Hak temelli yaklaşım, “bireyleri etkisiz yardım alıcısı olarak değil de doğuştan gelen haklara sahip ‘hak sahibi’ olarak gören, devleti ve kurumları da bu hakları sağlamakla yükümlü ‘görev sahibi’ kabul eden bir anlayışı” temsil eder. Hak temelli yaklaşıma sahip bir yönetim, hizmet öncelikli performansıyla çalışmalarını sürdürür ve toplumsal beklentiler doğrultusunda işler belli bir programla gerçekleştirilir.
Bugün Tokat Belediyesi’nin birçok konudaki başarısı işte bu anlayışın tezahürüdür. Mahallelerden caddelere yansıyan ve yurttaşlar tarafından da takdirle karşılanan çalışmalar bütünü, bu tezahürün kişilerdeki memnuniyet nedeni olarak kayıtlara düşüyor. Alt yapı, temizlik, kurumsal iletişim, ulaşım, sosyal belediyecilik ve daha birçok konuda yakalanan başarı ivmesinin izahı, Başkan Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’nun vizyonu, ufku ve çok denklemli algoritmaları çözme becerisinde yatıyor.
Yazıcıoğlu’nun kentin tarihi değerlerine bağlılığı da ayrı bir realite. “Selçuklu da Osmanlı da Cumhuriyet de bizim” diyebilen bir Başkan olduğu için, belediyecilikteki önceki alışkanlıkları kaldırıp attığını, son 26 Haziran kutlamalarında gördük. Yazıcıoğlu, Atatürk’ün Milli Mücadele yolunda Tokat’a ilk kez geldiği 26 Haziran 1919’un yıldönümünde geçen yıl olduğu gibi “Ne mutlu Türküm diyene!” dedi.
Kendinden önceki dönemlerde 26 Haziranlarda çelenk töreni ve Atatürk’ün geldiğinde kaldığı ev ziyareti dışında hiçbir etkinlik yapılmazken, anma programları tüm güne serpiştirildi. Atatürk ve Tokat Konulu Panel, Türk Hava Kuvvetleri PK Gösterisi, Yaşayan Miras Şöleni Kortej Yürüyüşü, Resmi Kutlama Programı ve Atatürk Giysi Koleksiyonu Defilesi ile belleklere kazınan etkinlikler düzenlendi. Bu ve benzeri değişimlerle tarihsel önemine, yüzyıl öncesinin Milli Mücadele ruhuna ve Atatürk’üne kavuşan Tokat, bundan sonraki süreçte bu değişimi daha ileri boyutlara taşıyacak elbette.
Şehircilik ve imardan tarihsel, kültürel ve sosyal yaşantısına varana değin değişimi tüm hücreleriyle yaşayan Tokat, kavuştuğu yeni belediyecilik anlayışıyla önündeki birçok engeli de kaldıracak morale kavuştu. Kısaca “interaktif belediyecilik” olarak adlandırdığımız, detaylarını çok ileri boyutlarda anlatabileceğimiz ofansif hizmet anlayışı bu moralin de kaynağı aynı zamanda. Yılların biriktirdiği meselelerin sistematik bir örgü ve objektif argümanlarla ortadan kaldırıldığına her şahit oluşumuzda, bahsettiğimiz engellerin çerçevesini de tahmin edebilirsiniz.
Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’nun çalışmalarının günübirlik, rutin ve klasik argümanlar olmadığını, “eser bırakmak” anlayışıyla günlük, aylık ya da yıllık geçiştirmelerle değil, yüz yıllık değişimleri hedeflediğini anlamak lazım. Kaldı ki yüz yılın değişiminin ipuçlarını temizlikten ulaşıma, kentsel dönüşümden şehir estetiğine varana değin sürdürülen çalışmalarda, şehir hafızasının yeniden canlanmasında, Milli Mücadele ruhunun geri gelmesinde görüyoruz.
Çok şükür bugün, “Ne mutlu Türküm diyene!” diyebilen bir Başkana sahibiz. Ve çok şükür ki bugün, “Kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet’in” ruhunu yakalamış, o ruhu sahiplenmiş ve yalnız babasının değil, bu ülkenin Banisi Mustafa Kemal Paşa’nın izinden şerefle yürüyen bir Başkanın hizmet yolculuğuna eşlik ediyoruz.
Hasılı, memnunuz, mutluyuz, ziyadesiyle müteşekkiriz…