Kemal Yazıcıoğlu’nun Başkanlık makamına geçtiği günden bu yana yalnız kentsel iyileşmeler değil, bu şehirde birçok algı da değişti. Öncesinde klasik ve dar bir anlayışla sürdürülen belediyecilik tekamülü, yerini devinim halindeki yeni ve çağdaş sürekliliğe bıraktı. Anlayış değişiminin tezahürü iletişim diline, moderniteye ve kentin her tarafında iyileşmelere vesile oldu.

Belediyelerin en temel özelliği, “Gündelik yaşamı kolaylaştırmanın yanı sıra ihtiyaç sahibi halka yardım etmek, aşevleri, sığınma evleri, kütüphaneler, huzurevleri, tanzim satış mağazaları gibi kurumlar oluşturarak hayatı yaşanılır kılmak” olarak tarif edilir. Bu klasik tanımın yanına “İnsanı merkeze alan, halkçı politikaları günlük siyasetin uzağında uygulayan, eşit, adil ve ülkenin kurucu değerlerine bağlı hizmetler bütününü sergilemeyi” koyan Yazıcıoğlu, bambaşka bir refleks sergiledi.

Hayatın doğal akışı içerisinde yaptı tüm bunları.

Yurttaşların meseleleri karşısındaki ofansif ve çözüm odaklı tutumu birçok şeyi de beraberinde getirdi. Hızlı, üretken, anında çözülen her sorun karşısında ilk zamanlar herkes şaşkınlık yaşıyordu, şimdilerde alışıldı bu duruma da. Sözünü esirgemeyen, gözünü budaktan sakınmayan “Yazıcıoğlu stili” bir anda şehrin sokaklarında yankı buldu. Şimdi çocuklar bile isteklerini Başkana iletmek için çabalıyor; çünkü biliyorlar ki Yazıcıoğlu’na akseden her talep karşılığını buluyor. Milletin isteğine sadece kapısını açmakla kalmayan bu anlayış, gönlünü de kalbini de bu uğurda şehrin geleceğine adamaktan bir an bile tereddüt etmiyor.

Başarıya giden yol “inanmak ve adanmaktan” geçiyor elbette. Şahsına Başkanlık makamını teslim edenleri mahcup etmemek için çabalayan, mesai mefhumu gözetmeksizin çalışan ve kendini bu uğurda Tokat’a adayan Kemal Bey, inandığı doğrularla sergilediği başkanlığında farkını çoktan ortaya koydu. “İnanıp adanarak” yaptı bunu. Başarısının ardındaki realiteyi görmeden düz bir mantıkla Tokat örneğini anlamak mümkün değil. Dolayısıyla “Yazıcıoğlu stili” birçok öğeyi içinde barındıran siyaset dersleriyle dolu.

Geldiğimiz noktada Yazıcıoğlu’nun ekip çalışmasını profesyonelce yapması; Recep Bozdemir, Haydar Alpat, Fuat İşeri, Hayri Korkmaz ve Melik Bingöl gibi kaliteli isimlerin Başkan Yardımcılıklarında gösterdikleri yüksek performansla belediyenin sahadaki varlığını güçlendirmesi, tesadüf değil. Tesadüf olmadığı gibi, yakalanan başarıya bakarsak, çok da zor olmalı çıtayı bu kadar yükseltmek.

Hepsi ilmek ilmek işlenen bir çalışma örgüsünün tezahürü. Statükodan uzak, temelinde insana ve hayata dair etik değerlerin yer aldığı perspektifin ürünü tüm bunlar. “Halk için halkla beraber” bir kaderin ortak paydasının savunula geldiği değerler bütünü. Yani sahada ne varsa, milletin ta kendisi.

Ha, peki “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu” misali “sosyal medya icat oldu insanlık bozulmuştu” ya oradan yazanlar var ya öyle belli belirsiz, öyle kaba, nobran, cahilce iftiralar sarmalıyla yazıp çizenler, peki onlara ne diyeceğiz? Biz demeyelim bir şey, bakın asırlar öncesinden Yunus Emre demiş zaten diyeceğini:

“Yan yüreğim yan, gör ki neler var, Bu halk içinde, bize gülen var. Ko gülen gülsün, Hak bizi bilsin, gâfiller bilsin, Hakk'ı seven var. Bu yol uzaktır, menzili çoktur, geçidi yoktur, derin sular var. Her kim merdâne, gelsin meydâne, kimde hüner var? Yunus sen bunda meydan isteme, meydan içinde, merdaneler var…”

Eyvallah Pirim, eyvallah…