E. Vergi Dairesi Müdürü Ömer Yılmaz yazdı: “İbadet etmenin her Müslümanın boynunun borcu ve manevi bir ihtiyacı olduğu asla unutulmamalı ve bu her ortamda sağlanmalıdır.”
Bugün bu köşemde siz değerli okuyucularıma ülkemizde sıkça karşılaştığımız ve mutlaka her Müslümanın dikkatini çeken bir durumun üzerinde durmak istiyorum. Nedir bu? Müslüman ülkemizde ibadet etmek için hastanelerde, otogarlarda, resmî dairelerde, benzin istasyonlarında ve dinlenme tesislerindeki mescitlerin durumu içler acısı. Özellikle de otogar ve hastanelerde.
Nedense (istisnalar hariç) hastanelerdeki mescitler morgların yanında, zemin katta, bodrumlarda, neredeyse binanın en işe yaramaz, aramayla zor bulunan yerlerinde, oda bulabilirsen tabii. Daha da beteri, cuma namazı kılmak için bu köhne yerler yetersiz kalmakta ve bu ibadetin yapılmasına olanak tanımamaktadır.
Otogarlarda ise durum bundan beter; otogarın en arka kısmında, köhne, bakımsız, zor bulunan yerlerde. Kışın karda buzda çıkılamayan merdivenler ile soğukta ısıtılmayan yerlerde, kirli seccade ya da eskimiş halılar; yazın sıcak, bakımsız, kapısız, penceresiz durumdaki mekânlar. Benzinlikler ve dinlenme tesislerinde de durum bundan farklı değil. Resmî dairelerde ise bodrumlarda, bakımsız, kapısı kapanmayan, eski eşyalarla dolu durumlarda.
Namaz kılmak için ara ki bulasın bu sözde mescitleri. Ticarethaneler bu insanlardan kâr ederken hastaneler hastalarını, resmî daireler vatandaşları dış müşteri görürken bu durumu, bu ihtiyacı görüp neden ibadethaneye yakışır şekilde bu mekânları dizayn etmiyorlar? Otogarlarda molalarda namaz kılacak vatandaş, buraları arayıp bulana kadar mola süresi neredeyse doluyor. Araç çıktı mı burada mı kaldım derdine düşüyor. Yazık değil mi bu insanlara?
Oysa cami ve mescitler, Müslümanların manevi nefes alma alanlarıdır. Bu mekânların ruhunu korumak, sadece fiziksel yapısını değil, içindeki kardeşlik iklimini de gözetmekle mümkündür.
Cami ve mescit yapmak, destek olmak, İslam’da “sadaka-i cariye” (kesintisiz sevap) olarak kabul edilir. Yüce Peygamberimiz (s.a.v.) bu konudaki hadislerinde:
“Kim Allah rızası için bir mescit yaparsa Allah da ona cennette benzeri bir köşk yapar.” (Müslim, Zühd, 44) buyurmuştur.
İslam dünyasındaki müminler yüzyıllardır bu hadis doğrultusunda bu konuda yoğun bir gayret göstererek vakıflar kurmuş, servet harcamış, devasa eserler ortaya çıkarmışlardır. Hatta küçük yerleşim yerlerinde bile fakir müminler imece usulüyle varlarını yoklarını ortaya koyarak mescitler inşa etmişlerdir. Sadece bina yapmakla kalmamış, camilerin ve mescitlerin tamiratını, bakımlarını ve giderlerini karşılayarak ayakta kalmasını sağlamışlardır.
Buna neden ihtiyaç duyulmuştur? Çünkü İslam, ibadetin bireysellikten çıkıp toplumsal bir şuur hâline gelmesini teşvik eder. Bunu da Peygamberimizin şu hadislerinden anlıyoruz:
“Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.” (Buhari, Ezan, 30)
Yine bir başka mübarek hadislerinde:
“Bir kimsenin camiye gitmek için attığı her adım bir sevap kazandırır ve bir günahını siler.” (Müslim, Mesacid, 272) buyurmaktadır.
Dinimizde bu kadar önem arz eden cami ve mescit yapımı ve korunması konusunda daha hassas davranmak, her yetkilinin ve müminlerin birinci derece sorumluluğundadır. Görülen o ki buna gereği gibi riayet edilmiyor.
Namaz kılacak müminlere bu mekânlar layık görülürken adeta “sizin namaz kılarak ibadet etmenizi istemiyoruz da onun için bu köhne yerleri tahsis ettik” deniyor.
Devlet olarak bu konuya el atma zarureti çoktandır hasıl olmuş, hatta geçmektedir. Bu nedenle kamu kuruluşları ve belediyeler, ruhsat vermeden önce mescit yapımını zorunlu tutmalı; tesisin en görünür ve ulaşımı kolay olan yerine, abdesthane ile birlikte yapılması yönetmeliklerle zorunlu hâle getirilmelidir. Yönetmelikte varsa bile bu zorunluluğa riayeti derhal sağlanmalı ve eski tesislere de süre verilerek bu istenmelidir. Devlet daireleri ve hastanelerde de yayımlanacak genelgeler ile dairelerin en görünür yerlerinde bay ve bayanlar için mescit yeri tahsis edilerek bu eksikliğin giderilmesi ivedilikle sağlanmalıdır.
İbadet etmenin her Müslümanın boynunun borcu ve manevi bir ihtiyacı olduğu asla unutulmamalı ve bu her ortamda sağlanmalıdır.
Bizden söylemesi.