Sevgili Oğlum,

Bir süredir sana her sabah   “verimli, mutlu ve başarılı  günler dileklerimi” ileterek  telefondan mesaj atıyorum. Bunu samimiyetle ve içten yapıyorum. “Babanın evladına duası  peygamberin ümmetine duası gibidir” diyen bir  dinin mensubu olarak bu dileklerimin  sana faydalı olduğunu  her sabah umut ve neşe olduğunu görmek de beni mutlu ediyor.

Sevgili oğlum,

Genelde iyi niyetli dostların olduğu ortamlarda insanların birbirine hayırlı ve bereketli günler dilemesi gerekirken günümüzde insanlar sabahları asık suratlı ve keyifsiz, uykudan uynamanın zorluğu ile  birbirlerine bu dilekleri iletmiyorlar. Ama  “güne nasıl başlarsan öyle devam eder”  inancımız her zaman var ve  sabah neşeli olan insanlar günü de verimli ve başarılı tamamlarlar genelde. Tabii ki “ istisnalar müstesnadır”

Sevgili oğlum,

Sadece sana değil de  herkese sabah iyi  günler dileklerimi sunmak  benim şiarım ama  bazen öyle ortamlarda bulunuyoruz ki insanlar, “bir şey söylese de hemen  dalgamızı geçsek”  şeklinde  bekliyorlar ya da  önemsemedikleri insanların selamını  bile almıyorlar. Hatta  selama bile ya kayıtsız kalıyor ya da kötü cevaplar verebiliyorlar. Bu yüzden dilek sunma arzumuz havada kalıyor.

Sevgili oğlum,

Bunları eleştiri  olarak algılayan çok insan olur  ama bizimkisi eleştiriden çok durumu tespit etmek ve kimseye zarar vermeden dileklerimizi sunmak. Eğer güzel dikleklerimizi sunduğumuz cevap vermez, anlamaz ve  tersten anlarsa o zaman onları görmemezden gelmek de bir  güzel niyet dileğidir. Çünkü  kötü söz ve davranışları engellemek de bir erdemdir. Sen  söylemezsen  onlarda kötü cevap vermeyeceğimne göre onları da kötülüklerden  korumuş oluyoruz onlara cevap vermemekle.

Sevgili oğlum,

Sana yazdığım mektuplar ile doıstlara yazdığım mektuplar ne kadar özenle , kimseye zarar vermeden  yazmaya çalışsak da  “her şeye bir kulp takma” işini kendine görev edinmiş insanlar  gene de  mektuplara  bir kulp takacaklar ki , “oğluma kulplu mektuplar” diye sana mektuplar yazasım geliyor.

Sevgili oğlum,

Sadece sana değil, bize saygı duyduklarına inandığım gençlere de  her sabah iyi günler dileyen mesajlar atmaya başladım ki,  mesaj attıklarımın geri dönüşleri  bu dileklerin insanları ne kadar sevindirdiğini ve  bu dileklerin  dua gibi etkisini gördüklerinin ispatı.

Sevgili oğlum,

İnsanlara ne kadar iyi dileklerimizi sunsak da bazı  insanların bize karşı “kalıplaşmış  önyargılarını ve olumsuz davranış  tarzlarını “değiştiremiyoruz. Bazı insanlar  dünyaya  “insanları sevindirmek “ için gelmişse ne yazık ki  çoğu  da  sevgi adı altında” insanları üzmek için “ gelmişler nerede ise.

Sevgili oğlum,

“Doğru bildiğimiz davranışlar” ı her zaman yapacağız ama başkalarını üzmeden  incitmeden. Bizim sevgi adı altında   yaptığımız davranışlar karşımızdak insanı üzüyorsa artık ona  öyle davranışta bulunmamak  lazım. Bazıları  ısrarla bu davranışı yapıyorsa bu hastalık belirtisidir ve  böyle insanlar ile muhatap olmamak  en iyisidir.

Sevgili oğlum,

Yaşı küçük insnaların da  bir ortama girince yaşça büyük insanların yanına giderek ellerini sıkması hal hatır sorması da  “iyi dilekler”  sunması  demektir. Büyüklerin elini sıkmamak ve saygı  gösterisinde bulunmamak mezaret kabul edilmeyecek  bir  kötü davranıştır. Bu davranışta bulunan insanları da her zaman yaptığımız gibi uyarmak da görevimizdir. Biz bunları yaptıkça  “eleştirme” sitemleri alsak da doğru  olanı yapacağız.

Sevgili oğlum,

Bu mektupları  herhangi  birilerini itham etmek için yazmıyoruz. Bazı insanlar yazdıkalrımızdan alınganlık göstererek  “bundan şu kişiyi mi  anlatmış, yoksa  bu kişiye mi mesaj vermiş” gibi anlamlar çıkararak  eleştirmeye başlıyorlar. Onlara da saygımız var. İsteyen iyi isteyen kötü der ama  kimse “şunu yazmışsın da bunu yazmamışsın “ diyemez. İsteyen  sevdiği insanları meth eden yazılar yazabilir ve ama bizden de o insanları meth etmemizi bekleyemez.  Onun sevdiği insan olabilir ki zamanında bizlere çok kötülüğü dokunmuş ve bizi çok üzmüş olabilir. Bizi üzeni biz üzmeyelim tabii ama  meth etmek istemiyorsak da  buna saygı  duyulması gerekir. Aynısı bizim içinde geçerli, Bizim sevdiğimizi herkesin sevmesi gerekmez ve  bizim sevdiklerimiz veya değer verdiklerimizi de başkaları eleştirebilir. Kimseye bizim sevdiğimizi seveceksin, sevmediklerimizi de sevmeyeceksin deme  hakkımız olamaz. İnsanlar  bizim emir erimiz değil sonuçta.

Sevgili oğlum,

Sana uzun zaman mektup yazmamıştım. Yazmayı özlemişim. Bu mektup bu özlemin ürünü. Sana karşı güzel dileklerimiz  büyüyerek bir mektuba dönüştü. Bu dilekleri keşke her insan her sabah sevdiklerine  yakındaysa sözlü, uzaktaysa mesajla yapsa. Ama toplu değil, bizzat isimlere tek tek yazınca daha samimi ve etkili oluyor. Buna şahit olmak beni de mutlu etti.

Sevgili oğlum,

Mektuplarımı sana yazıyorum ama  aslında  “oğlum sana yaızyorum torunum sen de oku”  temennisi ile yazılan yazılar. Kimi bu mektupları olumlu yorumlar kimi olumsuz, kimi  dalgasını geçer , kimi de “iyi ki okuduk” der. Artık yazdıklarımdan   kim nasıl  yorum çıkarırsa. Yaradan herkesin gönüne göre anlamasını  nasip etsin.

Sevgili oğlum,

Hayat  iyi dilek temennileri, olumsuz  yorumlar, güzellikler  kötülükler, insanlarla alay etmeler, boş konuşmalar  aklına ne gelirse  devam ediyor ve biz  faydalı olana yaklaşmak, zararlı olandan uzaklaşmak ve hep ama hep iyi dileklerde bulunan insan olarak yolumuza devam etmek  azminden hiçbir şey kaybetmeden yola devam edelim. Bizim amacımzı en güzel yaradan  anlar.

Sevgili oğlum,

İyi günler dileklerimiz gibi, iyi ve güzel mektuplar ve eserlerde de  her zaman bir arada olmak en büyük temennimizdir..