Salih Ertaçoğlu yazdı: “Köyler Büyük Şehir Yasası ile bomboş kalıyor. Yarın tarım yapacak çiftçi de kalmayacak.”
Değerli okuyucularım bazen geçmişte yaşadıklarımızı unuttuğumuz önemli hayati konular oluyor.
Daha ilkokul seviyesinde öğrendiğimiz güzel yeşil ülkemizin yetiştirdiği ürünlerin nüfusumuza yettiği, dışardan ithal sebze, meyve ve et ürünleri olmadığını, kendine yeten 7 ülkeden biri olduğumuzu gururla dinleyerek yetiştik.
Günümüze geldiğimizde, tarıma gerekli önem verilmediği, üretim programları bulunmadığı için, market raflarına baktığınızda, nohudun, mercimeğin, pirincin, fasulyenin ithal ürün olduğu etiketini görünce içimiz sızlıyor. Çok ihtiyaç duyduğumuz dolarlarımızı başka ülkelerin çiftçilerine aktarıyoruz.
Ülkenin Tarım Orman Bakanlığı var, il müdürlükleri, ilçe teşkilatları var. Binlerce mühendis, görevli istihdam edilir. Tarım programı planlaması olmadığı için, verimli topraklarımızda yetişen nohut, mercimek, pirinç, fasulye neden ithal edilmektedir?
İkinci önemli bir konu ettir. Geçen gün tv haberleri, komşu ülkelerle, ülkemizdeki et fiyatlarını açıklıyordu.
İran’da 1 kg et 9,2 dolar, Irak’ta 12,6, Bulgaristan’da 13,2, Yunanistan’da 15,2, Ermenistan’da 11,9, Gürcistan’da 9,7 dolar iken, ülkemizde bu rakamın 21,5 dolar olduğu gerçeğiydi.
Neden hangi şartlarda aziz milletimiz en pahalı eti tüketiyor?
Çiftçimize, besicilerimize gereken önem verilmiyor. Dolarımız var ya dışardan canlı veya karkas et satın alırız hesabı yapılmaktadır.
İthal eti kimler ithal ediyor? Birileri zengin ediliyor.
İthalata aracı koymadan Bakanlık olarak doğrudan ithal yoluna gidilmiyor. Niçin? İşte bu nedenle milletimiz eti çevre ülkelere göre çok pahalıya yiyor.
Dar gelirli vatandaşlarımız sabahın karanlığında 1 kg et için ayazını yiyor. Göz göre göre bu millete adeta dayatılıyor.
Köyler Büyük Şehir Yasası ile bomboş kalıyor. Yarın tarım yapacak çiftçi de kalmayacak.
Ne güzeldi, “YERLİ MALI YURDUN MALI, HER TÜRK ONU KULLANMALI.”
NEREDEN NEREYE GETİRİLDİK?
Sevgi ve saygılarımla.