Bu köşede arada sırada topluma umut veren, pozitif düşünmeyi kendisine şiar edinen, etrafına faydalı, yardımsever ve işlerinde başarılı isimleri okuyucularımızla buluşturuyorum. Çünkü bu isimlerin yakından tanıtılması gerekiyor. Bu önemli figürlerin örnek alınması, yaptıklarının bilinmesi ve toplumsal bir algının oluşturularak, “iyiliğin, yardımlaşmanın ve dayanışmanın” tabana yayılması için bunun şart olduğunu düşünüyorum.

Kurumlarımızın başarıdan başarıya koşan idarecileri, görevlerini hakkıyla yapan müdürlerimiz ve çalışanlarımız ile muhtarlarımız, STK yöneticilerimiz ve hayırsever iş adamlarımızın topluma örnek gösterilmeleri gerekiyor. Yapılan işler tanıtılıp güzellikler paylaşıldıkça, insanlarımızın kendilerine olan güvenleri de yerine geliyor.

Moraller yükseliyor, geleceğe dönük umutlar perçinleniyor, kısaca hayat daha da güzelleşiyor

İşte tam da bu noktada Tokat Valisi Abdullah Köklü, Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu, İl Özel İdare Genel Sekreteri Ahmet Kayhan başta olmak üzere, mesailerini “Allah’ın rızası, milletin duası” için harcayan idarecilerimizin varlığıyla daha mutlu, umutlu ve daha güçlü olduğumuzu hatırlamak gerekir.

Siyasi polemiklerden uzak, herkesi olduğu gibi kabul eden, millete hizmet ederken siyasi saiklerden ve önyargılardan uzak durarak herkese eşit davranan böyle idarecilerin varlığı, bu şehir için gerçekten büyük ve değerli bir kazanç.

Yüce Allah, devlete ve millete olan sadakatleriyle varlıklarını daha da anlamlı kılan bu kıymetlilerimizin sayılarını artırsın, ayaklarına taş değdirmesin.

Dünyanın geçici bir yer olduğuna inanan; şairin dediği gibi “bu dünyayı bu dünyadan ibaret saymayan”, yaptığımız her işten hesaba çekileceğimizi aklından hiç çıkarmayan, merhamet ve adaletten ayrılmayan, garibanın-çaresizin-ihtiyaçlının istemesine fırsat vermeden yardımını esirgemeyen bu güzel insanların varlığıyla umutlarımız yeşeriyor.

Bu ülkenin kadir-kıymet bilen, hayata dair sorumluluklarını unutmayan insanlarının sayıları çoğaldıkça, geleceğimize dair iyimserliğimiz de artıyor.

Bu satırları kaleme alırken Muhsin Yazıcıoğlu’nun “Bir saniyesine bile hükmedemediğimiz bir dünya ve hayat için bu kadar fırıldak olmanın anlamı yok. Dik duracağız, düz yaşayacağız.” sözünü bir dost paylaşmıştı. Sözün taşıdığı anlam, paylaşanın hayat görüşüydü aynı zamanda. “Keşke herkes, hepimiz, paylaştığımız sözleri dünyada ilke edinerek yaşasak” diye geçirdim içimden…

Sanırım “Kuşa kanadı ağır gelmez” diyenler, merhamet ve adalet abidesi insanların birer anaç kuş, yakınlarında bulunanların da kuşun kanatları olduğunu söylemişler sanki.

Bu dünyayı bu dünyadan ibaret saymayan anaç kuşların yolu hep açık olsun, verdikleriyle çoğalsın, aldıklarıyla yol alsın…

Cuma’mız ve bahtımız hep hayrolsun.