Son günlerde Suriye’nin üniter yapısı, devletimizin hudut güvenliği ve bölgede yaşayan Türk soydaşlarımızın selameti açısından son derece ehemmiyet arz eden gelişmeler yaşanmaktadır. Malumunuz 8 Aralık 2024'de Suriye’ye 61 yıl boyunca kabus gibi çöken Baas rejiminin ve katil Esad hanedanlığının yıkılışına şahit olduk. Bugün bölgede yaşananları doğru okuyabilmek için evvela Baas ideolojisinin mahiyetine kısaca değinmekte fayda olduğunu düşünüyorum.

Baas Partisi’nin ideolojik zemini iki ana sava dayanmaktadır: Arap milliyetçiliği ve Arap sosyalizmi. Batılı emperyal güçlerin Arap coğrafyasını müstemleke haline getirme girişimlerine karşı ulusal bir milliyetçilik ve sınıfsal eşitsizliği ortadan kaldırmak. Fakat Baascı kadrolar ekseriyetle aristokrat çevrelerden ve askeri bürokrasiden neşet etmiş, halktan kopuk ve baskıcı bir siyaset izlemiştir. Nitekim katil Esad ailesi de bu yapının tabii bir sonucu olarak Suriye’ye musallat olmuş, oportünist duruşlarıyla ülkeyi mütemadiyen kaosa sürüklemiştir.

Bu noktada özellikle altını çizmek istediğim husus, Esad rejiminin Suriye’deki Türk soydaşlarımıza yönelik sistematik baskı politikalarıdır. Soydaşlarımız, bölgenin asli unsurları olmalarına rağmen Esad rejimi tarafından bilinçli şekilde dışlanmış, bürokrasiden ve siyasi hayattan uzak tutulmuştur. Esad rejiminin Türk nüfusu eritme ve tasfiye çabalarına rağmen, 2011’den devrime giden süreç boyunca Türkmenler Türkiye’nin askeri ve istihbaratı destekleriyle kuvvet kazanmış; varlıklarını muhafaza ederek Suriye halkının yanında kasap Esada karşı fiilen çarpışmıştır. Nihayetinde eli kanlı katil rejim 8 Mart 2024 tarihinde yıkılmış, Suriye halkı ve soydaşlarımız hür ve müstakil bir geleceğe göz kırpmıştır.18 Ulkenin En Iyi Oldugu Alanlar Aciklandi Turkiye Bu Alanda Liderligi Kimseye Birakmadi Demq Cover

Milliyetçi Hareket Partisinin Lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin Terörsüz Türkiye vizyonu ve coğrafyamızın müşterek problemlerine yönelik paradigmaları sonucunda yıllardır vatan sathında mücadele ettiğimiz apocu zihniyet PKK’nın kendini lağvetmesi devletimizin iç ve dış politikalarını netleştirmiş, memleket için hayırlı kapılar aralamıştır. Buna mukabil Suriye’de istikrarı bozmak isteyen emperyalist kuvvetlerin vekilliğini üstlenen SDG/YPG terör örgütü, Fırat’ın doğusunda özerk bir yapı hayaliyle hareket ederek Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve Türkiye’nin hudut güvenliğine tehdit oluşturmaya devam etmiştir.

Terör örgütü SDG, Mart 2025’te Şam yönetimiyle bir mutabakata imza atmış; 31 Aralık 2025’e kadar Suriye Devleti’ne entegre olacağını beyan ederek masadan kalkmıştır tam teslimiyet göstermesi gereken bölücü örgüt, ayak sürümüş; vandallık ve terör eylemleriyle süreci bilinçli biçimde sabote edip maksimalist tutumlarıyla dikkat çekmiştir mamafih geçtiğimiz günlerde verilen süreninde dolmasıyla Suriye Ordusu’nun başlattığı kapsamlı operasyonlar neticesinde örgüt, Halep’ten Kamışlı’ya uzanan hatta geri çekilmeye mecbur bırakılmıştır.

Hülasa Suriye’deki terörist SDG vaktini oldurmuştur, sona doğru adım adım ilerlemektedir. Bölgeyi yeniden kuran Suriye’ye nizam ve huzur getirecek olan Türkiye Cumhuriyeti’nin Suriye politikasıdır. Bu politika, milletimizin uzun zamandır hasretle beklediği neticeleri vermeye namzettir.

Bekleyelim, görelim ve kavuşalım… Sağlıcakla kalın...

Alp Akgül
Alp Akgül-1