Tam 2 yıldır “değişim” adı altında atılımları yaşayan bir şehir görüntüsü çizen Tokat, Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’nun çizdiği yol haritasıyla bugün çok farklı bir yerde. Şehir dışına çıktığımızda Tokatlı olduğumuzu öğrenenlerden sıkça karşılaştığımız “Sizin belediye başkanınız çok çalışkan, Allah bize de öyle bir başkan nasip etse” sözlerinin karşılığı, geldiğimiz bu “farklı” yerin en net açılımı.
Tokat’ın caddelerinden başlayıp en ücra mahallelerine kadar giden hizmetlerin; resmi bayramlarda sürekli vurgulanan Türklük ve Atatürk imgelerinin, adı sürekli dillerde olan ama hiçbir zaman başlatılamayan kentsel dönüşümün gerçekleşmesinin, çok uzun zamandır ihmal edilen Ramazan’ın manevi iklimini yaşatan etkinlik çadırıyla ruhani bir dirilişin, Türk kadınına verilen değerin simgesi olarak, şehrin caddelerinin temizliğinin kadınlara emanet edilmesinin, hatta unutulan “vefa” duygusunun yeniden tezahür ederek, kente hizmetleri olan ve ebedi aleme irtihal eden belediye başkanlarımızın ölüm yıldönümlerinde anma mesajları yayımlanmasının değerini biliyoruz artık.
Nazım Hikmet’in şiirindeki “Ben sadece ölen babamdan ileri, doğacak çocuğumdan geriyim” dizesini ete kemiğe büründüren Kemal Bey, babası merhum Valimiz Recep Yazıcıoğlu’nun yaşam felsefesi yaptığı “çalışkanlığı” sürdüren anlayışıyla, Tokat için elini değil adeta gövdesini taşın altına koydu. 14 Kasım 2025’te kaleme aldığım köşe yazısında onun bu özelliğini, “Bugün bu şehrin geçici olarak belirlenen stadının milyon liraları aşan çimlerinin yenilenmesinden tutun da Organize Sanayi Bölgesi’nin borç yükünden kurtulmasına varana değin birçok mesele de Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’nun imzası var.” diye yazarak vurgulamıştık.
Ve yine 11 Ekim 2025’te, “Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’nun; Atatürk başta olmak üzere Alparslan’dan, Danişmend Gazi’den, Fatih’ten bahsederek sözlerini, ‘Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti! Yaşasın Tokat! Ne mutlu Türküm diyene!’ diye bitirmesi karşısında, ‘Ne mutlu Türküm diyene mi dedi?’ şaşkınlığını yaşayanların şahitliyle yazıyorum bu köşe yazımı…” demiştim.
Bunlar az buz işler değil gerçekten. Korku duvarlarının yıkıldığı, 26 Haziran’daki Ata’nın Tokat’a ilk gelişinin kutlandığı o törenlere zoraki katılımların olmadığı bir yere evrildik çok şükür.
Son olarak Tokat Belediyesi ile Ankara Üniversitesi arasında imzalanan protokol kapsamında ücretsiz temin edilen 380 adet tematik oyuncakla şehrimize “Oyuncak Müzesi” kazandırdı Kemal Bey.
Tokat’ta bir ilk olma özelliği taşıyan Oyuncak Müzesi, Hıdırlık Şeyh Meknun Zaviyesi’nde açılacak. Alanındaki bu “ilk” müze ilgili “Tokat’ta bir ilki daha gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Ankara Üniversitesi ile yaptığımız iş birliği sayesinde 380 adet tematik oyuncağı şehrimize kazandırdık. Oyuncak Müzemiz, sadece bir sergi alanı değil, aynı zamanda geçmiş ile gelecek arasında köprü kuran, kültürel hafızamızı yaşatan önemli bir merkez olacak. Çocuklarımızın hayal dünyasını zenginleştirirken, büyüklerimizi de kendi çocukluk hatıralarıyla buluşturacağız…” diyen Yazıcıoğlu’nun heyecanına, bizler de ortağız artık.
Başkanlık makamının kapısının her zaman vatandaşlara açık olması, yenilenen toplu ulaşım araçları, belediye araç filosuna katılan yeni teknik araçlar, Beyaz Masa’nın sorunlara çözüm noktasındaki aktif hali, BELMEK’lerde kadınların meslek edinmelerine ve üretime olan katkıları, Halk Ekmek Fabrikası ile yoksulun sofrasına sunulan unutulmaz destek, başkan yardımcılarının koordineli çalışmaları ve bir bütün halinde sorunlara çözüm noktasında “ekip ruhu” ile hareket edilmesi gibi rasyonel başarıları da bir kenara not etmek gerekir.
Kısaca Mehmet Kemal Yazıcıoğlu ile 2 yılda değişimde zirveyi gören Tokat, “değişimin” ne anlama geldiğini tüm Türkiye’ye de göstermiş oldu…