Bir kapı düşünün… Elinizde bir anahtar ve o kapıyı açtığınızda iç dünyanıza adım atacağınızı hayal edin. Bu bir yolculuk aslında. Açıldıkça çoğalan , çoğaldıkça derinleşen bir kapı…Kapı bir kitap kapağı, anahtarı ise kelimeler olsun. Bu yolculuk bizin kendimize doğru yaptığımız yolculuk aslında. Bu yolculukta gürültülü karmaşık dünyadan uzaklaşarak bir kıyıya çekilir insan, kendi sessizliğinin içinde o anahtarla baş başa kalır.
Kitaplar, insanlar arasında gizli bir köprü vazifesi görür. Bu köprülerde nice olaylarla karşılaşır nice karakterlerle kendimizi kıyaslar , bazen üzülür bazen heyecan duyar, bazen susar düşünürüz.
Okumak insanı her yönden çoğaltır. Ruhumuz yeniden doğar yeniden yenilenerek daha farklı bakarız hayata. Belki biraz daha anlarız, biraz daha hislerimizi yoklar ve zihnimizi yorarız.Yüzeyde kalmaktan ziyade kitap insanı daha derinlere davet eder .Biz o derinlikte kaybolmayız bilakis kendimizi bulur kendimizi anlamaya çalışırız.
Bizler aslında bu modern dünyada yalnız olduğumuzu düşünür dururuz. Kitap insanı asla yalnız bırakmaz. Dili yoktur ama aslında konuşur bizimle. Hareket etmez ama yol gösterir ,yolumuzda daha güzel ilerlemizi sağlar. Geçmiş, şimdi, gelecek , hayaller, umutlar, hatalar, aklınıza gelebilecek çatışmalar aynı yerde buluşur.
Kitapları sadece okumak için okumayalım ya da bir kaçış olarak görmeyelim . Çevirdiğimiz sayfalardaki o cümleler var ya bir el gibi bizim omzumuza dokunur. Dosttur, yüzleşmedir, aynadır kitaplar. Bir kelime okur o kelimede kendini görebilir insan. Bir cümleye takılır o cümle onu geçmişe götürebilir.
Sözün özü; bir kitap okunur, kapağı kapatılır ama içindeki yolculuk devam eder. Biz okumaktan vazgeçmeyelim. Bazı izler vardır ve bu izleri yalnızca kitaplar bırakır. Sağlıcakla kalın, kitaplar yoldaşınız, düşünceleriniz pusulanız olsun…
Halise Özlem ÇAKMAK
ŞİLE ANADOLU İMAMHATİP LİSESİ
UZMAN TÜRK DİLİ VE EDDBİYATI ÖĞRETMENİ