E. Vergi Dairesi Müdürü Ömer Yılmaz yazdı: “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur ve olmamıştır.”

Geçenlerde yazdığım ve bu köşemde siz değerli okuyucularımla paylaştığım köşe yazımda, “Hukuk, güçlülerin hakkını korumak için ihdas edilmiştir.” demiştim.

İşte buna örnekler:

1953: İran petrolü millileştirir — darbe

2003: Irak, petrolünü dolar ile satmaya “yok” dedi — darbe

2011: Libya, altına dayalı Afrika parası dedi — darbe

2025: Venezuela, petrolü İsrail’e satmıyor, Çin’e gönderiyor — kaçırılma

Bugünlerde de Amerika Birleşik Devleti Başkanı’nın “Grönland’ı istiyorum, uluslararası hukuk beni ilgilendirmez.” ifadesi ile Venezuela için ortaya koyduğu tavır, bu söylemimizle bire bir örtüşüyor.

Birleşmiş Milletleri uygulamaya koyan kural ve kaidelerini belirleyen güç kendileri olsa da bu kuralların kendilerini bağlamayacağının açık beyanıdır bu ifade. Ne zaman ki gariban, mazlum devletler söz konusu olursa işte o zaman uluslararası hukukun tüm kuralları acımasızca tecelli edecektir. Bu, zalim ve emperyalistlerin bitmek bilmeyen emellerinin yüzyıllardır süren sürecinin devamından başka bir şey değildir.

İşte “medenî” diye dünyaya yutturulan bu sözde medeniyet; bizlerde de hatırı sayılan bir güruhun sorgusuz sualsiz kendini teslim ederek medet uman zavallıların hayali ve hedefi olmuştur. Özgürlük, demokrasi, insan hakları savsatası ile kandırılan bu grubun gözleri, akılları, vicdanları adeta satın alınmış ya da icara verilmiştir.

Bu savsatalar sonucu bu aziz millet, tabiri caizse önce tarlasını, sonra bahçesini, sonra avlusunu; az daha evini de kaybedecek duruma düşürülmüş, koca imparatorluk kâğıt para gibi harcanarak yok edilmiştir.

Bitmiş midir bu emperyalistlerin beklentileri ve hevesleri? Hayır, bitmemiştir. Bitmez de; ta ki bizler en az onlar kadar askerî, siyasî ve ekonomik olarak güçlü olana kadar devam edecektir.

Ülkemiz ne edip etmeli; mutlaka bir yandan ekonomisini güçlendirirken diğer yandan stratejik silah olan nükleer güce sahip olmalıdır. Ayrıca burnumuzun dibinde Kıbrıs Rum Kesimi’nin aşırı silahlanmasına müsaade etmemeli; İsrail ile ilişkilerini tehdit sayarak gerekli adımları iş işten geçmeden atmalıdır. İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin hareketlerini düşmanca değerlendirerek tedbirlerini almalıdır. Amerika Başkanı’nın bizi allayıp pullamasına inanmayıp “aramız bozulmasın” diye onun dümen suyuna asla girmemelidir.

Zira unutmamak gerekir ve tarih de şahittir ki Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur ve olmamıştır. Ne yazık ki dün de böyleydi; Allah korusun, başımız dara düşerse bugün de, yarın da böyle olacaktır.

Dolayısıyla 100 yıldır derin uykuda olan bu coğrafyanın üzerinde dolaşan kara bulutları yine bu coğrafyanın insanı bertaraf edecek ve üzerinde oynanan oyunları bozacaktır. Başka seçeneği ve şansı yoktur.