşenur Aktepe, TÜBİTAK 2209 programı kapsamında destek almaya hak kazanan yenilikçi projesiyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Gazeteci Mustafa Işık’a konuşan Aktepe, "Babalık İzni Uygulamalarının Karşılaştırmalı Hukuk Açısından İncelenmesi ve Togü Saha Araştırması Bulguları ve Çözüm Önerileri" başlıklı çalışmasının detaylarını paylaştı. Türkiye’deki mevcut yasal düzenlemelerin yetersizliğine dikkat çeken Aktepe, projesinin yasa koyucular için somut bir rehber olacağını vurguladı.I M G 20260514 W A0000Türkiye'de Mevcut Durumdan İşçiler Haklarını Bile Bilmiyor
Türkiye'deki yasal mevzuata göre babalık izni sürelerinin oldukça kısıtlı olduğunu belirten Aktepe, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 104/B maddesi uyarınca memurlara 10 gün ücretli izin tanınırken, 4857 Sayılı İş Kanunu kapsamında özel sektör çalışanlarına bu sürenin sadece 5 gün olarak uygulandığını ifade etti. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkelerinde babalık izni ortalamalarının 16 ile 18,5 hafta arasında değiştiğini hatırlatan Aktepe, Türkiye'de kamuda bile sürenin çok yetersiz olduğunu, özel sektörde ise durumun daha vahim boyutlarda seyrettiğini dile getirdi.

2024 yılı verilerine dayandırılan çarpıcı istatistikleri paylaşan Aktepe, özel sektördeki babaların sadece yüzde 46’sının bu izni kullanabildiğini, izin kullanmayan yüzde 54’lük kesimin içindeki her 100 kişiden 28’inin ise böyle bir hakkı olduğundan tamamen habersiz olduğunu açıkladı. Özel firmaların bu izni vermek istemediğini ve işçilerin bilinçsizliğinden faydalandığını söyleyen Aktepe, demografik yapının, eğitim düzeyinin ve sosyoekonomik durumun bu süreçte belirleyici rol oynadığını aktardı.

İskandinavya ve Avrupa Örnekleri; İspanya'da 16, Fransa'da 28 Gün
Projesinin temel taşlarından birinin karşılaştırmalı hukuk analizi olduğunu ifade eden Aktepe, gelişmiş ülkelerdeki modern uygulamalardan örnekler verdi. İspanya’da babalara tam 16 hafta izin hakkı tanındığını, babaların bu sürenin ilk 4 haftasını doğumun hemen ardından zorunlu olarak kullandığını, kalan kısmını ise yıl içinde diledikleri döneme yayabildiklerini anlattı. Fransa’nın ise 1 Temmuz 2021’de aldığı bir kararla 14 günlük babalık iznini iki katına çıkararak 28 güne yükselttiğini belirtti. Almanya’da ise izin yerine doğrudan ödenek odaklı bir sistemin teşvik edildiğini fakat orada da sistemi tamamen izne dönüştürme çalışmalarının sürdüğünü kaydeden Aktepe, Türkiye’nin de bu modern Avrupa modellerini referans alarak reform yapması gerektiğinin altını çizdi.

Doğurganlık Hızı ve Anne Üzerindeki Yükün Azaltılması
Geçtiğimiz yılın "Aile Yılı" ilan edildiğini ve devlet politikalarında doğurganlık oranlarının artırılmasına büyük önem verildiğini hatırlatan genç araştırmacı, lohusalık döneminde annelerin yaşadığı zorlukların ikinci çocuk kararını olumsuz etkilediğini savundu. Mevcut politikalarda hekimlerin ve eğitimcilerin sürekli anne odaklı bilinçlendirme yaptığını ancak yasal düzenleme olmadan babanın sürece dahil edilemeyeceğini vurguladı. Bakım yükünün sadece kadına yüklenmesinin derin bir cinsiyet eşitsizliği doğurduğunu söyleyen Aktepe, babalık izninin uzatılmasının doğrudan annenin omzundaki yükü hafifleteceğini ve bunun da dolaylı olarak doğum oranlarına pozitif yansıyacağını iddia etti.20260513 105128Hukuk ve Mühendislik Güçlerini Birleştiriyor
Nisan 2025’ten bu yana yaklaşık bir yıldır bu proje üzerinde literatür taraması yaptığını söyleyen Aktepe, hukuk alanında somut ve nicel veriler sunan saha çalışmalarının çok nadir olduğunu belirtti. Hukukçuların genellikle sadece teorik literatür taramasında kaldığını, bu ezberi bozmak için bilgisayar mühendisliği bölümündeki arkadaşlarından teknik destek alacağını müjdeledi. Araştırmada toplanan veriler analiz edilirken SPSS ve ANOVA gibi ileri düzey istatistik programları kullanılacak. Çalışma, değişkenler arasındaki ilişkinin yönünü ve gücünü ölçen ilişkisel tarama modeline dayanacak. Teori kısmında ise CEDAW (Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi), Pekin Deklarasyonu ve Avrupa Birliği Ebeveyn İzni Yönergeleri gibi uluslararası metinler mercek altına alınacak.

İmam Hatip Okulları Tanıtım Günleri Coşkulu Bir Programla Başladı
İmam Hatip Okulları Tanıtım Günleri Coşkulu Bir Programla Başladı
İçeriği Görüntüle

Bütçe ve iş yükü kısıtları nedeniyle pilot bölge olarak Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’ni seçtiklerini ifade eden Aktepe; Eğitim, Tıp ve Hukuk fakültelerinin yanı sıra Erbaa, Turhal ve Niksar’daki meslek yüksekokullarını da kapsama dahil ettiklerini söyledi. Kota örnekleme yöntemiyle belirlenecek 200 erkek katılımcı arasında profesörlerden, KPSS ile atanmış ortaöğretim mezunu memurlara ve işçilere kadar çok geniş bir yelpaze yer alacak. Veri toplama sürecinde hem geleneksel kağıt-kalem yöntemi hem de yüksekokullardaki hocalara kolay ulaşabilmek adına mobil uyumlu çevrim içi formlar senkronize şekilde kullanılacak.

Hedef Kitle: “Meclis ve Politika Yapıcılar İçin İlk Somut Kaynak”
Projenin Türkiye’de bu kapsamda yayınlanacak ilk makale olacağını ve elde edilecek bulguların tüm Türkiye geneline uyarlanabileceğini belirten Ayşenur Aktepe, çalışmasının hedef kitlesini üç gruba ayırdı. Birinci grupta üniversitedeki erkek personel ve yeni baba adayları, ikinci grupta ise ebeveynler, eğitimciler, aile danışmanları ve çocuk hekimleri yer alıyor.

Aktepe, kendisini en çok heyecanlandıran ve en önemli gördüğü üçüncü hedef kitlenin ise yasa koyucular ile politika yapıcılar olduğunu belirtti. Meclis kürsüsünde milletvekillerinin bu konuyu zaman zaman dile getirdiğini ancak referans alabilecekleri, alıntı yapabilecekleri somut ve bilimsel bir saha çalışmasının eksikliğini hissettiklerini ifade eden Aktepe, bu projenin meclisteki yasa koyuculara rehberlik edeceğini ve Türkiye genelinde radikal bir hukuksal reformun fitilini ateşleyeceğini sözlerine ekledi.20260513 105132

Muhabir: Mustafa Işık