Salih Ertaçoğlu yazdı: “Yapılanlardan, olanlardan dersler çıkarılmalı, herkes görevinin bilincinde, sorumluluğunda olmalıdır.”
Ülkemizin son yıllarda yaşadığı en büyük deprem felaketinde elli beş bin insanımız canından olmuş, 11 şehrimiz büyük yıkıntılara uğramıştır.
Birçok konuda olduğu gibi sorumluların, yetkililerin bu felaketlerden ders çıkarmadığı, sorumluluk almadıkları gibi vicdanlarının da acımadığı yapılan uygulamalarla görülmektedir.
Afet bölgesinde yıkılmış binalarla ilgili çeşitli davaların devam ettiği, binası yıkılanların ve yakınlarını kaybedenlerin yakınmaları ise; davalarda, bilirkişi raporlarına rağmen, “OLASI KAST” olarak mahkemelerce dikkate alınmadığı konusu da yürekleri dağlıyor.
Belediye sınırları içerisinde, inşaatlara ruhsat vermek, ruhsat ve eklerine uygun yapılmış bir bina ise yapı kullanma izin belgesini vermek 3194 sayılı İmar Kanununun 21. ve 30’uncu maddesiyle Belediyelere verilmiş görevlerdendir. Rant sistemi her şeyimizi yok ediyor ya.
İnşaat ruhsatı verilecek alanın depremsellik durumu, imarda kat adedi öncelikle değerlendirilerek ruhsatı verilir. Buna inşaatın temel vizesi, katlardaki inşaat durumu kontrol edilerek ruhsatına, projesine uygun yapılması temin edilir. Uygun yapılmış ise kullanma izni verilir. Uygun yapılmamış ise düzeltilemeyecek durumda olan kısımlarının encümence yıkım kararı alınır. (3194 sayılı yasa madde:32)
Yapılan uygulamalara bakıldığında 55 bin canın yok olduğu deprem bölgesinde de imar planında değişiklik yaparak kat adedini artıran Belediye Başkanları, karara imza atan Belediye meclisi üyeleri birinci derecede sorumludurlar.
Ruhsatsız yapılara göz yumulması, ruhsat ve projelerine aykırı inşaat ve çıkılan fazla katlara engel olmayan, imardan sorumlu imza yetkilisi, projenin fenni sorumlusu, denetim bürosu da aynı derecede sorumludur.
Sormak lazım 11 il ve ilçelerinde kaç Belediye Başkanı, Meclis Üyesi ve imar yetkilisi yasalara göre cezalandırılabilmiştir?
Deprem bölgesinde 269 canın kaybedildiği “RÖNESANS” Apt. davasında ölenlerin sayısı yeterli olmamış gibi “OLASI KASTI” uygulamayan yargı düzenine dikkat etmek gerek. Geleceğe çok kötü örnek olacaktır. Yapanın, yapanların yanına kalır mı? Cenab-ı Allah “kul hakkıyla gelmeyin” buyuruyor. Bu canların hakkını yargı koruyamazsa kim koruyacak?
Yapılanlardan, olanlardan dersler çıkarılmalı, herkes görevinin bilincinde, sorumluluğunda olmalıdır.
Sevgi ve saygılarımla.