Cumhuriyet Halk Partisi Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, Türk tarımının ve üreticisinin içinde bulunduğu derin krize dikkat çekti. Çiftçinin artık sadece yükselen üretim maliyetleriyle değil, aynı zamanda küresel iklim krizinin getirdiği ağır ve yıkıcı doğa olaylarıyla da tek başına mücadele etmek zorunda kaldığını belirten Durmaz, siyasi iktidarı bu yakıcı gerçeği görmeye davet etti. Çiftçiyi korumanın sadece bir sektörü desteklemek anlamına gelmediğini vurgulayan Milletvekili, bu mücadelenin aslında halkın sofrasını, semt pazarını, sağlıklı nesilleri ve doğrudan Türkiye'nin geleceğini korumak olduğunu ifade etti.
"Tokatlı Üretici Bir Gecede Bir Yıllık Emeğini Kaybediyor"
Seçim bölgesi Tokat'ta yaşanan somut örnekler üzerinden konuşmasını sürdüren Durmaz, bölgedeki üreticilerin iklim düzensizlikleri nedeniyle büyük mağduriyetler yaşadığını dile getirdi. Zirai don, dolu, taşkın, sel ve kuraklık gibi afetlerin sıklığının arttığına değinen Durmaz, çiftçinin aylarca büyük umut ve emekle büyüttüğü ürününün bir gecede yok olabildiğini söyledi. Mevcut tarım sigortaları sistemi olan TARSİM’in teoride doğru bir model olduğunu kabul eden CHP'li vekil, madalyonun diğer yüzündeki acı gerçeğe de parmak bastı. Türkiye'deki pek çok çiftçinin mülkiyet ve tapu sorunları yaşaması ya da yeterli tarımsal destek alamaması sebebiyle bu sigorta primlerini ödeyemediğini, dolayısıyla sistemin dışında kalarak tamamen kaderine terk edildiğini belirtti.
Çiftçiyi Yeniden Üretime Döndürecek Çözüm Reçetesi
Gıda güvenliğinin ve toplum sağlığının tehlikede olduğu bir dönemde acil önlemler alınması gerektiğini savunan Kadim Durmaz, kalıcı çözüm olarak Tarımsal Afet Destek Fonu’nun kurulmasını önerdi. Bu fonun, afet sonrasında toprağına küsme noktasına gelen üreticiyi ayağa kaldırmak için kaçınılmaz bir mekanizma olduğunu savundu. Durmaz, kurulacak fon aracılığıyla zarar gören çiftçilere nakit desteğinin yanı sıra tohum, fide, yem, mazot, gübre, enerji ve işçilik gibi en temel üretim kalemlerinin şeffaf ve devlet güvencesi altında kurumsal bir biçimde ulaştırılması gerektiğinin altını çizdi.




