Milletvekili adayları belirlenirken partilerin uyguladığı yöntem son yıllarda hep merkez yoklaması oldu. Yani Ankara’daki genel merkezler aday isimlerini belirliyor; bu da çoğu kez gerçek anlamda emek verenlerin dışlanmasına, Ankara’da “adamı olanların” vekil adayı olmalarına vesile oluyor.

Oysa “önseçim” ya da “temayül yoklaması” adı verilen demokratik yöntemlerle parti üyelerinin aday adaylarını belirlediği sistem denenmeye devam etseydi, herkes memnun olacaktı. Kaç aday adayı varsa sandıkta üyelerin oylarıyla sıralamaları belirlenecek, kimsenin de itirazı kalmayacaktı. Ama Türkiye’deki “lider odaklı” siyaset sistemi buna doğru dürüst izin vermedi, vermiyor da.

Siyasi Partiler Yasası’nın antidemokratik olması nedeniyle bu tarz sıkıntılar yaşanmaya devam ediyor. Parti genel başkanlarına geniş yetkiler veren yasa politikada alternatifleri engelliyor, siyaseti de bir bakıma tıkıyor. İktidarından muhalefetine hiçbir parti de Siyasi Partiler Yasası’nı değiştirmekten bahsetmiyor. İşlerine geldiği aşikâr; lakin gelişen dünyada böyle eski ve tıkaç görevi yapan yasalara yer yok.

Mesela AK Parti’nin Tokat’ta yaptığı temayül yoklamasında Avukat Mehmet Can’ın ilk sıralara geldiği bilinen bir gerçek. Şimdi beklenen, üyelerin teveccüh gösterdiği Mehmet Can’ın milletvekili sıralamasında ilk 3’te yer alması… Demokratik tercihler doğrultusunda yapılması gereken bu. Çünkü parti üyelerinin kararı, Ankara’da masa başında oturan teşkilat başkanının “isteğinden” daha önemlidir. AK Parti Genel Merkezi bu kez temayül yoklaması sonuçlarına saygı gösterip, üyelerin tercihleri doğrultusunda bir milletvekili sıralamasını gerçekleştirmek zorundadır.

Diğer partilerde de durum aynı… Ne temayül yoklaması, ne de önseçim, hiçbirinde yok. Örneğin İyi Parti’de Murat Toycan Selçuk bir nefer gibi neredeyse 1 yılı aşkın bir süredir sahada çalışıyor. Emek veriyor, maddi ve manevi her türlü feragati göstererek İyi Parti’nin bayrağını Tokat’ın her bölgesinde taşıyor. Yurttaşların kendisine olan teveccühlerinden anladığımız kadarıyla popülaritesi de her geçen gün artmaya devam ediyor. İyi Parti’nin Tokat’ta neden ön seçim yapmadığı bilinmiyor, ama bilinen bir gerçek var, o da hak edenlerin listelerde yer alması gerçeği…

Bu anlamda İyi Parti’deki Murat Toycan Selçuk gerçeği, liste sıralamasında nasıl olacak hep birlikte göreceğiz. Konuştuğumuz İyi Partililer Murat Bey’in sahadaki enerjisinden bahsederken, verdiği emeği anlata anlata bitiremiyorlar. Bizim gördüğümüz kadarıyla da müthiş bir emek var ortada. İyi Parti tabanı Tokat ölçeğinde “Murat Toycan Selçuk gerçeğinin” farkında; genel merkezlerinin de aynı “farkındalığı” görmelerini istiyorlar.

CHP’de ise Dr. Nafiz Bilal Durmaz’ın ayak seslerini duymayan kalmadı. Köylerden beldelere, ilçelerden il merkezine; muhtarlardan STK Başkanlarına toplumun bütün kesimleri tarafından adaylığı “toplumsal bir reflekse” desteklenen Dr. Nafiz Bilal Durmaz, “beklenen liste başı isim” olarak değerlendiriliyor. Aksi durumu düşünmek dahi istemeyen CHP tabanı, Dr. N. Bilal Durmaz ile gireceği seçimde estirecekleri rüzgârla yakalayacakları olası başarıları, şimdiden kutlamaya başladı bile. Dolaysıyla CHP Genel Merkezi’ne yönelik “Dr. Bilal Durmaz beklentisi” bu şehrin her santimetrekaresinde dillendiriliyor…

Siyasi parti liderleri demokrasiyi kendi partilerinde kurumsallaştıramadıkları sürece, bu ülkeye demokrasi zor gelir. Önce kendi içlerinde demokrat olacaklar ki insanlar güven duysunlar. Önseçim yapılmadan gidilen her seçim yarım kalmış bir seçimdir; demokrasinin ilk adımını önseçimle gerçekleştiremeyenler, sanırım demokratik olgunluğu da gösterememiş olanlardır.

Henüz vakit geçmiş değil. Pazar gününe kadar listeler şekillenecek ve Yüksek Seçim Kurulu’na isimler verilecek. Seçimin önemi göz önüne alındığında genel merkezlerin stratejik hatalardan uzak durarak, nokta atışlı kararlarla üyelerinin, halkın ve kamuoyunun sesine kulak vermeleri bekleniyor.

Bakalım Tokat’ta AK Parti temayülün sonucuna göre mi davranacak; İyi Parti, yapmadığı önseçimin telafisini sahaya bakarak mı yapacak; CHP, tabanının, örgütlerinin ve halkın gür sesini mi dinleyecek, hep birlikte göreceğiz…