“İnsanın alacası içinde.” der eskiler.

 

İçi dışındaydı, dışı içinde... Şu dünya dedikleri gurbette aynı mekânları paylaştığımız çokça zaman geçirdik kendisiyle. “Olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan”dı. Aklına yatmayana “hayır” der, dediğini eğip bükmez; hayır dediğine bir daha “acaba, olabilir” de demezdi. Aklına yatana, vicdan/ilim/fen açısından doğru olduğuna inandığına “evet” der, o zaman da sözü uzatmaz, uzatana mehil vermezdi. Anlayacağınız net bir insan ve net bir idareci idi. Hatta insan ilişkileri ve idareci ilişkileri diye farklı tarz ve tavırdan da söz edilemez kendisi için “Neyse O’ydu.”

 

Projelere boğmuş ve boğulmuş bir Milli eğitim anlayışından ziyade “öğrenci odaklı, hemen faydası görülebilecek” çalışmalara daha çok gönül verir, hız kazandırırdı.

 

Bizlerin gazeteci, kendisinin Milli Eğitim Müdürü olarak katıldığı pek çok farklı etkinlik ya da kutlamada hep köşede, arka sırada kalmayı tercih ettiğini gördüğüm Sevgili Müdürüm, yıldızları toplamaktan ziyade işleyiş ve neticeyle ilgileniyordu sessizce gözlemlerken. Makam arabasına değil ayaklarına önem veriyordu ki, genellikle yalnız yürüyüşleri tercih ediyordu. Alışılagelmiş “bürokrat” anlayışının dışında bir insandı Murat Küçükali.

 

Hem insan hem idareci olarak “güven” duygumuzu besleyen insanlardandı. Tokat için, ülkemiz için güven duyduk o Tokat’ta görevindeyken. Aldığı ve uyguladığı kararlara inandık. Ayrım yapmayacağı, adil olacağı, “azami fayda” güdeceğini hep bildik. Rabbim sayılarını çoğaltsın diye içimden geçirdiğim çok oldu… Tayininin çıkmasından bir gün önce makamında Tokat için gerçekleşmesi muhtemel bir projeyi kendisine heyecanla anlatan Bakkallar Odası Başkanı Şaban Kaya’yı dikkatle dinlemiş, telefon ahizesini kaldırarak, daha Şaban Kaya sözünü bitirmeden projeyle ilgili yeri arayarak projeyi özetlemiş ve “derhal başlayın” talimatını vermişti…

 

Diyarbakır’a görevlendirilmesi Tokat için üzücü ama ülkemiz için güzel bir haber.

 

Milli Eğitim işlerinde de her işte olduğu gibi, keskinliğinden kuşku duymayacağımız “Sürmene bıçaklarına” ihtiyaç var: Uzun süre dayanıklı ve güven verici. Esnemeyecek; mayasına, çeliğine güvenebileceğimiz, durumlara ve insanlara göre fikir değiştirmeyecek, akılcı, faydacı, sözde ve zamanda tasarrufu seven, işinde fayda odaklı, “önce öğrenci” diyebilen…

 

Murat Küçükali’nin Tokat’ta inşa ettiği güven kalkanını Diyarbakır’da da kuracağından hiç ama hiç şüphemiz yok. Trabzon’un Sürmene’sinde doğup büyümüş, Karadeniz’in hırçın ikliminden çelik gibi bir iradeyle şefkati harmanlamış ve memleketin her karış toprağında vatana hizmet edip emek vermeyi kendisine şeref saymış koca yürekli müdürümüzün yolu açık olsun.

 

Ne mutlu Diyarbakır’ın öğretmen ve öğrencilerine…