Ulvi Gelbal yazdı: "Bu güçlü temsilin Tokat’a sağlayacağı asıl kazanım; tek tek alanların değil, Tokat tarımının bütününün güçlendirilmesidir."
Tokat, tarımın kalbinde duran bir şehir. Toprağıyla, suyuyla, hayvancılık kültürüyle, üretim hafızasıyla…
Bugün Tokat’ı farklı kılan bir başka gerçek daha var: Tarım ve hayvancılığın Türkiye’deki en güçlü çatı kurumlarında Tokatlı isimler söz sahibi.
Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Turan Saldırıcıer,
Türkiye Damızlık Manda Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Muzaffer Keser,
Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı İlhan Köten (ayrıca Ulusal Süt Konseyi yönetimine seçilmiştir),
Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Ali Demir,
Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı Ülkü Karakuş,
Türkiye Tarımsal Süt Üreticileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Şahin…
Beş genel başkan ve bir yönetim kurulu üyesi… Her biri Tokatlı.
Buna ek olarak DİMES’in CEO’su Ozan Diren’in TÜSİAD Başkanlığı kesinleşti gibi.
Ayrıca bakanlıklarda görev yapan Tokatlı üst düzey bürokratlarımızın varlığını da bu resmin önemli bir parçası olarak görmek gerekir.
Bu tablo yalnızca bir “gurur listesi” değil; Tokat’ın önünde duran büyük bir sorumluluk ve büyük bir fırsat penceresidir.
Asıl soru şudur: Tokat bu güçlü temsilden ne kazanacak?
Ve daha önemlisi: Bu temsil, kalıcı bir üretim altyapısına, sahaya dokunan bir kalkınma hamlesine nasıl dönüşecek?
Birliklerin varlık nedenlerinden biri; üreticisinin ve üyesinin hak ve menfaatlerini korumak, sorunları yerinde tespit etmek, talepleri derleyip somutlaştırmak ve ilgili mercilere tüm şeffaflığıyla taşımaktır.
Temsil gücü; fiyatın ve gelirin hakkaniyetle oluştuğu, desteklerin adil ve erişilebilir hale geldiği, pazarın büyüdüğü ve üretimin sanayiyle buluştuğu bir zemine dönüşürse anlam kazanır.
Tokat’ın elindeki bu güçlü temsil, doğru bir ortak akılla bir araya geldiğinde; süt, et, bal, yem, damızlık ve tüm girdilerde üreticinin gerçek maliyetini esas alan bir fiyat düzeninin savunulmasına, hibe–teşvik–kredi mekanizmalarında Tokatlı üreticinin erişiminin güçlenmesine, ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi, markalaşması ve ihracata uzanan zincirin kurulmasına kapı aralayabilir.
Bu güçlü temsilin Tokat’a sağlayacağı asıl kazanım; tek tek alanların değil, Tokat tarımının bütününün güçlendirilmesidir.
Tokat’ın küçükbaş potansiyeli, damızlık kalitesi ve sürü verimi üzerinden büyüyebilir; manda yetiştiriciliği, yüksek katma değerli süt ürünleriyle Tokat’a niş bir marka alanı açabilir; sığır yetiştiriciliğinde verim artışı ve sürü sağlığıyla gelir istikrarı sağlanabilir; arıcılıkta kalite, izlenebilirlik ve güven etiketiyle Tokat “model il” niteliğini pekiştirebilir; yem tarafında hammadde, sözleşmeli üretim ve maliyetleri dengeleyen bir yapı sayesinde hayvancılığın en kırılgan noktası daha sağlam hale getirilebilir.
Bu başlıkların her biri ayrı ayrı önemli olmakla birlikte Tokat için gerçek sıçrama; bu alanların birbirini beslediği bir üretim ekosistemi kurulduğunda gerçekleşir.
Tokat’ın geleceği, tarımı sanayiyle buluşturmasında saklıdır.
Tarım OSB, Çiçek OSB, Süt OSB, Gıda OSB, Yem OSB gibi başlıklar; yalnızca birer tabela değil, Tokat’ta üretimi büyütecek, istihdamı artıracak, gençleri yeniden üretime çekecek ve ürünün katma değerini şehirde bırakacak stratejik araçlardır. Benzer örnekler bugün birçok ilde var. Tokat’ın güçlü temsili; bu hedeflerin planlanmasında, doğru yatırım modelinin kurulmasında, kamu–özel iş birliğinin şekillenmesinde ve proje süreçlerinin hızlanmasında önemli bir kaldıraç olabilir. Çünkü Tokat’ın ihtiyacı, “çok üretip az kazanmak” kısır döngüsünden çıkmak; üretimi kaliteyle, pazarlamayla ve sanayiyle taçlandırmaktır.
Özellikle süt fiyatları meselesi, bu temsili gücün somut sonuç üretmesi gereken alanların başında gelir.
Üretici, girdi maliyetlerinin gölgesinde ezildiğinde yalnızca çiftçinin geliri değil, zincirin tamamı etkilenir; süt üretimi düşer, hayvan varlığı azalır, tüketici daha pahalıya ürün alır. Bu nedenle İlhan Köten’in Ulusal Süt Konseyi yönetimine seçilmesi, Tokat ve üreticiler adına önemli bir fırsattır. Üreticinin alın terini ve maliyet gerçeğini masaya koyan, sahadan gelen sorunları görünür kılan ve çözümü takip eden bir yaklaşım, Tokat’ta da Türkiye’de de üretimin sürdürülebilirliğine hizmet edecektir.
Bu noktada, Türkiye Tarımsal Süt Üreticileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Mahmut Şahin’in temsili de Tokat açısından ayrıca değerlidir. Süt üreticisinin sesi; yalnızca fiyat belirleme masalarında değil, üretimin sürdürülebilirliği, soğuk zincir, toplama–işleme altyapısı ve pazarlama kanallarının güçlendirilmesi başlıklarında da güçlü çıkmalıdır. Tokat’ta “Süt OSB” hedefi; üretimi planlayan, sütü işleyip katma değere dönüştüren ve markalı satış kanallarını büyüten bir modelle ele alındığında, üretici için düzenli gelir, şehir için kalıcı bir sanayi kazanımı doğurabilir. Mahmut Şahin’in sahadan gelen veriyi ve üreticinin gerçek maliyetini merkeze alan katkısı, süt zincirinin Tokat’ta daha sağlam kurulmasına önemli bir destek sağlayacaktır.
Tokat’ın elindeki bu güçlü temsil, bir araya geldiğinde şehir için ortak bir “tarım ve hayvancılık yol haritası” çıkarabilir. Bu yol haritası; planlı üretim, verimlilik, kalite, soğuk zincir, işleme–paketleme kapasitesi, lojistik, markalaşma, kooperatifçilik ve ihracat hedeflerini tek bir hedefte buluşturmalıdır:
Tokat’ta üreticinin daha çok kazanması ve Tokat tarımının ülke ölçeğinde rekabet gücünün artması.
Bu yaklaşım benimsendiğinde, Tokat yalnızca ham ürün satan bir şehir olmaktan çıkar; katma değer üreten, markası olan, pazarı genişleyen ve sanayisiyle güçlenen bir tarım merkezine dönüşür.
Sonuç olarak Tokatlı başkanlarımıza başarı dilemek elbette kıymetlidir; ancak başarının ölçüsü makamların ağırlığı değil, sahadaki üreticinin yüzünün gülmesidir. Tokat’ın elinde büyük bir fırsat var.
Şimdi mesele; bu güçlü temsili ortak akılla birleştirip Tokat’a kalıcı bir üretim altyapısı, güçlü bir pazar ve sürdürülebilir bir gelir düzeni olarak kazandırabilmektir. Tokat bunu başarırsa, tarımda da hayvancılıkta da yalnızca kendi bölgesine değil, Türkiye’ye örnek bir model ortaya koyabilir.
Ulvi GELBAL (24.12.2025)